Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2017 Pazartesi

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL: "BİZ BU ÜLKEYİ KARŞILIKSIZ OLARAK SEVDİK VE DEVLETİN DİNİ'NİN ADALET OLDUĞUNU BİLDİK VE BUNA İNANDIK" DEDİ

Ülkemizde yaşanan olaylar bir komplo teorisidir. Vatanına milletine bağlı kalan milleti kimse yıkamaz. Vatanı sevmek demek, “Adaletli olmak” demektir. Zira: 
“DEVLETİN DİNİ ADALETTİR” 
Adaletsi devlet yöneticileri faziletsizdir.
Adaletin kaynağı Vatan ve Millet sevgisidir. Vatanını sevmek hizmetle olur. Vatan hizmet bekliyor. Bu kervana sende katıl. Vatanı sevmek, mücadele etmektir..
Bize bu cennet vatanı kanları ve canları ile armağan eden aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunarım. Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
MİLLETİN BİRLİK VE BERABERLİĞİ MUTLAKTIR.
Özbakkal, "Kahraman Türk Milleti’nin çok iyi bildiği ve her yıl kutlamaktan onur duyduğu "Zafer Bayramı" 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in Başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesinin (Büyük Taarruz’un) şerefli ve şanlı yıl dönümüdür.
Emperyalist, Türk düşmanı ve sömürgeci İşgalcilerin ülke sınırlarını terk etmesi anlamına gelen 30 Ağustos, ülke topraklarının geri alındığı; Türkiye Cumhuriyeti temellerinin atıldığı ve ihanetin Anadolu topraklarından kahramanca sürüldüğü "onurlu günü" temsil eder." ifadesinde bulunduğu mesajını şu şekilde sürdürdü: "Ancak, içinden geçtiğimiz bu bunalımlı ve buhranlı günlerde kutlama yapmak Türk Milleti’ne zor geliyor. Zira, müesses Ordu, bilumum güvenlik kuvvetleri ve hükümete rağmen; Her gün, dahili bedhahların işbirlikçisi, dış düşmanların maşası, anarşi-terör ve tedhiş eşkiyasının alçakça şehit ettiği "Aziz Yurttaşlarımızın" cenazelerinin peş peşe gelmesi bizleri kahrediyor.Cenab-ı Hak milletimizi ve ülkemizi bir an önce bu acılardan, iç düşmanlar, cinnet getiren katil, hain, cani ve insanlık düşmanlarına yardım ve yataklık eden dönme-devşirme, etki ajanı ve kriptolardan kurtararak, bu ıstırap, zulüm, işkence ve acılara son verme iradesini milletçe göstermeyi hepimize nasip eylesin.
Milli birlik, kadim beraberlik ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünün hayasızca tartışıldığı bu günlerde; Ülkemiz üzerindeki menfur emelleri bilinen dış güçler ve bedhah işbirlikçileri, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sarsılmaz iradesi, birlik inancı, birbirlerine olan saygısı, sahiplik duygusu, sadakat ve sağduyusu sayesinde hiçbir zaman başarılı olamayacak; Nihayette hüsrana uğrayıp, mutlaka belâlarını bulacaklardır.
Sonuçta Bu Millet, Yine zaferler kazanmaya devam edecektir.
"Bir musibet, bin nasihatten evlâdır" denilir. Bu musibetin de inşâllah üstesinden gelinecek; Sevgili halkımız dostunu, düşmanını bir kere daha bilecek, ihanetin nereden ve kimlerden geldiğini idrak edecek ve bir daha menfur tuzaklara düşmeyecektir.
Geçmişte hangi konumuzu Avrupa ile müzakere etmişsek, o kolumuzun koptuğunu iyi biliyoruz. O nedenle Türkiye kendi varlığını, kendi ulusal birliğini tahkim etmek durumundadır.
Bu millet zaferler kazanmaya devam edecektir. Yüce Türk Milleti ümidini kaybetmemelidir. Milletimizin içinde gözyaşlarını dindirecek kadroları dün vardı, bugün de vardır, yarın da kesinlikle olacaktır. Hiçbir kimsenin gücü mazimizle, şanlı tarihimizle Atatürk’le ve Kurtuluş Savaşı’yla bağımızı koparmaya yetmez ve yetmeyecektir. Gençlerimize hür ve bağımsız bir millet olmanın gururu ve şuurunu unutturmak isteyen zihniyetin azgınlaştığı günümüzde, herkesin uyanık olması gerekmektedir. Buradan; yanlış hesap yapanlara, temel değerlerimizle oynayanlara, din ve vicdan tüccarlığı yapanlara, siyaset simsarlığı, misyon tacirliği yapanlara, sahte demokratlara, gençliğe kin ve nefret aşılayanlara sesleniyorum: Gücünüz, bu inançlı gençliğin elinden ortak mazimizi, binlerce yıldır pekişen sevgimizi, birbirimize olan saygı ve muhabbetimizi, birlik ve beraberliğimizi alamayacaktır.
Bu samimi duygu ve samimi düşüncelerle; Demokrat parti olarak. Başta milli mücadelemizin lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi saygı ve şükranla anıyor; Milletimizin Zafer Bayramı ve Zafer Haftasını en içten duygularımızla kutluyoruz."

20 Haziran 2017 Salı

DP KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL: "Bağımsız olmayan vatan, vatandaşlar için zindan haline gelir" dedi.

