dp kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dp kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2016 Çarşamba

Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL; 04 Ekim 2016 Salı Günü Ankara, Genel Merkezde Yapılan İl Başkanları Toplantısına Katıldı.

Sayın Genel Başkanımız, "Gültekin Uysal" İl Başkanları toplantısında konuştu
“Ortak hafızamızı zaferleri ve hezimetleriyle birlikte kabul eden bir tarihe sırtınızı dayayarak meseleleri değerlendirmezseniz, kaos ortamını derinleştirirsiniz”
(DP Basın Merkezi – 04 Ekim 2016) İl başkanlarımız, Genel Başkanımız Gültekin Uysal başkanlığında Genel Merkez’de toplandı. Uysal, burada yaptığı konuşmada 15 Temmuz hadisesinin Türkiye’nin siyasi yürüyüşünde iç politikada olduğu kadar, dış politikada da iklim değişikliğine yol açtığını söyledi.
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Türkiye gündemi ve teşkilat meselelerinin konuşulduğu toplantıda yaptığı açış konuşmasında şunları ifade etti:
“15 Temmuz, dış politika açısından da iklimi değiştirmiştir”
“Türkiye’nin biriktirdiği sorunları vardır. Bu sorunlar üzerine bir de 13-14 yıllık iktidarın laikliğin değişmesini isteyen bir Meclis Başkanının olduğu, Lozan hezimet mi zafer mi diyerek Kadir Mısırlıoğlu gibi birtakım kişilerin argümanlarına sığınan bir Cumhurbaşkanı eliyle yönetildiğini hepimiz üzülerek görüyoruz.
Ortak hafızamızı hezimetleri ve zaferleriyle birlikte kabul edip sayan bir bakış açısıyla tarihe sırtınızı dayayarak bugünkü meseleleri değerlendirmezseniz, bugün yaşadıklarımızı daha da derinleştirecek bir kaos ortamına sebebiyet verirsiniz.
15 Temmuz hadisesi, Türkiye’nin siyasal yürüyüşü içinde dış politika açısından da önemli bir şekilde iklimi değiştirmiştir.
İktidarın kendi siyasetini tahkim etmek, kuvvetlendirmek, kendi tasavvurunu Türkiye’ye başka enstrümanlarla dayatabilmesi için bir iklim oluştuğu gibi genel bir kanaat var ancak ben bu görüntünün geçici bir görüntü olduğu kanaatindeyim.
Her vakit uyanık olmamız gereken bir coğrafyada siz, üzerine oturduğunuz birikimle beraber içten ve dıştan operasyona açık hale getirirseniz ülkeyi, ülkede yaşanan operasyonun yanı sıra Avrupa başkentlerinin de operasyonlarıyla karşı karşıya kalırsınız.
Şimdiye kadar, ülkenin düzeninin, birliğinin, güvenliğinin tehdit altına alındığı bir iklimde, ister istemez birtakım siyasi tenkitlerimizi, eleştirilerimizi sınırlı bir şekilde dile getirdik. Bugün geldiğimiz noktada, kırk katır mı kırk satır mı tercihlerinin arasında milletin de insanlarımızın da siyasi alan içerisinde kendi vazifesini yapmayı amaç edinmiş başta bizler olmak üzere tüm siyasi aktörlerin de “korkusuzca yaşama hürriyeti” diyebileceğimiz haklarını kullanamadığı bir iklimde olduğumuzu da hepimiz görüyoruz.
“Ekonomik problemleri, darbe teşebbüsüyle birlikte gölgeleme yoluna gidecekler”
Türkiye’nin bütün bu biriktirdiği problemler arasında bir de ekonomik problemleri var. Bütün bu ekonomik problemleri darbe teşebbüsüyle birlikte gölgeleme yoluna gidecekler ama son 5 yıl içerisinde orta vadeli planla beraber 2011 yılından itibaren ortaya koydukları bütün hedeflerin, büyüme oranları da dahil olmak üzere, tutmadığını görüyoruz. Bugün darbe teşebbüsü oldu ne yapalım, diyerek yapabilecekleri bütün açıklamaların da bir anlamı olmadığını bilmemiz gerekiyor.” Kaynak ( DP )

3 Ekim 2016 Pazartesi

DEMOKRAT PARTİ Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal Velileri Uyardı: "Çocuklarımızı, şer ve şeytani, uğursuz-hayırsız ve ahlâksız, lânetli ve din tüccarı, terör ve tedhiş örgütlerine kaptırmayalım"

Anadolu Ajansı, DHA, İHA tarafından geçilen tüm yerel haberler, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

DP İl Başkanı Özbakkal: "Çocuklarımızı örgütlere kaptırmayalım"

03 Ekim 2016 Pazartesi, 09:47
DP İl Başkanı Özbakkal: "Çocuklarımızı örgütlere kaptırmayalım"
KAYSERİ (İHA) - Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, ebeveynlere çocukların takipçisi olmaları ve örgütlere kaptırmamaları önerisinde bulundu.
Çocukları korumanın aile ve devletin görevi olduğunu belirten İl Başkanı İsmet Özbakkal, özellikle maddi durumu kötü olan ailelerin terör örgütleri tarafından kullanıldığını ifade etti. Ailelere çocuklarını takip etme noktasında önemli görevler düştüğünü dile getiren İsmet Özbakkal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anne-baba olarak, millet olarak evlatlarımıza sahip çıkmazsak, emanete hıyanet etmiş oluruz. Bunun cezasını dünyada da, ahirette de çekeriz. Çocukların ve gençlerin temiz kalpleri kıymetli bir cevher gibidir. Mum gibi, her şekli alabilir. Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi elde edilir. Çocuklara iman, Kur'an-ı Kerim ve Allahü Teala'nın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Topluma faydalı birer evlat olurlar. Bu saadette anaları, babaları ve hocaları da onlara ortak olur. Bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Kendilerine, anne-babalarına ve topluma zarar verirler. Yapacakları her fenalığın, her kötülüğün vebali, günahı annesine ve babasına da verilir. Bir babanın evladına yapacağı en büyük iyilik, onu dinsiz, ahlaksız ve kötü arkadaşlardan uzaklaştırmasıdır. Bütün kötülüklerin başı, fena ve kötü arkadaştır. İnsanın üç büyük düşmanı vardır: Nefs, şeytan ve kötü arkadaş… Bunların içinde en büyük olanı şüphesiz ki kötü arkadaştır. En tehlikeli olanı da budur.
Bundan dolayı, ana-baba çocuğunu takip etmelidir. Kimlerle arkadaşlık kuruyor, nerelere gidip geliyor, hâl ve hareketleri nasıldır… Bunlar ihmale gelmez."
(SK) 03.10.2016 09:47:56 TSI // NNNN

