İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2016 Pazar

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal Başta bölücüler olmak üzere hiçbir güç, Türkiye Cumhuriyeti ile giriştiği mücadeleyi kazanamayacaktır" ifadelerini kullandı.

29 Mayıs 2016 Pazar, 13:02
DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL:
- "GELEN ŞEHİTLERİMİZ BİTMEDİ"

KAYSERİ (İHA) - Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, Güneydoğu Bölgesi'nde başlayan operasyonlarla beraber verilen şehitler ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal hergün gelen şehit haberlerinin kendilerini derin üzüntüye boğduğunu söyleyerek açıklamasına şu şekilde devam etti;
"Her gün al bayrağımıza sarılı şehitlerimiz bizleri derin üzüntüye boğarken, tehlikenin ne denli büyük olduğunun farkında olmalıyız. Bu bir kurtuluşun savaşıdır. Bu vatanı vatan yapmanın, temizliğin hareketidir. Bugüne kadar verdiğimiz tüm şehitlerimize rahmet diliyor, kendi düşüp de bayrağını düşürmeyenlerden Allah razı olsun diyoruz. Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığı unutulmamalı. Bu ülke askeri, polisi, jandarması ile güçlü olmak zorundadır. Etrafımız düşman çemberi ile abluka altına alınmış vaziyettedir. Konuşmak değil, konuştuğunu hayata geçirmek önemlidir" dedi.
Güvenlik güçlerine destek olunması gerektiğini altını çizen Özbakkal, "Güvenlik güçlerimize güvenmeli ve destek olmalıyız. Kim ne derse desin, İstiklal Savaşı'ndaki milli şuur bir gün gelecek ayağa kalkacak ve bu vatana ihanet edenlerden hesap soracaktır. Başta bölücüler olmak üzere hiçbir güç, Türkiye Cumhuriyeti ile giriştiği mücadeleyi kazanamayacaktır" ifadelerini kullandı.
(TB-

26 Mayıs 2016 Perşembe

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 27 Mayıs 1960 darbesinin 56.yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

“56 sene evvel bugün, demokrasiyi işine gelmez bulanların, milletin hakimiyetini kendi hakimiyetleri için engel sayanların işlediği bir cinayete tanık olduk”
“Bu ihanet hareketi, Türkiye’nin zamanını, hayallerini ve maalesef Türkiye aşkı ile yanan bir başvekil ile bakanlarını çalmıştır”
 
“Davayı bir tek kişinin hırslarına emanet edenlerin ağzına alacağı isimler; Menderesler, Zorlular, Polatkanlar değil, Yassıada’da bu abide şahsiyetleri yalan, dolan ve hile ile yargılayan, onların nezdinde milleti idama yollayanlar olabilir”



(DP Basın Merkezi – 26 Mayıs 2016) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 27 Mayıs 1960 darbesinin 56.yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

Demokrat Parti iktidarının 27 Mayıs 1960’da cunta faaliyetleri neticesinde alaşağı edildiğini söyleyen Uysal, o tarihte bir cinayet işlendiğini, demokrasiye, insanlığa bir kara sürülerek bugünün bir leke olarak anıldığını ifade etti.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 27 Mayıs dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Bir siyasi anlayış hürriyetinden olurken
koca bir millet ise demokrasiden olmuştur”

“Bugün Türkiye tarihinin, en basit şekli ile “leke” olarak anılacak gününün, demokrasiye, insanlığa sürülen karanın yıldönümü.

Türkiye ve Dünya, 56 sene evvel, demokrasiyi işine gelmez bulanların, milletin hakimiyetini kendi hakimiyetleri için engel sayanların işlediği bir cinayete tanık olmuştur. Maalesef cinayetin faillerini dahi demokrasi ile tanıştıran, adalet ve hürriyetle tanıştıran bir iktidar, türlü tertip ve kumpaslarla, kurmaca mahkemelerde, üretilmiş deliller ve yalancı şahitliklerle yargısız infaza tabi tutulmuş, önce adaletten sonra da en temel hürriyetlerinden olmuştur. Milletten gücünü alarak milletle birlikte iktidar olan bir siyasi anlayış hürriyetinden olurken koca bir millet ise demokrasiden olmuştur.