İsmet Özbakkal, "Bağımsız olmayan vatan zindan haline gelir" dedi.
Özbakkal, "Ülkemiz üzerinde oynanan oyunların hayra çevrilmesini dileriz. Bu vatan,toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca onun uğrunda tarihe kendini verenlerindir. Bir milletin gücü ne tankıdır ne topu. Bir milletin asıl gücü imanlı ve şuurlu evlatlarıdır. Şehit, Allah rızası için; din, vatan, millet uğruna canını veren Müslüman kişiye denir. Şehitlik, İslam dininde peygamberlikten sonra gelen en yücemertebedir. Bizim milletimizde bu mertebeye ulaşmak, vatanı ve milleti için canını vermek şereflerin en büyüğüdür. Bu dünyada bizim için en kıymetli varlıklardan biri de vatandır. Bu nedenle biz vatanımızı çok severiz. Bu duygu tarih boyunca böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olacaktır. Vatanımız için birbirinden güzel destanlar söylemiş, türküler yakmışızdır. Yeri geldiğinde binlerce şehit vermekten de kaçınmamışızdır. Atalarımız bu toprakları Müslüman toprağı yapmak, buradaki insanlara İslam dinini anlatmak için yüzyıllarca uğraştılar. Vatan olmazsa millet de olmaz devlet de. Bağımsız olmayan bir vatan,orada yaşayanlar için zindan haline gelir. Vatan sevgisi kavramı kuru bir lâftan ibaret değildir. O sevgiyi gönlümüzün derinliklerinde duyar ve hissederiz. Söz açılınca hemen coşarız, ona kötü söz söylenmesine tahammül edemeyiz. Biz vatansever bir milletiz. Düşmanlarımız bizim zor durumda kaldığımızda vatanımız için neler yaptığımızı çok iyi bilirler" ifadelerini kullandı.
Özbakkal ayrıca, "Vatanını seven kişiler gerekirse mallarını ve canlarını fedâ etmekten çekinmezler. Bizler, bu güzel vatan için canlarıyla ve kanlarıyla nice destanlar yazan bir milletin evlâdıyız. Vatana olan sevgimizi ancak onun uğrunda yapacağımız çalışmalarla ispatlayabiliriz. Yaşı,cinsi, görevi ne olursa olsun, herkesin bu güzel vatan için yapması gereken işler vardır. Vatanı korumak hem milli hem de dini bir görevdir. Bu vatan için kanını ve canını veren aziz şehitlerimizi bir kere daha saygıyla anıyoruz. Ölümün üzerine gözlerini kırpmadan giden, kanlarıyla bayrağımıza al rengini veren bu insanlar, geride bize bu cennet vatanı bıraktılar. Ruhları şÃ´d, mekanları cennet olsun. Bugün güvenlik güçlerimiz Suriye'de PYD ve DEAŞ'la, ülke içinde PKK, DEAŞ, FETÖ, DHKP-C gibi terör örgütleriyle yoğun bir mücadele içindedir. Bu mücadelede milletimizin, güvenlik güçlerimize, hükûmetimize, devletimize desteğinin tamdır. Türkiye'nin mücadelesi tek bir alanla sınırlı değildir. Terörden darbe girişimine, ekonomik provokasyonlardan diplomatik suikastlara kadar her yol deneniyor.Allah güvenlik güçlerimizin, milletimizin yar ve yardımcısı olsun" diye konuştu.
 

19 Haziran 2017 Pazartesi

DP KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL'IN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI: "Bayram yapamayanlara bayram yaptıralım ve bayram sevincini bütün vatandaşlarımıza yaşatalım"

Ülke, millet ve İslâm âlemi olarak rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi Ramazan-ı şerifin sonunda yeni bir bayrama daha kavuşmanın sevinç ve mutluluğunu yaşıyoruz. Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. 
Bayramlar, bizleri istikbale taşıyan ve tarih sahnesinde biz Müslümanlara süreklilik kazandıran en müstesna zaman dilimleridir. İman kardeşliğinin tezahür sahneleri bayramlar, Müslüman kalma şuurumuzu sürekli diri tutan şeâir-i diniyyedendir. Bayramlar, zamanı başka zaman, cihanı başka cihan eyleyen, mahzun gönüllere sevinç ve müjde tattıran, coşku ve barış rüzgârlarının dalga dalga yayıldığı ulvî zaman dilimleridir. Bu coşku, bayram sabahı, bayram namazı ile birlikte tekbirlerle gürleşir, gönülden gönüle, evlerden evlere taşınır; sokaklara, meydanlara taşar; müminlerin yüzünde ve sesinde hayat bulur. Bayramlar, her yıl gelip geçen sıradan bir tatil günü değil, insanî ve İslamî güzelliklerin birlikte yaşandığı, birlik, beraberlik, sevgi ve saygının en güzel örneklerinin sergilendiği, toplumun bütün kesimlerinin birbiriyle kaynaştığı paylaşma ve dayanışma günleridir. Bayramlar mutluluğun, sevincin, muştunun hakkını verme günleridir.
Ancak bugün üzülerek görüyoruz ki birçok İslam beldesinde Rabbin yüce katında bayramı hak ettiği halde, savaş, şiddet ve terör gölgesinde bayramını bayram gibi yaşayamayan kardeşlerimiz var. Bu kutlu ayda bile, insanlıktan nasibini alamamış kişilerce katledilip, daha bayramlığını giyemeden bembeyaz kefene sarılan küçücük masum çocuklarımız var. Öpülesi elleri evlat kanına bulaşmış, yüreği atılan bombalarla parça parça edilmiş analarımız, çaresizlik girdaplarına itilmiş babalarımız var.
Bayrama barış, umut ve güven içinde ulaşan bizler, bugün umutsuzluğu gönüllerimizden söküp, bizden bayram neşesi bekleyenlere beklediklerini ikram etmeli; bayramın sevincini, neşesini dua, tekbir ve selamlarla önce kendi içimizde duymalı sonra da bayrama acıyla, gözyaşıyla ulaşabilmiş kardeşlerimize bunu en kalbi ve samimi duygularımızla hissettirmeliyiz.
Bayramlarda evlerden evlere taşınan armağanları, gönüllerden gönüllere taşıyalım! Hayatın çilesini birlikte omuzladığımız eşlerimizi sevindirelim. Özellikle varlık sebebimiz olan anne ve babalarımızı unutmayalım ve onların hayır dualarını alalım. Evlerimizin canlı bayramları olan çocuklarımızı, kuşatıcı bir sevgi ve kardeşliği yaşadığımız bu ibadetin coşkusu ile tanıştıralım. Bize sığınan kırık kalpleri onaralım, gönlümüzün kapılarını Allah’ın biçare misafirlerine açalım. Bayramın manevi atmosferinde mültecileri, yetimleri, yaşlıları ve engellilerin gönüllerini imar etme, huzurevlerinde kalanları, öğrencileri, toplumumuzun yetimleri sokak çocuklarımızı, yoksulları, onuruyla, izzetiyle yaşayan ihtiyaç sahiplerini, vatanımızın uğrunda canını feda eden aziz şehitlerimizin emaneti olan eşlerini ve yavrularını, terörden dolayı evlerini, yurtlarını, işlerini terk etmek zorunda kalan, maddi ve manevi anlamda zarara uğrayan tüm kardeşlerimizi hatırlayalım. Yaralı gönülleri, bitap düşmüş yürekleri, yara alan kardeşliklerimizi onaralım. Yüreklerin en ağır yükü olan küskünlüklere son verelim. Bayram yapamayanlara bayram yaptıralım.
Ve şunu asla unutmayalım! İnsanlığın ümidiyiz biz. Bayramı kendi adımıza değil insanlık adına yaşayalım. Bayramımız yeni bayramlar doğursun. Sevincimiz yeni sevinçlerin toprağı olsun. Huzurumuz nice huzursuzlukların çaresi; mutluluğumuz tüm insanlık ailesinin acılarına teselliler sunsun. Bayramınız mübarek olsun!
Bu duygu ve düşüncelerle, ülkemizin, gönül coğrafyamızın, yurt dışındaki millet varlığımızın ve İslâm âleminin mübarek Ramazan bayramlarını en içten duygularla tebrik ediyorum. Son zamanlarda menfûr terör eyleminde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize rahmet, acılı ve kederli ailelerine ve aziz milletimize bir kez daha sabır, metanet ve başsağlığı diliyorum. Bayramın ülkemizde güven ve huzur ortamının kalıcı hale gelmesine; son yıllarda bayramlara hep buruk giren İslam dünyasında barış, huzur ve güven ortamının yeniden tesis edilmesine; insanlığın barış, huzur ve adaletine vesile olmasını Yüce Allahtan niyaz ediyorum.