26 Temmuz 2016 Salı

DP Kayseri İl Başkanı İSMET ÖZBAKKAL: "“SANDIKLA GELEN, SANDIKLA GİTSİN”

“SANDIKLA; SEÇİMLE GELEN,
SANDIKLA; SEÇİMLE GİTSİN...”
Röportaj & Foto: Şeyda AŞATIR-Ekrem NAZLI/ KAYSERİ, “DENİZ POSTASI” Gazetesi Manşet:
15 Temmuz darbe girişiminin ardından siyasi parti il başkanları ile sürdürdüğümüz röportaj dizimizin bugün ki konuğu Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal. DP Kayseri İl Başkanı Özbakkal 15 Temmuz gecesinde yaşadıklarını ve neler hissettiklerini samimiyetle anlattı. Özbakkal, O gece darbe olacağı düşüncesiyle ailesine, “gelip beni alacaklar hazırlıklı olun” dediğini aktardı. 
Türkiye’nin demokrasiyle yönetilmek isteğinin göstergesinin demokrasi nöbetleri olduğunu belirten Özbakkal, “Kendimiz organize etmesek de demokrasi nöbetlerine üyelerimiz gidiyor ben de gittim” dedi.  OHAL’in 3 ay sonunda uzatılacağına inandığını ifade eden Özbakkal, “ aşılacağına inanmıyorum. Uzatılabilir, yeni yasalar çıkabilir” diye konuştu. İdam yasasıyla ilgili Özbakkal, “Yasalara bağlıyız, Avrupa Birliğine bağlıyız. İdam istiyor halk ama yasalar var. Bana göre 1 yıl gibi bir geçiş süreci olacak. 1 yıl sonra da seçim görünüyor gibi” şeklinde konuştu. Darbenin her zaman karşısında olduğunu söyleyen Özbakkal, “Oy alan oy ile gitsin. Darbelerin en büyüğü bizim partiye yapıldı” dedi.
İşte Demokrat Parti gözünden 15 Temmuz gecesi…
“GELİP BENİ DE ALACAKLAR HAZIRLIKLI OLUN”
Türkiye’nin en uzun gecesi darbe girişiminin yapıldığı 15 Temmuz gecesiydi. Korkunçtu. Önce insanlar neler olup bittiğini anlamaya çalıştılar. İstanbul’da köprülerin kapatılmasıyla başladı. O gece neler yaşandı? Yerel bazda anlatacak olursanız, Demokrat Parti’de neler yaşandı?
Öncelikle milletimiz sağ olsun diyoruz. Milletin iradesi kazandı. Öncelikle bize televizyonlarda olayları yansıtan, yazılı ve görsel basında bizi bu olanlardan haberdar eden değerli basın mensuplarına teşekkür ederim. O gece ben saat 10 civarında televizyonda köprülerin kapanma olayını gördükten sonra gazeteci Cem Atakan’ı aradım. Cem’e “Ne oluyor?” dedim. “Genelkurmay’ın sitesine bakıyorum kapalı ağabey” dedi.  Bir şeyler olduğun hissettik. En son TRT 1’de darbe olduğu açıklamasını duyduk. Ben bu olayları 1980 yıllarında yaşamıştım. O zamanlar Güven Partisi’nin gençlik kolları başkanıydım. Bize çok ağır ve üzücü geldi. Fakat inanmak istemiyor gibi bir hissimiz vardı. Millet markete hücum etti. Ben eşimi ve çocuklarımı göndermedim. Hatta dedim ki gelip beni de alacaklar hazır olun. Gelişmeler şaka gibiydi ama bir şüphe vardı. Televizyonda açıklanmasına rağmen biz buna inanamadık. Gece partimizin avukatını aradım. Biz milli iradeden yana olduğumuzu belirttik. Kesinlikle teslim olmayalım, biz milli iradeden yanayız dedik. Çünkü bu kabul edilebilir bir şey değildi. Türkiye’yi 50 yıl geriye götürecekti! Ben çok fazla endişe duyuyordum ve çocuklar bir şey anlayamıyordu “Baba sen neden bu kadar panikliyorsun” diyorlardı.
“BİZ DE İŞİN BU KADAR BÜYÜK OLDUĞUNU BİLMİYORDUK”
 Arkadaşlarımı ve il başkanlarımı aradım. Bir süre sonra televizyonda darbe yerine bir kalkışmanın olduğunu belirten yayınlar olunca biz rahatladık. Ama bu Türkiye için bir üzüntüydü ve kara bir gündü ülke için. Arka arkaya verdiğimiz şehitlerin acısını yaşadık. Biz de bir şeyler yapmak istedik tabi. Ama Kayseri’de olmadı, belli şehirlerde oldu. Aklı başında davranmak gerekiyordu. Arayanlar oluyordu “Ne yapalım” diye, biz de devletimiz, Türkiye Cumhuriyeti güçlü diyorduk. Bundan sonra demokrasinin oturması için daha iyi hareket etmemiz lazım. Biz de işin bu kadar büyük olduğunu bilmiyorduk. Çok acı bir durum. Fakat Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz’dan sonra yeni bir sayfa açacak. Bundan sonra demokrasi ve hukuk yolları daha da güçlenecek. Her şey yine de bizim vatandaşlarımıza düşüyor, devletten her şeyi beklememek lazım. Kul hakkı var. Eşit şartlarda sınava giren üniversite mezunları, askeri kuleye girecek olanların hakları yenmiş oluyor. Benim gariban vatandaşımın, çiftçimin, memurumun, işçimin çocuğunu maaşını kesip bursa verdiği paralar boşa gitmiş oluyor. İnşallah bundan sonra sınavlarda hakkaniyet sağlanır ve umarım öğrencilerimiz kazanır. OHAL durumundayız. Bazı illerimiz de sıkıyönetim de olabilir. Biz sonuna kadar devletimizin yanındayız. Şanlı Türk Ordusu’ndan ve polisinden Allah razı olsun. Çok çektiler, şehitler verdiler. Türkiye Cumhuriyeti’nin meclisinin bombalanması bize hepimizin ölebileceğini ve bu tehlikeyi geçirdiği anlamına gelir. 
“AİLELERE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR”
Daha önce hiç olmamış bir şey. 