27 Mayıs, sadece Türk Siyasi Tarihi’nin değil, insanlık tarihinin de kara lekelerindendir.

Bugün, hukuksuzluklarına kılıf olsun diye “milli irade” diyenlerin aksine ,halisane duygularla “milli irade”ye erişenlerin, bu iradeyi gasp eden değil milletten rica edenlerin 56 sene evvel yaşadığı haksızlığı ve hukuksuzluğu izah edecek saatlere ve satırlara sahip olmadığımız da bir gerçektir.

27 Mayıs, siyasi görüşlerin vicdanları alt ettiği günün adıdır

27 Mayıs, Türkiye için “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” mottosunu kanıtlarcasına izler bırakmıştır. Kuruluşundan itibaren 37 sene demokrasinin kurumsallaşması için uğraşan kadroların emeği ve bir milletin birikimi bir günde zayi edilmiştir. Üç dönem boyunca, milletin teveccühüne mazhar olan bir siyasi gelenek, gücünü nerden aldığı halen belli olmayan bir “komite”nin kurbanı olmuştur.

Muhakkak ki 27 Mayıs, “hizmet kervanı” olarak bilinen Demokrat Parti geleneğine darbe vurduğu kadar, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesine, büyümesine ve kuruluşunda kendine hedef aldığı muasır medeniyet seviyesine ulaşmasına da engel olmak için tertip edilmiştir.

27 Mayıs bir haset hareketidir. Milletin aşkına ve büyüme hırsına karşı haset duyan tüm cenahların asgari müştereki bu darbedir.

27 Mayıs, bugün kurumsal olarak karşımıza çıkan siyasal vicdanların temel taşıdır.

Vicdanlar postallarla çiğnenmiş, siyasi görüşlere kurban edilmiştir.

27 Mayıs, milletin tercihlerinin sorgulandığı, tahayyüllerinin tutuklandığı bir gündür.

Demokratik bir mücadelede kaybedeceği aşikar bir güruhun şanlı ordunun apoletlerinin arkasına sığınarak giriştiği bu ihanet hareketi, Türkiye’nin zamanını, hayallerini ve maalesef Türkiye aşkı ile yanan bir başvekil ile bakanlarını çalmıştır.

Darbenin mağdurlarını değil, zalimlerini örnek alıyorlar

Nesirlerin ve şiirlerin kifayetsiz kalacağı acıların müsebbibi 27 Mayıs, 56 yıl sonra darbenin gerçek mağduru olan millet tarafından acı ile yad edilirken bir kesim tarafından zihinlerde yaşanmakta, değişik şekillerde millete yaşatılmaktadır.

Bugün darbe zihniyetinin adeta kurumsallaşmış hali olan ve sistematik biçimde değişik dönemlerde darbe yapan iktidar, milletin mağduriyetini fırsat bilip sahnelerde ağlamakta, milletin mağduriyeti ile “milli irade” gaspı yapmakta, bir taraftan da için için kahkaha atmaktadır.

“bal bal demekle ağız tatlanır mı?”

27 Mayıs’ın bedenen bizden kopardığı başvekilimizi ve bakanlarımızı, sonrasında onların aziz hatırası ve gayeleri ile hizmet etmiş abide şahsiyetleri anarak “demokrat” olduğunu iddia edenler, icraatları ile aksini ispat etmektedirler. Birkaç aylık mağduriyetlerinden destanlar yazan bu şahsı muhteremler mağdurları değil, zalimleri örnek almaktadırlar.

İl il gezip, milletle boy boy fotoğraf veren, milletten olduğunu iddia eden, demokrat olduğunu söyleyen bu şahsiyetler atalarının ahlakından, ilkelerinden olduğu kadar, sözlerinden de uzaktırlar. Tarihi bir sorumlulukla hatırlatmakta fayda var; “bal, bal” demekle ağız tatlanmaz!