12 Aralık 2016 Pazartesi

DP KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL (11 Aralık 2016 - Pazar, TV 1 Ana Haber Bülteni): "İstanbul'da Meydana Gelen Menfur Saldırı ve Patlamalar Konusunda Kınama Mesajı Yayınladı"

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, İstanbul'da meydana gelen menfur saldırı, alçakça katliam; Anarşi, terör ve tedhiş saldırılarını şiddetle kınadı.
Demokrat Parti Kayseri İl Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Özbakkal, basına yaptığı açıklamasında, ihanet şebekeleri ve vatan hainlerin yine kriz, kargaşa ve kaos peşinde koştuklarını belirterek, "İstanbul'da Terörün en çirkin, acımasız, alçak ve vandal (vahşi) haline, kirli yüzüne şahit olduk. Şehitlerimize Allah'dan rahmet; Başta Şehit yakınları, dost ve arkadaşları, sevenleri olmak üzere, Aziz Milletimize sabırlar ve baş sağlığı diliyoruz. Mekanları cennet olsun, nur, huzur ve ışıklar içinde yatsınlar" dedi.  Özbakkal, "Kanları yerde kalmayacak. Siz vurdukça dirilen bir milletiz biz. Kandil gecesi vuslata ereriz biz. Evliyalara, Enbiyalara dostuz biz. Hainlerin alçakça sonunu daha görmediniz siz. Böyle bir mübarek günde Türk milletine acıları yaşatanları nefretle kınıyorum." ifadesinde bulundu. - KAYSERİ
***
İstanbul'da
meydana gelen hain, alçak ve menfur saldırıda şehit düşen Kayserili Polis memurları Yasin İke ve Osman Börklüoğlu için; İlimiz Merkez Hunat Camiî Şerifinde düzenlenen ve on binlerce Kayserili'nin katıldığı "şehitlerin ebedi istirahatgâhlarına uğurlama defin törenine", Demokrat parti Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL katıldı.

9 Haziran 2016 Perşembe

YUVADAN AYRILAN DEMOKRAT PARTİLİLERE SESLENİŞ: "BABA OCAĞINA ÇAĞRI"

DP’DEN ESKİ PARTİLİLERE GERİ DÖNÜŞ ÇAĞRISI
(09 HAZİRAN 2016 // KAYSERİ & IHA)
Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, Türkiye’nin kurtuluşunun eski Demokrat Partililerin tekrar partilerine dönmesi ve ülke için çalışmasına bağlı olduğunu söyledi.
Halihazırda ülkenin hem iç hem de dış sorunlardan dolayı dar boğazda olduğunu ileri süren Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, eski Demokrat Partililere geri dönüş çağrısında bulundu. Ülkenin kurtuluşunun Demokrat Parti zihniyetinde olduğunu savunan İl Başkanı İsmet Özbakkal, “Tüm demokrat sevdalılarına çağrı yapıyoruz, yuvanıza dönün. Güçlü Türkiye için müşterek gayemizde birleşelim.” dedi.
İl Başkanı İsmet Özbakkal açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan hadiseler, herkesin gözü önünde cereyan etmektedir. İslam dünyasının bütün başkentlerinde kan ve gözyaşının aktığını da hepimiz izlemek mecburiyetinde kalıyoruz. Bu gerçek ortadayken sadece kendi insanına değil, bütün bu coğrafyaya aklıselimi, makulü, demokrasi ve adalet temelinde bahşedebilecek yegane ülkenin de Türkiye olduğunu, aziz milletimiz olduğunu da biliyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş bu millet. Yine kendi mukadderatını iradesi doğrultusunda belirleyecektir. Bizim mücadelemiz Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yeni bir siyasi akılla milletimizi buluşturabilmek adına verilen bir mücadeledir.”
***
BASIN BÜLTENİ'NİN ORİJİNAL VE TAM METNİ:
DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL
Önümüzde muhtemel, hattâ mutlak ve mukadder denilebilecek bir erken (baskın) seçim gözükmekte...
Ülkenin gerçek gündemini konuşmaya devam edeceğiz.
Memleketimize şöyle baktığımızda pek çok ızdırabı acıyı hep birlikte yaşadığımızı düşünüyorum. Ecdadımızın bize emanet ettiği bu vatan toprağının olması gereken noktalardan başka noktalara çevrildiğine şahit oluyoruz. Türkiye’de milletin gerçek gündemini konuşamayanlara inat bizler, ülkenin gerçek gündemini konuşmaya devam edeceğiz.
Milletin iradesi ile şehitlerin kanı ile bu vatan bir bütün olarak tutulmuş ise bunun kıymetini hepimizin anlaması gerekir.
Türkiye’de, etnik bölücü siyaseti, şiddeti, cebir yolunu alternatif yol olmaktan çıkardığınız gün; bir çözüm yoluna girilmiş olur”
Cumhuriyetin temel dinamiklerini bilmeden hareket ettiğiniz takdirde hem ülkenizi hem bölgenizi ne tür sıkıntılara sürüklediğinizi anlamaz iseniz bugün Suriye’nin Irak’ın düştüğü hale düşersiniz. İslam dünyasının bütün başkentlerinden kan ve gözyaşı fışkırır.
Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan hadiseler, herkesin gözü önünde cereyan etmektedir. İslam dünyasının bütün başkentlerinde kan ve gözyaşının aktığını da hepimiz izlemek mecburiyetinde kalıyoruz. Bu gerçek ortadayken sadece kendi insanına değil, bütün bu coğrafyaya aklıselimi, makulü, demokrasi ve adalet temelinde bahşedebilecek yegane ülkenin de Türkiye olduğunu, aziz milletimiz olduğunu da biliyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuş bu millet. Yine kendi mukadderatını iradesi doğrultusunda belirleyecektir. Bizim mücadelemiz Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yeni bir siyasi akılla milletimizi buluşturabilmek adına verilen bir mücadeledir. Tüm demokrat sevdalılarına çağrı yapıyoruz,yuvanıza dönün,.Güçlü Türkiye için müşterek gayemizde birleşelim.
Bu aziz vatanı korumak, İslam'ın sancağını dalgalandırmak için cepheden cepheye koşan ve bu uğurda canını feda eden bütün şehitlerimizin ruhunu şad eyle Ya Rabbi!...
Bugün burada, canı, gözü gibi büyüttüğü fidan gibi delikanlıları, genç yiğitleri yetiştiren ve gururla, iftiharla, dualarla başı dik, alnı açık, gururla, göğsünü gere gere askere uğurlayan annelerin, babaların, emeği geçenlerin kalplerinden geçen duaları da kabul eyle.