Daha önce hiç olmadı. 1980 darbesini yaşadım. Birçok darbeyi gördük ama ordu hep birlik içerisinde yapardı o zamanlar. Şunu herkes anlıyor ki Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik tehditler var. Türkiye Cumhuriyeti sürekli savaş halindeydi. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkes aklına başına alacak ve diyecek ki biz Allah’a bağlıyız, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlıyız diyecekler. Şeyhlere bağlı olmayacaklar! Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’na bağlı olacaklar. Bilgili olacaklar ve kandırılmayacaklar. Ailelere burada büyük iş düşüyor. Kendi çocuğuna sahip çıkacak. Tabii ki kurslara gönderiyor orada yemin ettiriyor ve kullanıyorlar.  Çocuk kendini koruyamayabilir. 18 – 20 yaşlarında bir genç üniversiteye gittiğinde yokluk sıkıntısı çekiyor. Karnını doyurma, giyinme sıkıntısı çeken çocuk bir dernek, profesyonel kişi tarafından veya bir oluşum tarafından kandırılabilir. Biz siyasi partiler olarak demokrasi aşığı olarak, kin tutmuyoruz ve desteklerimizi vereceğiz. Vatandaşlarımıza ve üyelerimize anlatıyoruz. Bu işi mutlaka aşmalıyız ve aşacağız. Burada belirli kişiler var ama hepsini bıçak gibi kesip atmak zor. Kesilmesi lazım, bu olaylara el konulacak. İnanıyoruz bu iş aşılacak. 300’e yakın şehit var. Ağır yaralı olanlar var ki acil şifalar diliyoruz. 15 Temmuz’u demokrasiyi yaşatma ve şehitleri anma günü gibi anabiliriz. Milletimizi meydanlarda görüyoruz, heyecanlılar. Türk bayrağına sarılıyor, geliyor. Yemeden içmeden saatlerce bekliyorlar. Bunlar bizi duygulandırıyor. Bunlar, Türkiye’nin demokrasiyle yönetilmek isteğinin göstergesidir. Burada siyasilere ve devlet erkanına büyük iş düşüyor. Vatandaşlara karşı anlayışlı olacaklar. Bazı arkadaşlarımızdan sorular geliyor, “Bilmeden oturmalara gittim, katıldım bir şey olur mu?” diye. Tabi bunlar da olabilir. Biz herkesi potansiyel suçlu kabul edemeyiz. İstihbaratımıza, polisimize güveniyoruz. İnşallah bundan sonra düzelir, hayırlar getirir. 
“DEMOKRASİ NÖBETLERİNİ ÇOK FAZLA UZATMAMAK GEREKİR, ASAYİŞ OLAYLARI OLABİLİR”
Peki, Sayın Başkan, demokrasi nöbetlerinden bahsettiniz. Demokrat Parti olarak demokrasi nöbetlerine katılım sağlıyor musunuz?
Biz vatandaşlarımızla katılım sağlıyoruz. Kendimiz organize etmesek de üyelerimiz gidiyor ben de gittim. Vatandaşlarımızı görüyorum ve duygulanıyorum. Burada kötü niyet görmüyorum. İnsanlarımız haykırmak istiyor, demokrasiye sahip çıkmak istiyor. Bu güzel bir şekilde devam ediyor. Bunu çok fazla uzatmamak lazım. Asayiş olayları olabilir, kötü niyetli kişiler bunu kullanabilir. Bu güne kadar yapılanlar güzeldi. Bayrak mitingi oluyor, siyasi parti bayrakları gelmiyor. Gayet güzel bir şekilde yapılıyor. Özellikle bizim şehrimizde, Kayseri’de çok güzel yapılıyor. Sizin vasıtanızla, basın sayesinde dış dünya da görüyor bunları. Demek ki Türkiye’de herkes bayrağın ve demokrasinin aşığı. Bu bir mesaj olmuş oluyor. Bugüne kadar böyle topluluk görmedik günlerce meydanda kalan. Örgüte karşı büyük bir tepki oldu. 
“YARALARIMIZI SARACAĞIZ”
 Bazı eleştiriler de var bu konuda. Sanatçıların gelmesi gibi. Şehitlerimiz var, sanatçılar geliyor diye. Meydanlardaki o ruhu diri tutmak ve vatandaşı meydanlarda tutmak için yapıldığı gibi söylentiler de var. Siz bunu doğru buluyor musunuz?
Bu konuya olumlu yönden bakmak lazım. Sanatçılar, hatipler dikkatli konuşması gerekiyor. Burada eksiklik aramayacağız, biz yaralarımızı saracağız. Ben pozitif yönünden bakıyorum. Çünkü burada cumhuriyet ve demokrasi yara aldı. Biz bu yaraları sarmak için uğraşıyoruz şu anda. Birbirimize tahammül edip eksiklerimizi bulmayacağız.
“1 YIL SONRA DA SEÇİM GÖRÜNÜYOR GİBİ.”
Bundan sonrası için nasıl bir yol haritası çizildi? OHAL ilan edildi biliyorsunuz 3 ay boyunca. Türkiye’yi nasıl bir 3 ay bekliyor ve 3 ay sonra nasıl bir Türkiye ile karşılaşacağız?
Bunları tahmin edeceğiz tabi. Şimdiki hükümet, AKP hükümetinin alacağı kararlara bağlı. Meclis’in alacağı kararlara bağlı. Meclis’teki aldığı kararlara bağlı kalırsa hükümet açısından da iyi olacak. Önümüzde sıkıntılı bir süreç var. Ekonomik olsun, turizm olsun, ticaretimiz olsun. Paramızın değerinin düşmemesi gerekir. İkinci olarak da çiftçimizin, insanlarımızın mağdur olmamasını isteriz. Geçim derdi var. Bence bugün ilk yapılacak şey temel gıdadaki karma değerin kaldırılması. Asgari ücretle geçinen vatandaşımıza destek verilmeli. Tarım işçilerimize destek verilmeli şu dönemde özellikle. Üniversite sınavına, polis, askeriye sınavlarına gireceklerin daha kontrollü şekilde olması lazım. Geçiş dönemi olarak görüyoruz. Daha önce de geçtik bu dönemlerden. Başarılı olacağımıza inanıyoruz. Geçiş devreleri biraz sıkıntılı olabilir ama hükümetin açıklamalarında “OHAL’i vatandaşa değil kendimize koyduk” gibi güzel bir söz var. 
“3 AYDA AŞILACAĞINA İNANMIYORUM. BU SÜRE ARTABİLİR”
Ama bazı ürünlerde fiyat artırımına giden fırsatçılarda var.