Bir davadan bahsetmek mümkün müdür?

“Sizin dava dediğiniz salt biattır”

AKP’nin Pazar günü yaptığı lansmanda “yolun yolumuzdur” diyerek “dava”yı bir tek kişinin hırslarına emanet edenlerin dava anlayışları bizlerde merak uyandırmıştır. 27 Mayıs’ın yıldönümünde ne acıdır ki kaderini millete bağışlayan Demokrasi Şehitlerimiz bu zatlar tarafından da utanmadan anılacak, ne acı ki siyasetlerine malzeme edilmeye çalışılacaktır. Bu bakımdan kendilerini her zaman olduğu gibi uyarmak bize asli vazifedir.

Miting alanlarında siyasi rant umarak, 27 Mayıs’larda yasak savarak adlarını ağzına aldığınız ancak asla ne ahlaken ve fikren yaklaşamayacağınız şahsiyetler, sizler gibi bir kişinin salahiyeti için milletin refahını iç etmeyi göze alanlardan değildir. Adlarını ağzınıza almak için geçmişinizi silmeniz gerekecek. Bu şahsiyetler milletin refahı için canları seve seve feda etmiş, feda ederken dahi milletim demiş salih kimselerdir.

İnanamadığınız halde ağzınızdan düşürmediğiniz demokrasi bir kimsenin değil herkesin yolu, herkesin olurudur. Sizin dava dediğiniz salt biattır. Unutmayınız ki gerçek dava bir kişinin kurtuluşunu değil milletin kurtuluşunu dert edinir. Gerçek dava şahsi değil, millidir.

Bu bakımdan sizlerin ağzına alacağı isimler Menderesler, Zorlular, Polatkanlar değil Yassıada’da bu abide şahsiyetleri yalan, dolan ve hile ile yargılayan, onların nezdinde milleti idama yollayanlardır.

Tüm bu duygu ve düşüncelerle, ömrünü bu vatan için, bu millet için, demokrasi ve hürriyet için hiç düşünmeden vakfetmiş tüm kahramanlarımızı, Başvekilimiz Ali Adnan Menderes, kıymetli bakanlarımız Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı, dün PKK terörüne şehit verdiğimiz yiğitlerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

25 Mayıs 2016 Çarşamba

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL DARBELER TESADÜF LİDERLER ÇIKARDI dedi.

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL
DARBELER TESADÜF LİDERLER ÇIKARDI
.27 Mayıs 1960'ta yapılan darbenin yıl dönümü.66.Yılında.
Tarihimizde Milletimize Yapılan Kara Bir Darbedir.
27 Mayıs darbesi, cumhuriyetin ilk darbesi olarak
bilinmektedir. Adnan Menderesi değil, demokrasiyi astılar. Ordu yönetime el koydu.
DARBELER ÜLKEMİZİ GERİ BIRAKTI
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’n de 20 yıl sürecek, askeri darbeler dönemini başlatmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 yıllarında anayasal hükümetleri deviren üç adet askeri darbe gerçekleşmiştir'' ifadelerini kullandı.
Açıklamasında, ''Askeri darbeler, o ülke ordusu tarafından ülke yönetimine el konulması ile gerçekleşir.
DEMOKRASİMİZ YERİNE OTURMADI
Darbenin ardından mevcut yönetim yıkılır, iktidar sahipleri makamlarından indirilir ve tutuklanır. Ülke yönetimine bir süreliğine de olsa askeri yönetim geçer. Mevcut anayasa kaldırılır ve yerine yeni anayasa yapılması için çalışmalara başlanır. Askeri darbeler genel itibariyle şiddet unsuru kullanılarak yapılır. Darbeye karşı duran kişi ve kurumlar ağır cezalara çarptırılır. Demokrasi şehitlerimiz Zorlu, Polatkan ve Menderes'in dışındakilerin cezaları infaz edilmeyip, hapis cezasına çevrildi.
DARBELER EN ÇOK DEMOKRAT PARTİYE ZARAR VERDİ
Milletimizin severek yüzde 53'le iktidara getirdiği Demokrat Parti'ye yapılan darbe büyük haksızlıktı. Allah bir daha böyle darbeler göstermesin. Sandıkta seçilenler sandıktan alınan sonuçlarla gitsin. Demokrat Parti olarak tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. 10 yıl süreyle ülkemizi idare eden Demokrat Parti milletimizin iradesiyle iktidara gelmiştir. Yapılan darbeyle iktidar elinden alınmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin demokrasiyle taçlanmış olması ve baki kalması Demokrat Parti sayesindedir.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de İktidara Gelişinin 66. yıldönümü, Genel Merkez’de yapılan bir toplantıyla kutlandı.