29 Mayıs 2016 Pazar

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal Başta bölücüler olmak üzere hiçbir güç, Türkiye Cumhuriyeti ile giriştiği mücadeleyi kazanamayacaktır" ifadelerini kullandı.

29 Mayıs 2016 Pazar, 13:02
DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL:
- "GELEN ŞEHİTLERİMİZ BİTMEDİ"

KAYSERİ (İHA) - Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, Güneydoğu Bölgesi'nde başlayan operasyonlarla beraber verilen şehitler ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal hergün gelen şehit haberlerinin kendilerini derin üzüntüye boğduğunu söyleyerek açıklamasına şu şekilde devam etti;
"Her gün al bayrağımıza sarılı şehitlerimiz bizleri derin üzüntüye boğarken, tehlikenin ne denli büyük olduğunun farkında olmalıyız. Bu bir kurtuluşun savaşıdır. Bu vatanı vatan yapmanın, temizliğin hareketidir. Bugüne kadar verdiğimiz tüm şehitlerimize rahmet diliyor, kendi düşüp de bayrağını düşürmeyenlerden Allah razı olsun diyoruz. Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığı unutulmamalı. Bu ülke askeri, polisi, jandarması ile güçlü olmak zorundadır. Etrafımız düşman çemberi ile abluka altına alınmış vaziyettedir. Konuşmak değil, konuştuğunu hayata geçirmek önemlidir" dedi.
Güvenlik güçlerine destek olunması gerektiğini altını çizen Özbakkal, "Güvenlik güçlerimize güvenmeli ve destek olmalıyız. Kim ne derse desin, İstiklal Savaşı'ndaki milli şuur bir gün gelecek ayağa kalkacak ve bu vatana ihanet edenlerden hesap soracaktır. Başta bölücüler olmak üzere hiçbir güç, Türkiye Cumhuriyeti ile giriştiği mücadeleyi kazanamayacaktır" ifadelerini kullandı.
(TB-

26 Mayıs 2016 Perşembe

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 27 Mayıs 1960 darbesinin 56.yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

“56 sene evvel bugün, demokrasiyi işine gelmez bulanların, milletin hakimiyetini kendi hakimiyetleri için engel sayanların işlediği bir cinayete tanık olduk”
“Bu ihanet hareketi, Türkiye’nin zamanını, hayallerini ve maalesef Türkiye aşkı ile yanan bir başvekil ile bakanlarını çalmıştır”
 
“Davayı bir tek kişinin hırslarına emanet edenlerin ağzına alacağı isimler; Menderesler, Zorlular, Polatkanlar değil, Yassıada’da bu abide şahsiyetleri yalan, dolan ve hile ile yargılayan, onların nezdinde milleti idama yollayanlar olabilir”



(DP Basın Merkezi – 26 Mayıs 2016) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 27 Mayıs 1960 darbesinin 56.yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

Demokrat Parti iktidarının 27 Mayıs 1960’da cunta faaliyetleri neticesinde alaşağı edildiğini söyleyen Uysal, o tarihte bir cinayet işlendiğini, demokrasiye, insanlığa bir kara sürülerek bugünün bir leke olarak anıldığını ifade etti.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 27 Mayıs dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Bir siyasi anlayış hürriyetinden olurken
koca bir millet ise demokrasiden olmuştur”

“Bugün Türkiye tarihinin, en basit şekli ile “leke” olarak anılacak gününün, demokrasiye, insanlığa sürülen karanın yıldönümü.

Türkiye ve Dünya, 56 sene evvel, demokrasiyi işine gelmez bulanların, milletin hakimiyetini kendi hakimiyetleri için engel sayanların işlediği bir cinayete tanık olmuştur. Maalesef cinayetin faillerini dahi demokrasi ile tanıştıran, adalet ve hürriyetle tanıştıran bir iktidar, türlü tertip ve kumpaslarla, kurmaca mahkemelerde, üretilmiş deliller ve yalancı şahitliklerle yargısız infaza tabi tutulmuş, önce adaletten sonra da en temel hürriyetlerinden olmuştur. Milletten gücünü alarak milletle birlikte iktidar olan bir siyasi anlayış hürriyetinden olurken koca bir millet ise demokrasiden olmuştur.