Valla bunlar olacak yani. Bunları söylerken pembe bir tablo da çizmiyoruz. Sıkıntılar olacak fakat bu işler aşılacak. 3 ay gibi bir zamanda aşılacağına inanmıyorum. Uzatılabilir, yeni yasalar çıkabilir. 
“İDAM İSTİYOR HALK AMA YASALAR VAR”
Türkiye Cumhuriyeti zor bir konumda. Yasalara bağlıyız, Avrupa Birliğine bağlıyız. İdam istiyor halk ama yasalar var. Bana göre 1 yıl gibi bir geçiş süreci olacak. 1 yıl sonra da seçim görünüyor gibi. Bir kere siyasi partiler yasasının mutlaka değişmesi lazım. Yüzde 10 barajı varken demokrasi nasıl uygulanacak? Yüzde 10 altı buçuk milyona yakın oya tekabül ediyor. Altı milyon oy alan parti vekil çıkaramayacak mı? Düzenlemeler olmalı barajın kalkmasını istiyoruz. Demokrasinin yerleşmesi lazım reformlar olması lazım. Ekonomik sıkıntıları atlatmamız lazım. Avrupa ülkelerinin tepkisi var görünüyor. Bunların Türkiye’nin ilerlemesini istemedikleri, yıllardır örgütlere verdikleri desteklerden, canlı bombalardan belli oluyor. Perşembenin geleceği çarşambadan belli olur gibi biz bunları hissediyorduk sıkıntılar olacaktı. İnşallah bundan sonra Türkiye Cumhuriyeti kendi içerisinde hakimi savcısıyla daha güvenilir ve sağlam şekilde olur. 
“DARBELERİN EN BÜYÜĞÜ BİZİM PARTİYE YAPILDI”
Çocuklarımızı küçüklükten vatanına Allah’ına bağlı insanlar olarak yetiştirmemiz lazım. Yasal boşluklar var. Çok fazla vakıf dernek var. Fakat kendine kendi insanına hizmet ettiği ortaya çıkıyor. Vakıflar, dernekler mağdur insanlara ışık saçıcı olması lazım. Diğer siyasi parti başkanlarına ben teşekkür ediyorum anlayış gösterdiler. Biz hep beraber biriz, devletimizin yanındayız. Türkiye’yi, insanlarını bölmek mümkün değil. Sandıkta gelen sandıkla gitsin. Oy alan oy ile gitsin. Darbelerin en büyüğü bizim partiye yapıldı. Allah rahmet eylesin, Adnan Menderes Adnan Polatkan idam edildi. Vatandaş onları yüzde 53,5 ile getirmişti. 3 devre getirmişti ama bir darbeyle, cuntayla idam edildiler. Bunlar uygun değil tabi. Halk kimi seviyorsa getirecek. Sıkıntılar yok değil ama yeni bir sayfa açıldı Türkiye Cumhuriyet’i için. Yeniden yapılanmada herkes otokontrolden geçirecek kendisini. Herkese iş düşüyor, halkı bilinçlendirmek lazım. Milletimiz meydanda seve seve duruyor ama bu da bir yere kadar tabi. Onlar da sıkıntı çekiyor.
Tekrar sizin sözlerinizden çıkacak olursak idam yasasına olumsuz bakıyorsunuz yani?
Biz olsun ya da olmasın diyemiyoruz hukuk devletiyiz. Bu Meclis’ten kanun olarak çıkar. Çıkması için referandum olması gerekir. Halk istiyorsa olacak ama nasıl olacak? Siz Avrupa Birliği’ne girelim diye başvuruyorsunuz. Avrupa Birliği Parlamenter Meclisi bunu veto ediyor. Nasıl olacak bilemiyorum. Bu kişiler de cezalandırılmalı tabi. Ama nasıl cezalandırılması lazım?
“ASKERİMİZİN POLİSİMİZİN EMRİNDEYİZ”
Ordunun itibarsızlaştırıldığı algısı oluşturuluyor. İnsanların bakışı değişti. bu itibar tekrar kazanılabilecek mi? Ya da sizce böyle bir durum var mı sizce?
İtibar kaybetme durumu falan olmaz şanlı Türk ordumuzda, çocuklarımızı gönderdiğimiz. Öyle bir durum yok. Kötü niyetli kişilerin çıkardığı bir şey. Genelkurmay başkanımız da bugün asker üniforması giymiş kötü niyetli kişiler diyor. Bunlar temizlenebilir zor değil. Poliste askerde itibar kaybı olmaz sahibi biziz, milletiz. İnanmıyorum yani buna ordu millet el ele olması lazım, güvenlik güçleriyle beraber olmamız lazım. Az önce dediğim gibi negatif yanından değil pozitif yanından bakmamız gerekiyor. Askerimizin polisimizin emrindeyiz. 
“KAYSERİ’DE GÜÇLÜ BİR YAPI OLDUĞU GÖRÜLÜYOR”
Peki, bu darbe provası Kayseri’de yapıldı. Haberleri okumuşsunuzdur. Geçtiğimiz gün bu ortaya çıktı. Üç ay önce Kayseri’de alçak uçuş yapan bir uçak olmuştu. Bunun darbeyle ilgili olduğu ortaya çıktı. Hatta kurumlar arasında kopukluk olduğu da söz konusu. Bunu siz nasıl okuyorsunuz?
Şeyda Hanım, bu işe artık 15 Temmuz öncesi ve sonrası olarak bakacağız işe. 15 Temmuz öncesini yazsanız yıllarca yazarsınız, kitaplar olur. Artık olmuştur. Kayseri’de güçlü bir yapı olduğu görünüyor. Türkiye’de 4 ilden biri Kayseri. Bunun sebebi de ekonomiyle alakalı benim gördüğüm. Kayseri ekonomik faaliyetleri çok güçlü bir yer. Bunlar olmuştur artık. Tutuklamalar oluyor. Bunu çok fazla irdelemenin anlamı yok. Emniyete bırakmamız lazım bunları. OHAL yöneticilerine bırakmamız lazım. Bunu çok spekülasyon şeklinde devam ettirmemek lazım bundan sonrasına bakmak lazım zaten o olanlar olmuş ki 15 Temmuz olmuş. Demek ki bir yapılanmaları var ki oldu. Ders çıkarıp ona göre yapılanmamız lazım. Vatandaşlarımıza şunu tavsiye ediyorum. Yetkililerin açıklamalarına dikkat etsinler. 
Bu dönemde karışıklık çıkarmak isteyenler de olacak.
Teşekkür ederim.
İsmet ÖZBAKKAL; DEMOKRAT PARTİ
KAYSERİ İL YÖNETİM KURULU BAŞKANI
[Kayseri DENİZ POSTASI Gazetesi, 26 Temmuz 2016 & Şeyda Aşatır].