“Bu partinin simgesi de imgesi de tavşan değildir. Bizlere simge olmuş canlı; ecdadı seferden sefere taşıyan, Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ı Arş’a çıkaran ‘kırat’tır”
 
“Önce siyasete alet ederek dini, sonra kendi güvenliklerine gayret ederek hukuku siyasallaştıran iktidar, sonunda vicdanları da siyasallaştırmıştır”



( DP Basın Merkezi – 14 Mayıs 2016) Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de İktidara Gelişinin 66. yıldönümü, Genel Merkez’de yapılan bir toplantıyla kutlandı. Genel Başkanımız Gültekin Uysal, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı’ndan, iktidara, iktidardan ana muhalefete, tavşan partisi söylemlerinden sivil toplum yöneticilerine, iç politika ve terörden dış politikaya kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Genel Merkez’deki programda Demokratlar Kulübü Başkanı Enver Turgut ile Siyaset Planlama Kurulu Başkanımız ve GİK üyemiz Doç. Dr. Mehmet Özdemir de birer konuşma yaptı.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, 14 Mayıs Demokrasi Bayramı dolayısıyla düzenlenen programda şu görüşleri dile getirdi:


“Kıymetli Partililer, değerli dava arkadaşlarım;

Bizlerin bayram olarak nitelediği, ancak 1960'dan bu yana demokrasi için, vatan için, millet için verdiğimiz şehitler dolayısıyla hakkıyla kutlayamadığımız bugün, bir kez daha bir arada olmanın mutluluğu ve bu davanın neferi olmanın onuru ile sizleri selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.

14 Mayıs 1950, yalnız fikrimizin ve milletin iktidarı için değil, demokrasinin bu topraklardaki ilk gerçek zaferi olması dolayısı ile de kutlanası, anlatılası, anılası bir gündür.

66 yıl önce gerçekten millet için milletle beraber teşrik-i mesai eden demokratlar, bugün de aynı hassasiyette, aynı ilke ve aynı doğru yoldadır.

Kıymetli Partililer;

Adına hürriyetçi demokratlar tarafından bir bayram atfedilen demokrasinin, bugün geldiği yer ortadadır.

Siyaset biliminin kavramlarından, siyasi tarihin tozlu sayfalarından bulunacak onlarca mesel, onlarca tanım varken, bu hizmet kervanının ekmeğini yemeye teşebbüs edercesine kendini demokrat olarak niteleyen, yaşanılanın demokrasi olduğunu söyleyenler vardır.

“Türkiye; demokrattır, demokrat olarak kalacaktır”
Demokrat Parti geleneğindeki şekli ile sözün millete takdimi, teslimi olan demokrasi, bugün türlü kılıflarla milletten zapt edilmek, rehin alınmak istenmekte, bir tek kişinin sultasındaki bir zümreye tahsis edilmek istenmektedir.


Tek bir kişinin hülyaları ve siyasi hesap uzmanlarının hesaplamaları ile adım adım “tek adam hükümranlığı”na dönüştürülmek istenen Türkiye; demokrattır, demokrat olarak kalacaktır.

70 yıldır bu milletin büyük hayallerini “Büyük Türkiye ideali” ile programlaştıran demokratlar, birkaç kişinin küçük hayallerine, bu büyük, bu kutlu emeği ve birikimi kurban etmeyecektir.