27 Mayıs, sadece Türk Siyasi Tarihi’nin değil, insanlık tarihinin de kara lekelerindendir.

Bugün, hukuksuzluklarına kılıf olsun diye “milli irade” diyenlerin aksine ,halisane duygularla “milli irade”ye erişenlerin, bu iradeyi gasp eden değil milletten rica edenlerin 56 sene evvel yaşadığı haksızlığı ve hukuksuzluğu izah edecek saatlere ve satırlara sahip olmadığımız da bir gerçektir.

27 Mayıs, siyasi görüşlerin vicdanları alt ettiği günün adıdır

27 Mayıs, Türkiye için “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” mottosunu kanıtlarcasına izler bırakmıştır. Kuruluşundan itibaren 37 sene demokrasinin kurumsallaşması için uğraşan kadroların emeği ve bir milletin birikimi bir günde zayi edilmiştir. Üç dönem boyunca, milletin teveccühüne mazhar olan bir siyasi gelenek, gücünü nerden aldığı halen belli olmayan bir “komite”nin kurbanı olmuştur.

Muhakkak ki 27 Mayıs, “hizmet kervanı” olarak bilinen Demokrat Parti geleneğine darbe vurduğu kadar, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesine, büyümesine ve kuruluşunda kendine hedef aldığı muasır medeniyet seviyesine ulaşmasına da engel olmak için tertip edilmiştir.

27 Mayıs bir haset hareketidir. Milletin aşkına ve büyüme hırsına karşı haset duyan tüm cenahların asgari müştereki bu darbedir.

27 Mayıs, bugün kurumsal olarak karşımıza çıkan siyasal vicdanların temel taşıdır.

Vicdanlar postallarla çiğnenmiş, siyasi görüşlere kurban edilmiştir.

27 Mayıs, milletin tercihlerinin sorgulandığı, tahayyüllerinin tutuklandığı bir gündür.

Demokratik bir mücadelede kaybedeceği aşikar bir güruhun şanlı ordunun apoletlerinin arkasına sığınarak giriştiği bu ihanet hareketi, Türkiye’nin zamanını, hayallerini ve maalesef Türkiye aşkı ile yanan bir başvekil ile bakanlarını çalmıştır.

Darbenin mağdurlarını değil, zalimlerini örnek alıyorlar

Nesirlerin ve şiirlerin kifayetsiz kalacağı acıların müsebbibi 27 Mayıs, 56 yıl sonra darbenin gerçek mağduru olan millet tarafından acı ile yad edilirken bir kesim tarafından zihinlerde yaşanmakta, değişik şekillerde millete yaşatılmaktadır.

Bugün darbe zihniyetinin adeta kurumsallaşmış hali olan ve sistematik biçimde değişik dönemlerde darbe yapan iktidar, milletin mağduriyetini fırsat bilip sahnelerde ağlamakta, milletin mağduriyeti ile “milli irade” gaspı yapmakta, bir taraftan da için için kahkaha atmaktadır.

“bal bal demekle ağız tatlanır mı?”

27 Mayıs’ın bedenen bizden kopardığı başvekilimizi ve bakanlarımızı, sonrasında onların aziz hatırası ve gayeleri ile hizmet etmiş abide şahsiyetleri anarak “demokrat” olduğunu iddia edenler, icraatları ile aksini ispat etmektedirler. Birkaç aylık mağduriyetlerinden destanlar yazan bu şahsı muhteremler mağdurları değil, zalimleri örnek almaktadırlar.

İl il gezip, milletle boy boy fotoğraf veren, milletten olduğunu iddia eden, demokrat olduğunu söyleyen bu şahsiyetler atalarının ahlakından, ilkelerinden olduğu kadar, sözlerinden de uzaktırlar. Tarihi bir sorumlulukla hatırlatmakta fayda var; “bal, bal” demekle ağız tatlanmaz!

Bir davadan bahsetmek mümkün müdür?

“Sizin dava dediğiniz salt biattır”

AKP’nin Pazar günü yaptığı lansmanda “yolun yolumuzdur” diyerek “dava”yı bir tek kişinin hırslarına emanet edenlerin dava anlayışları bizlerde merak uyandırmıştır. 27 Mayıs’ın yıldönümünde ne acıdır ki kaderini millete bağışlayan Demokrasi Şehitlerimiz bu zatlar tarafından da utanmadan anılacak, ne acı ki siyasetlerine malzeme edilmeye çalışılacaktır. Bu bakımdan kendilerini her zaman olduğu gibi uyarmak bize asli vazifedir.

Miting alanlarında siyasi rant umarak, 27 Mayıs’larda yasak savarak adlarını ağzına aldığınız ancak asla ne ahlaken ve fikren yaklaşamayacağınız şahsiyetler, sizler gibi bir kişinin salahiyeti için milletin refahını iç etmeyi göze alanlardan değildir. Adlarını ağzınıza almak için geçmişinizi silmeniz gerekecek. Bu şahsiyetler milletin refahı için canları seve seve feda etmiş, feda ederken dahi milletim demiş salih kimselerdir.

İnanamadığınız halde ağzınızdan düşürmediğiniz demokrasi bir kimsenin değil herkesin yolu, herkesin olurudur. Sizin dava dediğiniz salt biattır. Unutmayınız ki gerçek dava bir kişinin kurtuluşunu değil milletin kurtuluşunu dert edinir. Gerçek dava şahsi değil, millidir.

Bu bakımdan sizlerin ağzına alacağı isimler Menderesler, Zorlular, Polatkanlar değil Yassıada’da bu abide şahsiyetleri yalan, dolan ve hile ile yargılayan, onların nezdinde milleti idama yollayanlardır.

Tüm bu duygu ve düşüncelerle, ömrünü bu vatan için, bu millet için, demokrasi ve hürriyet için hiç düşünmeden vakfetmiş tüm kahramanlarımızı, Başvekilimiz Ali Adnan Menderes, kıymetli bakanlarımız Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı, dün PKK terörüne şehit verdiğimiz yiğitlerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

25 Mayıs 2016 Çarşamba

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL DARBELER TESADÜF LİDERLER ÇIKARDI dedi.