10 Mayıs 2016 Salı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL: "Türkiye demokrasiyi demokrat partiyle yaşadı"

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL: "MİLLETİMİZ DEMOKRAT PARTİ’YE DOYAMADI" DEDİ
Basına yaptığı açıklamada: "Türkiye demokrasiyi demokrat partiyle yaşadı" diyen Özbakkal, "Demokrat Parti, 7 Ocak 1946’da kurulan ve dört yıl sonra yapılan seçimlerde, 14 Mayıs 1950’de, 27 yıllık tek parti ve 12 yıllık sulta-dikta dönemini sona erdiren., Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa özgür iradenin serbestçe tezahür ettiği “Hâkim teminatlı”  seçimle iktidarı kazanan bir siyasi partidir" ifadesinde bulundu.
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı Özbakal, "14.Mayıs.1950’ de başlayıp, 27.Mayıs.1960 günü yapılan darbeye kadar geçen on yıllık süre içinde; Yıllardır ihmal edilmiş, geri kalmış, içerde ve dışarıda itibar kaybetmiş olan Türkiye’yi baştanbaşa yeniden imar ve inşa etti. İşsizlik ve yoksulluğu yendi" diyerek şunları söyledi: Maddi, manevi ilmi ve kültürel değerleri yeniden kazandırdı.14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. Merhum Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine kavuştu. Devlet adeta baştanbaşa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bu gün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir."
Ancak, bu olağanüstü kalkınma, gelişme, çağdaşlaşma ve demokratikleşme hareketini vatan ve millet düşmanları ile devleti ve milleti soymaya alışmış kitleler içlerine sindiremedi. On yıllık iktidarı boyunca, sonuncusu dâhil tam 4 darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Fakat O, vatanını, devletini insanını ve askerini yürekten seven, ordusuna güvenen, demokrasi, hak, adalet ve hukuka dayanan bir insandı. Bu sevgi, saygı, güven ve “güvendiği orduya” karşı duyduğu samimi itimat nedeniyle ve “kan dökülmesin, masum insanlar telef olmasın, devletin ve demokrasinin düzeni bozulmasın” inancıyla bir avuç çapulcuya karşı çıkmadı. Sabır ve tevekkül yolunu seçti. Elbet yanlış, yalan ve iftiraların ortaya çıkacağını, iktidarının aklanacağını ve aziz ve necip Türk milletinin gerçekleri göreceğini sanıyor ve bu yanlıştan muhakkak dönüleceğine inanıyordu. Bu inanç ve itimatla; Hükümete samimi ve sadık olarak bağlı Türk Silâhlı Kuvvetlerini harekete geçirmedi. Milletin selâmeti için teslimiyeti seçti.
Fakat bir avuç isyancı (38 kişi) tarafından gerçekleştirilen ve Menderes’in “vatan ve millet aşkı” nedeniyle mukavemet görmeyen darbe ne hikmetse muvaffak olunca, tutuklanarak Yassı ada’ya götürüldü. Türk hukuk tarihinin utancı olan yüksek adalet divanı nam uyduruk mahkemelerde sözde yargılanarak idama mahkûm edildi. Burada kendisine eziyet, zulüm ve işkenceler yapıldı. Hayali sükut ve hüsrana uğramıştı. O, kendisini milleti ve memleketine adayan büyük bir Lider, devlet adamı ve samimi bir vatanseverdi.17 Eylül 1961 günü öğle saatlerinde idam sehpasında bile son sözleri “vatan sağ olsun” olmuş, “Allaaah!...” diyerek ruhunu (emaneti sahibine) teslim etmiştir.
Vatan sağ olsun. Nur ve huzur içinde yatsınlar.
Vatan ve Millet O’nlara minnettar ve müteşekkirdir.
Şehit arkadaşları, Fatih Rüştü ZORLU ve Hasan POLATKAN’a da Allahtan rahmet diliyoruz; Ülkemizin içinde kıvrandığı bu sıkıntılı, zor ve kritik günlerinde onlara ihtiyacımız olduğu apaçık ortaya çıkmış ve Demokrat partinin “Millet; Cumhuriyet; Adalet; Hakkaniyet; Eşitlik; Dürüst devlet ve Demokrasi için; TEK ÜMİT olduğu bütün veçheleriyle anlaşılmıştır."
(Haber: İHA & Milliyet, Kayseri Haberleri – 10 Mayıs 2016)

28 Ocak 2016 Perşembe

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL

ALLAH (CC) BİRLİĞİMİZİ, DİRLİĞİMİZİ, BERABERLİĞİMİZİ
VE KARDEŞLİĞİMİZİ BOZMASIN
 Aziz Şehitlerimizin ruhları şâd, mekânları, makamları cennet olsun inşâllah...