Bu hareket, milletin iktidarına hayır diyenlere canını vermekten çekinmemiş, tehdide, şantaja ve türlü Bizans oyunlarına boyun eğmemiş bir genetiğe sahiptir.

70 yıldır hakkaniyet ve adalet çizgisinden sapmadan milletin hizmetine hayatını vakfeden demokratlar, bugün de aynı bilinç, aynı kararlılık ve aynı vakur duruşla Edirne'den Kars'a ayaktadır.

“Türkiye anayasal kargaşanın, siyasal karmaşanın ve yasal kaygıların içerisinde boğulmaktadır”

7 Mayıs 2016 Cumartesi

DEMOKRAT PARTİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL. DEMOKRAT PARTİNİN KURULUŞUNUN 70.YILI KUTLU OLSUN DEDİ.

DEMOKRAT PARTİNİN 70.KURULUŞ YILI KUTLU OLSUN

MİLLETİMİZ DEMOKRAT PARTİYE DOYAMADI.
HALEN SANDIKLA GELEN SANDIKLA GİTMİYOR!.






                                                                                         

Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da kurulan ve dört yıl sonra yapılan eçimlerde (14 Mayıs 1950'de) 27 yıllık tek parti dönemini sona erdiren, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk defa serbest seçimle iktidarı kazanan Türk siyasi partisidir.
DEMOKRASİMİZ HALEN YERİNE OTURMADI
Merhum Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine kavuştu. Devlet adeta baştan başa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bugün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir.

28 Nisan 2016 Perşembe

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “yeni anayasada laiklik olmamalı” sözlerine çok sert cevap verdi.

“Dindar anayasa” dolayısıyla mahkemelerimiz şer-i hukuka göre hüküm verecekse; isimleri yolsuzluğa, hırsızlığa, cinsel istismara karışmış çalışma arkadaşı, eş, dost, akraba ve zümrenin boynu kıldan ince midir?”
“Sayın Meclis Başkanı, AKP’li kimliğini ayan beyan ortaya koyarak siyasete dahil olmuş, içinden geldiği geleneğin ‘dini siyasete alet etme’ teamülüne uygun hareket etmiştir”


(DP Basın Merkezi – 26 Nisan 2016) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “yeni anayasada laiklik olmamalı” sözlerine çok sert cevap verdi. Uysal, Meclis Başkanı’nın AKP kimliğini apaçık ortaya koyarak siyasete dahil olmasını da sert sözlerle eleştirdi.

Yaptığı yazılı açıklamada Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın sözlerini değerlendiren Uysal, Kahraman’a yönelik çok önemli sorular sordu. Sorduğu sorulara kamuoyundan da açıklama beklendiğini belirterek“Dindar anayasa” dolayısıyla mahkemelerimiz şer-i hukuka göre hüküm verecekse isimleri yolsuzluğa, hırsızlığa, cinsel istismara karışmış çalışma arkadaşı, eş, dost, akraba ve zümrenin boynu kıldan ince midir?” dedi.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal’ın yaptığı yazılı açıklama şöyle:

Meclis Başkanı “Kahraman” olmaya çalışıyor

TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman, dün bir konferans sırasında 14 yıldır itina ile korudukları ve güçlerinin referansı olagelmiş 1982 Anayasası’nı eleştirirken “yeni anayasada laiklik olmamalı” diyerek yeni anayasa tartışmasında da dini siyasete alet edeceklerini zımnen beyan etmiştir.

Sayın Meclis Başkanı, bir taraftan AKP’li kimliğini ayan beyan ortaya koymuş, bir taraftan siyasete dahil olmuş, bir taraftan da içinden geldiği geleneğin dini siyasete alet etme teamülüne uygun hareket etmiştir.

Sayın Meclis Başkanı bu ifadeleri ile birinin ve birilerinin “kahraman”ı olmaya çalışmıştır, çalışmaktadır.

İşlerine gelmiyor

Sayın Kahraman, sözlerinin devamında “dindar bir anayasa yapmalıyız” demiş ve dindarlık kavramını laikliğin yerine ikame etmeye kalkmıştır.