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL
DARBELER TESADÜF LİDERLER ÇIKARDI
.27 Mayıs 1960'ta yapılan darbenin yıl dönümü.66.Yılında.
Tarihimizde Milletimize Yapılan Kara Bir Darbedir.
27 Mayıs darbesi, cumhuriyetin ilk darbesi olarak
bilinmektedir. Adnan Menderesi değil, demokrasiyi astılar. Ordu yönetime el koydu.
DARBELER ÜLKEMİZİ GERİ BIRAKTI
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’n de 20 yıl sürecek, askeri darbeler dönemini başlatmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 yıllarında anayasal hükümetleri deviren üç adet askeri darbe gerçekleşmiştir'' ifadelerini kullandı.
Açıklamasında, ''Askeri darbeler, o ülke ordusu tarafından ülke yönetimine el konulması ile gerçekleşir.
DEMOKRASİMİZ YERİNE OTURMADI
Darbenin ardından mevcut yönetim yıkılır, iktidar sahipleri makamlarından indirilir ve tutuklanır. Ülke yönetimine bir süreliğine de olsa askeri yönetim geçer. Mevcut anayasa kaldırılır ve yerine yeni anayasa yapılması için çalışmalara başlanır. Askeri darbeler genel itibariyle şiddet unsuru kullanılarak yapılır. Darbeye karşı duran kişi ve kurumlar ağır cezalara çarptırılır. Demokrasi şehitlerimiz Zorlu, Polatkan ve Menderes'in dışındakilerin cezaları infaz edilmeyip, hapis cezasına çevrildi.
DARBELER EN ÇOK DEMOKRAT PARTİYE ZARAR VERDİ
Milletimizin severek yüzde 53'le iktidara getirdiği Demokrat Parti'ye yapılan darbe büyük haksızlıktı. Allah bir daha böyle darbeler göstermesin. Sandıkta seçilenler sandıktan alınan sonuçlarla gitsin. Demokrat Parti olarak tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. 10 yıl süreyle ülkemizi idare eden Demokrat Parti milletimizin iradesiyle iktidara gelmiştir. Yapılan darbeyle iktidar elinden alınmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin demokrasiyle taçlanmış olması ve baki kalması Demokrat Parti sayesindedir.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de İktidara Gelişinin 66. yıldönümü, Genel Merkez’de yapılan bir toplantıyla kutlandı.


“Bu partinin simgesi de imgesi de tavşan değildir. Bizlere simge olmuş canlı; ecdadı seferden sefere taşıyan, Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ı Arş’a çıkaran ‘kırat’tır”
 
“Önce siyasete alet ederek dini, sonra kendi güvenliklerine gayret ederek hukuku siyasallaştıran iktidar, sonunda vicdanları da siyasallaştırmıştır”



( DP Basın Merkezi – 14 Mayıs 2016) Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de İktidara Gelişinin 66. yıldönümü, Genel Merkez’de yapılan bir toplantıyla kutlandı. Genel Başkanımız Gültekin Uysal, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı’ndan, iktidara, iktidardan ana muhalefete, tavşan partisi söylemlerinden sivil toplum yöneticilerine, iç politika ve terörden dış politikaya kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Genel Merkez’deki programda Demokratlar Kulübü Başkanı Enver Turgut ile Siyaset Planlama Kurulu Başkanımız ve GİK üyemiz Doç. Dr. Mehmet Özdemir de birer konuşma yaptı.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 14 Mayıs Demokrasi Bayramı dolayısıyla düzenlenen programda şu görüşleri dile getirdi:


“Kıymetli Partililer, değerli dava arkadaşlarım;

Bizlerin bayram olarak nitelediği, ancak 1960'dan bu yana demokrasi için, vatan için, millet için verdiğimiz şehitler dolayısıyla hakkıyla kutlayamadığımız bugün, bir kez daha bir arada olmanın mutluluğu ve bu davanın neferi olmanın onuru ile sizleri selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.

14 Mayıs 1950, yalnız fikrimizin ve milletin iktidarı için değil, demokrasinin bu topraklardaki ilk gerçek zaferi olması dolayısı ile de kutlanası, anlatılası, anılası bir gündür.

66 yıl önce gerçekten millet için milletle beraber teşrik-i mesai eden demokratlar, bugün de aynı hassasiyette, aynı ilke ve aynı doğru yoldadır.

Kıymetli Partililer;

Adına hürriyetçi demokratlar tarafından bir bayram atfedilen demokrasinin, bugün geldiği yer ortadadır.

Siyaset biliminin kavramlarından, siyasi tarihin tozlu sayfalarından bulunacak onlarca mesel, onlarca tanım varken, bu hizmet kervanının ekmeğini yemeye teşebbüs edercesine kendini demokrat olarak niteleyen, yaşanılanın demokrasi olduğunu söyleyenler vardır.

“Türkiye; demokrattır, demokrat olarak kalacaktır”
Demokrat Parti geleneğindeki şekli ile sözün millete takdimi, teslimi olan demokrasi, bugün türlü kılıflarla milletten zapt edilmek, rehin alınmak istenmekte, bir tek kişinin sultasındaki bir zümreye tahsis edilmek istenmektedir.


Tek bir kişinin hülyaları ve siyasi hesap uzmanlarının hesaplamaları ile adım adım “tek adam hükümranlığı”na dönüştürülmek istenen Türkiye; demokrattır, demokrat olarak kalacaktır.

70 yıldır bu milletin büyük hayallerini “Büyük Türkiye ideali” ile programlaştıran demokratlar, birkaç kişinin küçük hayallerine, bu büyük, bu kutlu emeği ve birikimi kurban etmeyecektir.

Bu hareket, milletin iktidarına hayır diyenlere canını vermekten çekinmemiş, tehdide, şantaja ve türlü Bizans oyunlarına boyun eğmemiş bir genetiğe sahiptir.

70 yıldır hakkaniyet ve adalet çizgisinden sapmadan milletin hizmetine hayatını vakfeden demokratlar, bugün de aynı bilinç, aynı kararlılık ve aynı vakur duruşla Edirne'den Kars'a ayaktadır.