15 Ocak 2016 Cuma

DP'nin 70. Kuruluş Yıl Dönümü Ankara’da düzenlenen bir programla kutlandı...

Demokrat Parti’nin 70. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla Genel Merkez tarafından Ankara’da bir program düzenlendi. 
Uysal: “Bizler demokrasiyi keyfe göre, ranta göre giyilip çıkarılacak bir gömlek, takılıp atılacak bir rozet olarak değil, bir ruh olarak görüyoruz”
Özdemir: “Demokrat Parti, Türk insanına, Türk ülkesine, büyük Türkiye ülküsüne hizmeti en büyük görev bilmişti”
Ali Naili Erdem: “Hiçbir parti kendisine düşmeden dış politika sorunlarını ana muhalefet partisiyle birlikte çözümlemeyi samimiyetle uygulamış Demokrat Parti, Türkiye’yi bir barış ülkesi yapmıştır”
(DP Basın Merkezi – 07 Ocak 2016) Demokrat Parti’nin 70. Kuruluş Yıldönümümü dolayısıyla Genel Merkez tarafından Ankara’da bir program düzenlendi. Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yaptığı açılış konuşmada“Bugün; millet hükümet içindir diyenlere karşı 70 sene evvelden hükümet millet içindir diyen bir siyasal hareketin neferiyiz” dedi.
7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat Parti’nin 70. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Ankara’da bir otelde düzenlenen programa saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlandı. Açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Gültekin Uysal, partimizin 70 yıl önce kurulduğunda belirlenen prensiplerin ve öngörülerin, günümüz gerçekleriyle hala örtüştüğünü ve bugünlere ders niteliğinde olduğunu açıkladığı konuşmasında 70 yılda gerçekleştirilen demokrasi mücadelesini anlattı.
Partimizin 70 yılda siyasete kazandırdığı büyüklerinin ve gerçekleştirdiği hizmetlerinin anlatıldığı bir sinevizyon gösterisinin ardından panel programına geçildi.
Programın panel kısmında Milli Eğitim eski Bakanımız Ali Naili Erdem, GİK üyelerimiz Dr. Melih Aktaş ile Doç. Dr. Mehmet Özdemir konuşmalarını yaptı.
Eski Bakanımız Ali Naili Erdem, konuşmasında tanığı olduğu Demokrat Parti’nin kuruluş yıllarını anlattı. Erdem, o yılları anlatırken şunları söyledi:
“Yurtta sulh cihanda sulh politikasını başarıyla uygulamış Demokrat Parti, dostluklarını çoğaltmıştı. Komşu devletlerle kanlı bıçaklı olmamış, Ortadoğu’nun bataklığına girmemiş, yozlaşmadan çağdaşlaşmayı başarmıştır. Hiçbir parti kendisine düşmeden dış politika sorunlarını ve sorunlarımızı ana muhalefet partisiyle birlikte çözümlemeyi samimiyetle uygulamış Demokrat Parti, Türkiye’yi bir barış ülkesi yapmıştır.
Bugün kan gölüne dönen ülkemizde kimler neler düşünür bilemiyorum. 1950-60 döneminde ne bayrağımız bez parçasıydı, ne Silahlı Kuvvetler mensuplarının başlarına çuval geçirilmişti, ne sizler bizler ayrımı vardı. Dağlarımız Ne mutlu Türküm diyene sözleriyle donanmıştı. Okullarımızda Türküm, doğruyum andı söylenmişti. Gönülden yaşadığım bal gibi bir ülkeydi.”
GİK üyemiz Doç. Dr. Mehmet Özdemir ise Demokrat Parti’yi anlatan konuşmasının devamında Demokrat Parti’nin en önemli zaferlerinden birisi olan Kıbrıs konusunu ele aldı.
Özdemir konuşmasında “Demokrat Parti’nin kuruluşunun 70. yılını övünçle ve hasretle kutluyoruz, Demokrat Parti döneminin eski Türkiye’sinin özlemiyle kutluyoruz. Demokrat Parti, Türk insanına, Türk ülkesine, büyük Türkiye ülküsüne hizmeti en büyük görev bilmişti. Demokrat Parti’nin ideali Atatürk’ün “Yüksel Türk. Senin için yüksekliğin sonu yoktur” emriydi. Demokrat Parti’nin hedefi Atatürk’ün Türk milleti atinin yüksek medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacaktır” işaretiydi. İşte Demokrat Parti bu idealler, bu emirler, bu edepler doğrultusunda yılmadan, usanmadan çalıştı. Demokrat Parti dışta da Türkiye’yi dünyanın en itibarlı ülkelerinden birisi haline getirdi” dedi.
Demokrat Parti’nin 70. kuruluş yıldönümü, İstanbul ve Bursa’da da kutlandı. Bursa İl Teşkilatı, 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın mezarı başında bir tören düzenleyerek çelenk bıraktı, dualar okudu. İstanbul İl Teşkilatımız ise İstanbul’da bulunan Anıtmezar’daki programa katılarak merhum Eski Başbakanımız Adnan Menderes ve arkadaşları ruhuna Fatiha okudu, çelenk bıraktı. 