Kendisinin bildiği, ancak belli ki işine gelmeyen şey; laikliğin, din işlerinin devlet işlerine, yani siyasete, yani vatandaşa hitaba, yönetime, idareye araç edilemeyeceğini kastettiğidir.  

Bu bir perdeleme girişimi

Söylemlerine baktığınızda, mütedeyyin insanlarımıza “laiklik” kavramını “öcü” gibi göstermeye çalıştıkları görülecektir. Bu şekilde peşinde oldukları, anayasal değişikliğe mütedeyyin insanımızı destekçi etmektir. Türkiye’nin ana meselelerini ağızlarına dahi almayanlar yine dini siyasete alet etmiş, anayasadaki diğer meseleleri perdelemeye yeltenmiştir.

Mevzuatsızlığı aşmaya çalışıyorlar

Kendilerini koruyan anayasa maddelerini ağızlarına almayan ama anayasanın “PR”ında dahi dini kullanan bu zevat, adeta Türkiye’nin tek sorunu kendi sorunlarıymış gibi davranmaktadır. İktidarın ve iktidarın “Kahraman”ının sorunu dini daha fazla kullanamamaktır.  Anayasa’nın “dindar” olmasından kasıtları, dinin siyasete alet edilmesinin önünü açmaktır. Hali hazırda dini, bir iç politika aracı haline getiren AKP iktidarı ve “Kahraman”ı bunun mevzuatsızlığını aşmak için yeni anayasayı bir fırsat olarak görmektedir.

Laiklik inanç hürriyetinin teminatıdır

“Yeni anayasada laiklik olmamalı” diyenlerin, laikliğin, demokrasinin asli unsurlarından, inanç hürriyetine teminat olduğunu da bilmesi gerekmektedir. Kendilerinin propagandasını yaptığı gibi laiklik dine karşı ya da dini değerleri aşağılayan bir kavram değil aksine her bireyin inancını hür bir biçimde yaşamasını sağlayan, devlet işleri ile din işlerinin ayrı erklerden idaresini sağlayarak vatandaşın dini ve vicdani değerlerinin istismar edilmesini yasaklayan, bir nevi hukuki bir kavramdır.  Laiklik inanç hürriyetinin teminatıdır.

Laiklik eşit yaklaşım prensibidir

Mütedeyyin vatandaşımızı aldatmaya yönelik bu hareket, kimlikleri itibariyle en kolay mücadele edecekleri alandan başlamıştır. Laikliği din ve dindar düşmanlığı olarak gösteren iktidar, bu şekilde anayasanın tartışılmaz maddelerini de tartışmaya açmıştır.

Bilinmelidir ki laiklik sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil; devletin, vatandaşının diline, dinine, rengine, mezhebine bakmaksızın muamele etmesi, eşit hizmeti verebilmesinin kavramsal adıdır.

Yine çıkardılar gömleği

Demokratlık, hürriyetçi bir bakış açısı ile mümkündür.  Bu gibi açıklamaları yapanların demokrat oldukları da açıklamalarının gösterdiği üzere şüpheli, hatta netamelidir.

“Kahraman”ı olmaya çalıştıkları zihniye,t demokrasiyi de bir gömlek olarak görmektedir. Sayın Meclis Başkanı ne zaman giymiştir bunu bilmiyoruz ancak kendisinin demokrasi gömleğini çıkardığı bellidir.

Mesele suistimal edilebilir

Aklına geleni önce ağzına sonra da milletin önüne getirmeye alışmış bir zihniyetin siyasi rant kaygısı ile sarf ettiği cümleler bir takım kişi ve kişilerce suistimal edilebilecek niteliktedir. Kendini "sol" diye tanımlayıp birçok zaman din düşmanlığı yapanlar, bu gibi ucu açık cümlelerle memleketin huzuruna kastetmeye yeltenebilir. Bir gibi bir ihtimalde yaşanacak her türlü olumsuzluğun "kahraman" ları da kendileri olacaktır.