“Türkiye anayasal kargaşanın, siyasal karmaşanın ve yasal kaygıların içerisinde boğulmaktadır”

10 Mayıs 2016 Salı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL: "Türkiye demokrasiyi demokrat partiyle yaşadı"

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL: "MİLLETİMİZ DEMOKRAT PARTİ’YE DOYAMADI" DEDİ
Basına yaptığı açıklamada: "Türkiye demokrasiyi demokrat partiyle yaşadı" diyen Özbakkal, "Demokrat Parti, 7 Ocak 1946’da kurulan ve dört yıl sonra yapılan seçimlerde, 14 Mayıs 1950’de, 27 yıllık tek parti ve 12 yıllık sulta-dikta dönemini sona erdiren., Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa özgür iradenin serbestçe tezahür ettiği “Hâkim teminatlı”  seçimle iktidarı kazanan bir siyasi partidir" ifadesinde bulundu.
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı Özbakal, "14.Mayıs.1950’ de başlayıp, 27.Mayıs.1960 günü yapılan darbeye kadar geçen on yıllık süre içinde; Yıllardır ihmal edilmiş, geri kalmış, içerde ve dışarıda itibar kaybetmiş olan Türkiye’yi baştanbaşa yeniden imar ve inşa etti. İşsizlik ve yoksulluğu yendi" diyerek şunları söyledi: Maddi, manevi ilmi ve kültürel değerleri yeniden kazandırdı.14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. Merhum Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine kavuştu. Devlet adeta baştanbaşa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bu gün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir."
Ancak, bu olağanüstü kalkınma, gelişme, çağdaşlaşma ve demokratikleşme hareketini vatan ve millet düşmanları ile devleti ve milleti soymaya alışmış kitleler içlerine sindiremedi. On yıllık iktidarı boyunca, sonuncusu dâhil tam 4 darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Fakat O, vatanını, devletini insanını ve askerini yürekten seven, ordusuna güvenen, demokrasi, hak, adalet ve hukuka dayanan bir insandı. Bu sevgi, saygı, güven ve “güvendiği orduya” karşı duyduğu samimi itimat nedeniyle ve “kan dökülmesin, masum insanlar telef olmasın, devletin ve demokrasinin düzeni bozulmasın” inancıyla bir avuç çapulcuya karşı çıkmadı. Sabır ve tevekkül yolunu seçti. Elbet yanlış, yalan ve iftiraların ortaya çıkacağını, iktidarının aklanacağını ve aziz ve necip Türk milletinin gerçekleri göreceğini sanıyor ve bu yanlıştan muhakkak dönüleceğine inanıyordu. Bu inanç ve itimatla; Hükümete samimi ve sadık olarak bağlı Türk Silâhlı Kuvvetlerini harekete geçirmedi. Milletin selâmeti için teslimiyeti seçti.
Fakat bir avuç isyancı (38 kişi) tarafından gerçekleştirilen ve Menderes’in “vatan ve millet aşkı” nedeniyle mukavemet görmeyen darbe ne hikmetse muvaffak olunca, tutuklanarak Yassı ada’ya götürüldü. Türk hukuk tarihinin utancı olan yüksek adalet divanı nam uyduruk mahkemelerde sözde yargılanarak idama mahkûm edildi. Burada kendisine eziyet, zulüm ve işkenceler yapıldı. Hayali sükut ve hüsrana uğramıştı. O, kendisini milleti ve memleketine adayan büyük bir Lider, devlet adamı ve samimi bir vatanseverdi.17 Eylül 1961 günü öğle saatlerinde idam sehpasında bile son sözleri “vatan sağ olsun” olmuş, “Allaaah!...” diyerek ruhunu (emaneti sahibine) teslim etmiştir.
Vatan sağ olsun. Nur ve huzur içinde yatsınlar.
Vatan ve Millet O’nlara minnettar ve müteşekkirdir.
Şehit arkadaşları, Fatih Rüştü ZORLU ve Hasan POLATKAN’a da Allahtan rahmet diliyoruz; Ülkemizin içinde kıvrandığı bu sıkıntılı, zor ve kritik günlerinde onlara ihtiyacımız olduğu apaçık ortaya çıkmış ve Demokrat partinin “Millet; Cumhuriyet; Adalet; Hakkaniyet; Eşitlik; Dürüst devlet ve Demokrasi için; TEK ÜMİT olduğu bütün veçheleriyle anlaşılmıştır."
(Haber: İHA & Milliyet, Kayseri Haberleri – 10 Mayıs 2016)

28 Nisan 2016 Perşembe

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “yeni anayasada laiklik olmamalı” sözlerine çok sert cevap verdi.

“Dindar anayasa” dolayısıyla mahkemelerimiz şer-i hukuka göre hüküm verecekse; isimleri yolsuzluğa, hırsızlığa, cinsel istismara karışmış çalışma arkadaşı, eş, dost, akraba ve zümrenin boynu kıldan ince midir?”
“Sayın Meclis Başkanı, AKP’li kimliğini ayan beyan ortaya koyarak siyasete dahil olmuş, içinden geldiği geleneğin ‘dini siyasete alet etme’ teamülüne uygun hareket etmiştir”


(DP Basın Merkezi – 26 Nisan 2016) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “yeni anayasada laiklik olmamalı” sözlerine çok sert cevap verdi. Uysal, Meclis Başkanı’nın AKP kimliğini apaçık ortaya koyarak siyasete dahil olmasını da sert sözlerle eleştirdi.

Yaptığı yazılı açıklamada Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın sözlerini değerlendiren Uysal, Kahraman’a yönelik çok önemli sorular sordu. Sorduğu sorulara kamuoyundan da açıklama beklendiğini belirterek“Dindar anayasa” dolayısıyla mahkemelerimiz şer-i hukuka göre hüküm verecekse isimleri yolsuzluğa, hırsızlığa, cinsel istismara karışmış çalışma arkadaşı, eş, dost, akraba ve zümrenin boynu kıldan ince midir?” dedi.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal’ın yaptığı yazılı açıklama şöyle:

Meclis Başkanı “Kahraman” olmaya çalışıyor

TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman, dün bir konferans sırasında 14 yıldır itina ile korudukları ve güçlerinin referansı olagelmiş 1982 Anayasası’nı eleştirirken “yeni anayasada laiklik olmamalı” diyerek yeni anayasa tartışmasında da dini siyasete alet edeceklerini zımnen beyan etmiştir.