28 Ekim 2015 Çarşamba

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL. 29 EKİM CUMHURİYET KUTLAMALARI İÇİN KAYSERİ CUMHURİYET MEYDANINDA YERİNİ ALDI.


Kayseri'de "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı" Protokol kutlamaları
Cumhuriyet Meydanında Mustafa Kemal Atatürk büstüne çelenk sunumu ile başlayan törene Kayseri Valisi Orhan Düzgün, Garnizon Komutanı Hv. Pl. Tümgeneral Ali Demiral ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, siyasi parti il başkanları,. Demokrat parti Kayseri il başkanı İsmet ÖZBAKKAL, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, askeri erkan ve vatandaşlar katıldı. Kayseri  Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenklerin konulmasıyla başladı.


27 Ekim 2015 Salı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal'ın "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı" mesajı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal'ın; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal mesajında; “Türkiye Devleti’nin temeli, emel ve ideali, yaşam biçimi Cumhuriyettir. Cumhuriyet’i, sadece devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk değil; O’nunla inanç, bilinç ve kader birliği içinde olan, milletin makûs talihine karşı omuz omuza mücadele veren Türk halkı birlikte tespit, tercih, onay ve ilan etmiştir. 
Bunun esas nedeni: ‘Cumhuriyet fazilettir, erdemdir’ gerçeğidir. 
İşte, bu Cumhuriyetin 29 Ekim’de 92.yılını kutlayacağız.
1 Kasım genel seçimlerinin memleketimize milletimize hayırlar getirmesini dilerim.
10 Kasım 1938’de saat 9’u 10 geçe bu Asr-Saadet dönemi bitti. Türk Milleti 11 Kasım 1938 – 13 Mayıs 1950 sürecinde, hiçte lâyık olmadığı bir hezimet, çürüme, yozlaşma ve tefessühe maruz kaldı. Resmen olmasa da fiilen yaşanan demokrasi, adalet ve hukuk çöpe atıldı. Ülkemiz, adeta mezar toprağı gibi üstünü kaplayan bir sulta, dikta, derebeylik ve despotizmle çökertildi. Cumhuriyet anlamını yitirdi, önem ve değerini kaybetti. Cumhur (halk) idareden tecrit edildi.
Bilindiği üzere Cumhuriyet, 14 Mayıs 1950’de hayat buldu.
Demokrat Parti sayesinde adalet, hukuk ve demokrasi ile buluştu. Atatürk’ün bıraktığı yerden alıp, Cumhuriyeti çökertilerek atıldığı çöplükten çıkaran ve hayata geçiren Partimiz yeni bir Asr-ı Saadet dönemi başlattı.
Bu refah, adalet, hukuk ve saadet dönemi; Halk Partisi zihniyetinin millete başkaldırması ile 27 Mayıs 1960’da fesih, iptal ve ilga edildi. Cumhuriyet de, demokrasi de, insan hakları, adalet ve hukuk da rafa kaldırıldı.
Aradan 55 sene geçti. 
Hala demokrasi yok.
Adalet ve hukuk hak getire.
Ne yazık ki, atalarımızın canla başla kurduğu cumhuriyet şu an yaralı. Siyaset yozlaşmış, çürümüş ‘Millet iradesinin devlet idaresinde temsil vasıtası’ olmaktan çıkmış; siyaset kurumları adeta ticaret şirketlerine dönüşmüş durumdadır.
Sonuçta ülkemiz yerine oturmayan, millet iradesine dayanmayan ve ‘dürüst ön seçim yapılmayan, parti içi demokrasi anlayışı bile olmayan’ dikta, sulta, vesayet ve icazetle yürüyen “demokrasi düşmanı, eşitlik, hak, adalet ve hukuk karşıtı” bir siyasetle yönetilmektedir.
Bu nedenle vatandaşımız özgürlük ve güvenlikten yoksun, geleceği karanlık. Gençlerimiz işsiz ve ümitsiz, gelecekten kaygılı. 
Göç dalgasıyla ülkemize sığınan 3 milyon civarında yabancı; her köşede dilenen, karada aç-sefil, denizlerde boğulan insanlar; Yerli malı bitti, bitirildi, her mal ithal var; Üretmeyen, çalışmayan, düşünmeyen, sadece tüketen bir toplum olduk. Oysa; cumhuriyet fazilet, adalet, huzur, emniyet ve mutluluk; özgürlük, hükümranlık ve güçlü devlet olmaktır.
Cumhuriyet varsa; memlekette adalet, hukuk ve huzur vardır. 
Çünkü Anadolu insanının algısında Cumhuriyet Ana’dır, Baba’dır. Cumhuriyet toplumsal, ekonomik ve sosyal barıştır. Problemleri çözer, hasarları onarır, hastalıkları tedavi eder, yaraları sarar; Herkese ve her kesime eşitlik, adalet, demokrasi, mutluluk ve zenginlik sağlar. Demokrasi, adalet ve hukukun hâkim olduğu bir ülkede terör belâsı olmaz; Hiç kimse Kardeş kardeşe vurduramaz.
Devlet gerçekten Cumhuriyet ise; Her gün şehit verilmez. 
Bu nedenle bir an önce yeniden ve derinden silkinmeli, birlik ve beraberliğimizi tekrar kurmalı; cumhuriyetin mimarı, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarını minnet ve şükranla anmalıyız. Ruhları şad, Cumhuriyet payidar, hak, adalet ve hukuk hâkim ve hükümran olsun. Herkesi ay yıldızlı bayrağın altında Demokrat Parti’ye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