Geçmiş dönemlerde laiklik yanlış anlaşıldı

Maalesef geçmişte dönem dönem laiklik prensibinin çok katı bir şekilde din ve dindar karşılığı olarak algılandığı, devletin bir takım kurumlarının bu saikle vatandaşa muamele ettiği günlere tanık olduk. Eminiz ki "kahraman"ın sarf ettiği sözler bu yanlışların hatırlatılmasına, "rövanş" beklentisinin oluşmasına sebep olacak şekilde, geçmişin mağdurlarını ve bu konudaki zalimlerini içinden çıkılamaz şekilde karşı karşıya getirecek şekilde yol alacaktır.

Gidilen yol yol değildir. Geçmişin mağduriyetleri böyle rövanşist bir anlayışla aşılamaz.

Cepheyi genişletmek istiyorlar

Bugüne kadar karşıtlıklar üzerinden beslenen bir zihniyetin "1 numaralı" temsilci olan Sayın Meclis Başkanı, iktidarın kutuplaşmayı derinleştirme gayesine kürek sallamıştır. İktidar kah doğrudan kah dolaylı olarak cephe genişletmeye çalışmaktadır.

Buna en çok siz ses çıkarmalısınız

Bu tartışmaya bugün sağduyunun sesi olarak, mümeyyiz vasfı dindarlık olan kitlelerin ve organizasyonların, siyasetten bağımsız ses vermesi gerekmektedir. Dinin siyasete alet edilmesi bizleri rahatsız ettiğinden çok, onları rahatsız etmelidir. Dini bir perde olarak kullanan, araç eden, din üzerinden beslenen bu ve benzeri zihinlerin karşısında, önce salih bir amelle faaliyet gösteren kişi ve kurumlar durmalıdır.

10 Nisan 2016 Pazar

Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, yılan hikayesine çevrilen dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini söyledi.


Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, yılan hikayesine çevrilen dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini söyledi.

Dokunulmazlıkların 27 Mayıs darbesinden sonra uygulanmaya başladığını belirtenDemokrat Parti ile Başkanı İsmet Özbakkal, söz konusu ayrımcılığın adaletle bağdaşmadığını ifade etti. İl Başkanı İsmet Özbakkal, "Özellikle terörle bağlantılı suçlarla ilgili dokunulmazlık kalkanından yararlanılması gibi, vatana ihanete eş bir müsamaha, terörle mücadelede yüzlerce şehit verilirken kamu vicdanını derinden yaralamakta ve zülfiyare dokunmaktadır." dedi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması olayının yılan hikayesine döndüğünü kaydeden İl Başkanı İsmet Özbakkal, konunun uzamasını samimiyetsizliğe başladı. Konuyla ilgili asıl görevin iktidara düştüğünü dile getiren İl Başkanı İsmet Özbakkal sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bu gün itibarıyla, TBMM'ye, milletvekilleri hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle 30 yeni fezleke sunuldu. Neden ve niçin işleme konulmuyor. Bu şartlar altında demokrasi, adalet ve hukuktan bahsedenlere utanmaz, yalancı ve müfteri yaftası vurulmalı. Çünkü, toplumun huzur ve refahı kalmadı. Milli dayanışma ortadan kalktı. Bunun yerine insanlık ve ahlak dışı, İslam karşıtı yandaş-yoldaş dayanışması öne çıktı. Netice olarak, etnik kimlik ayırımı yapmadan, din ve mezhep ayrılığı gözetmeden. Ülken, vatanın, bayrağın, dinin için savaşan, çalışan, millet olmalı. Şimdi ise, ülken üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Uyan ve 2016 yılında tehlikeler yaşayacak ülkeni kurtar. Bölünme, parçalanma, kardeşine düşman olma. Ufak menfaatler uğruna kendi benliğini, kişiliğini, ülkeni satma, sattırma, bölme, böldürme. Uyan, insan ol, vekil olduğunun farkına var, idrakine er ve gerçekleri gör artık!.." - KAYSERİ