Sayın Meclis Başkanı, bir taraftan AKP’li kimliğini ayan beyan ortaya koymuş, bir taraftan siyasete dahil olmuş, bir taraftan da içinden geldiği geleneğin dini siyasete alet etme teamülüne uygun hareket etmiştir.

Sayın Meclis Başkanı bu ifadeleri ile birinin ve birilerinin “kahraman”ı olmaya çalışmıştır, çalışmaktadır.

İşlerine gelmiyor

Sayın Kahraman, sözlerinin devamında “dindar bir anayasa yapmalıyız” demiş ve dindarlık kavramını laikliğin yerine ikame etmeye kalkmıştır.

Kendisinin bildiği, ancak belli ki işine gelmeyen şey; laikliğin, din işlerinin devlet işlerine, yani siyasete, yani vatandaşa hitaba, yönetime, idareye araç edilemeyeceğini kastettiğidir.  

Bu bir perdeleme girişimi

Söylemlerine baktığınızda, mütedeyyin insanlarımıza “laiklik” kavramını “öcü” gibi göstermeye çalıştıkları görülecektir. Bu şekilde peşinde oldukları, anayasal değişikliğe mütedeyyin insanımızı destekçi etmektir. Türkiye’nin ana meselelerini ağızlarına dahi almayanlar yine dini siyasete alet etmiş, anayasadaki diğer meseleleri perdelemeye yeltenmiştir.

Mevzuatsızlığı aşmaya çalışıyorlar

Kendilerini koruyan anayasa maddelerini ağızlarına almayan ama anayasanın “PR”ında dahi dini kullanan bu zevat, adeta Türkiye’nin tek sorunu kendi sorunlarıymış gibi davranmaktadır. İktidarın ve iktidarın “Kahraman”ının sorunu dini daha fazla kullanamamaktır.  Anayasa’nın “dindar” olmasından kasıtları, dinin siyasete alet edilmesinin önünü açmaktır. Hali hazırda dini, bir iç politika aracı haline getiren AKP iktidarı ve “Kahraman”ı bunun mevzuatsızlığını aşmak için yeni anayasayı bir fırsat olarak görmektedir.

Laiklik inanç hürriyetinin teminatıdır

“Yeni anayasada laiklik olmamalı” diyenlerin, laikliğin, demokrasinin asli unsurlarından, inanç hürriyetine teminat olduğunu da bilmesi gerekmektedir. Kendilerinin propagandasını yaptığı gibi laiklik dine karşı ya da dini değerleri aşağılayan bir kavram değil aksine her bireyin inancını hür bir biçimde yaşamasını sağlayan, devlet işleri ile din işlerinin ayrı erklerden idaresini sağlayarak vatandaşın dini ve vicdani değerlerinin istismar edilmesini yasaklayan, bir nevi hukuki bir kavramdır.  Laiklik inanç hürriyetinin teminatıdır.

Laiklik eşit yaklaşım prensibidir

Mütedeyyin vatandaşımızı aldatmaya yönelik bu hareket, kimlikleri itibariyle en kolay mücadele edecekleri alandan başlamıştır. Laikliği din ve dindar düşmanlığı olarak gösteren iktidar, bu şekilde anayasanın tartışılmaz maddelerini de tartışmaya açmıştır.

Bilinmelidir ki laiklik sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil; devletin, vatandaşının diline, dinine, rengine, mezhebine bakmaksızın muamele etmesi, eşit hizmeti verebilmesinin kavramsal adıdır.

Yine çıkardılar gömleği

Demokratlık, hürriyetçi bir bakış açısı ile mümkündür.  Bu gibi açıklamaları yapanların demokrat oldukları da açıklamalarının gösterdiği üzere şüpheli, hatta netamelidir.

“Kahraman”ı olmaya çalıştıkları zihniye,t demokrasiyi de bir gömlek olarak görmektedir. Sayın Meclis Başkanı ne zaman giymiştir bunu bilmiyoruz ancak kendisinin demokrasi gömleğini çıkardığı bellidir.

Mesele suistimal edilebilir

Aklına geleni önce ağzına sonra da milletin önüne getirmeye alışmış bir zihniyetin siyasi rant kaygısı ile sarf ettiği cümleler bir takım kişi ve kişilerce suistimal edilebilecek niteliktedir. Kendini "sol" diye tanımlayıp birçok zaman din düşmanlığı yapanlar, bu gibi ucu açık cümlelerle memleketin huzuruna kastetmeye yeltenebilir. Bir gibi bir ihtimalde yaşanacak her türlü olumsuzluğun "kahraman" ları da kendileri olacaktır.

Geçmiş dönemlerde laiklik yanlış anlaşıldı

Maalesef geçmişte dönem dönem laiklik prensibinin çok katı bir şekilde din ve dindar karşılığı olarak algılandığı, devletin bir takım kurumlarının bu saikle vatandaşa muamele ettiği günlere tanık olduk. Eminiz ki "kahraman"ın sarf ettiği sözler bu yanlışların hatırlatılmasına, "rövanş" beklentisinin oluşmasına sebep olacak şekilde, geçmişin mağdurlarını ve bu konudaki zalimlerini içinden çıkılamaz şekilde karşı karşıya getirecek şekilde yol alacaktır.

Gidilen yol yol değildir. Geçmişin mağduriyetleri böyle rövanşist bir anlayışla aşılamaz.

Cepheyi genişletmek istiyorlar

Bugüne kadar karşıtlıklar üzerinden beslenen bir zihniyetin "1 numaralı" temsilci olan Sayın Meclis Başkanı, iktidarın kutuplaşmayı derinleştirme gayesine kürek sallamıştır. İktidar kah doğrudan kah dolaylı olarak cephe genişletmeye çalışmaktadır.

Buna en çok siz ses çıkarmalısınız

Bu tartışmaya bugün sağduyunun sesi olarak, mümeyyiz vasfı dindarlık olan kitlelerin ve organizasyonların, siyasetten bağımsız ses vermesi gerekmektedir. Dinin siyasete alet edilmesi bizleri rahatsız ettiğinden çok, onları rahatsız etmelidir. Dini bir perde olarak kullanan, araç eden, din üzerinden beslenen bu ve benzeri zihinlerin karşısında, önce salih bir amelle faaliyet gösteren kişi ve kurumlar durmalıdır.