5 Ağustos 2013 Pazartesi

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL’IN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL’IN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI
Aziz ve Mübarek Ramazan bayramını milletçe idrake hazırlandığımız bu günlerde, başta Türk Dünyası olmak üzere, bütün İslam Âlemini sarsan BOP belâsı, dış güdümlü anarşi, terör, tedhiş ve kardeş kavgası Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini gölgelemiş ve milliyetperver halkımızın huzurunu bozmuştur. 
Bir tarafta da, insanlık düşmanı, işgalci Çin esareti altında inleyen Doğu Türkistan, esir Uygur Türklerinin maruz kaldığı şiddet tırmanmakta; İnsan hakları, adalet ve evrensel hukuka rağmen alçakça uygulanan zulüm ve işkence, tüm İslâm Âlemi, Türk ve Müslüman dünyasını acıtmakta, zulme seyirci kalan İKÖ, NATO ve BM’e karşı nefret artmaktadır.
Şu hale nazaran, Büyük Türk Milleti ve Onurlu İslâm Ümmeti haksızlık, sömürü ve baskıya daha fazla tahammül göstermemeli, zalimlere baş kaldırmalı, esarete boyun eğmek, vahşi kapitalist ve emperyalist vampirlere müsamaha etmekten vazgeçmeli ve Ramazan Bayramını büyük bir uyanış ve dirilişe vesile kılmalıdır.
Ülkemizde giderek artan, bunalım ve buhrana dönüşen demokrasi sorunu; Vesayet, icazet, dış himaye, güdümlü sulta ve dikta odaklı politik ACI’larla, haksızlık, yolsuzluk, cehalet ve değersizlikle kirlenen siyaset kulvarı ile hakkaniyet, eşitlik, adalet ve hukuk gibi, insani değerlerin “keellem yekûn yok sayılması”, milletçe çok büyük bir felâketle burun buruna geldiğimizin vahim bir göstergesidir.   
Aziz ve kadim Türk Milleti; iyice tehlikeye düşen Milli Birlik, bütünlük, özgürlük ve güvenliğimizi korumak, siyasete vaziyet ederek; Namuslu, Dürüst ve Demokrat vatandaşlar vasıtasıyla: Devlet idaresinde, millet iradesini tekrar hâkim ve hükümran kılmak zorundadır.
Çare: Adalet Ahlâkı, Hukukun Üstünlüğü, Namuslu, Dürüst, Bilimsel ve Saydam bir Demokrasidir.
Bunun için ve bu mübarek Bayram hürmetine: Sevgili halkımızı eşitlik, adalet, hak ve hukuka; Milli Devlet, Milli Dil, Anayasa, Lâiklik, Din-İman, Toprak ve Bayrağımıza, hasılı Vatana ve Millete Sahip çıkmaya; Bölücü, bozguncu ve işbirlikçi hainlere, tam bir “ittihat ve tevhit” (birlik ve beraberlik) şuuru içinde “Yeter!.. Söz Milletindir…” demeye davet ediyoruz.
Çünkü: Başta aziz vatanımız "TÜRKİYE CUMHURİYETİ" olmak üzere; Türk Milleti ve İslam ümmetinin kutsal bayraklarının dalgalandığı, EZAN okunan her yerde; karşılıklı sevgi, saygı, barış, güvenlik, adalet, hukuk, huzur ve hoşgörünün temini herkesin hakkı ve sorumlu hükümetlerin mutlak görevidir.
Bilvesile: Türk, İnsanlık ve İslâm âleminin Mübarek Ramazan Bayramlarını samimi dua ve en içten dileklerimizle kutluyor; Aziz Milletimiz, İslam Âlemi ve tüm insanlığa iyilik, "herkese şamil adalet", etkin hukuk ve hayırlara vesile olmasını; Aileleri ile birlikte "zenginlik, barış, özgürlük, güvenlik ve mutluluk içinde" müreffeh bir hayat sürmelerini,
Cenab-ı Hak’tan temenni, dua ve niyaz ediyoruz…
DP KAYSERİ İL YÖNETİ KURULU ADINA
BAŞKAN: İsmet ÖZBAKKAL
BAYRAMLAŞMA:
Bayramın İkinci Günü
Yer: Demokrat Parti İl Binası
Adres: Seyit Burhanettin Bulvarı Mülâyim Ap. No: 31/3  Melikkazi/KAYSERİ
Tarih: 09 Ağustos 2012 - Cuma, Saat: 11.00
NOT: Tüm Kayseri halkı, sevgili ve değerli hemşehrilerimiz ile “46 Ruhu, kadim dava ve misyonumuzun” sadık mensup ve samimi sevdalıları davetlidir.

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Avrupa Birliği’ne tam üyelik müracaatının yıl dönümü

Genel Başkan Gültekin Uysal'ın, Şehit Başbakan Adnan Menderes’in 31 Temmuz 1959 tarihinde Avrupa Birliği’ne tam üyelik müracaatının yıl dönümü açıklaması
İktidarın bugünkü AB politikası ‘sıfır ilerleme’ şeklinde özetlenebilir. 54 yıl sonra gelinen nokta üzüntü vericidir. “Rahmetli Adnan Menderes'in vizyonu ile başlatılan AB’ye tam üyelik sürecinde büyük zahmetlerle katedilen yolda bugün, Demokrat geleneğin ve demokrat vizyonun eksikliği açık bir biçimde görülmektedir.”
(DP Basın Merkezi- 31 Temmuz 2013)- Genel Başkan Gültekin Uysal, Demokrat Parti Eski Genel Başkanı ve Şehit Başbakan Adnan Menderes’in 31 Temmuz 1959 tarihinde Avrupa Birliği’ne tam üyelik müracaatının yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Genel Başkan Gültekin Uysal, Şehit Başbakan Adnan Menderes’in 54 yıl önce Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) tam üyelik müracaatı yapmasının yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi:
“AB üyeliği Demokrat Parti’nin  Türkiye’ye kazandırdığı bir vizyondur. “
“AB üyeliği Demokrat Parti’nin Türkiye’ye kazandırdığı bir vizyondur. Hatırlanacağı üzere; Türkiye, daha sonra AB’ye dönüşecek olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra, Demokrat Parti iktidarında, 31 Temmuz 1959 tarihinde Topluluğa ortaklık başvurusunda bulundu. 
Tarih boyunca yönü batıya dönük olan Türkiye’nin üye ülkeler tarafından büyük coşku ile karşılanan bu başvurusu aynı zamanda milli bir hedef olarak yakın zamandaki dış politikamızın da en önemli eksenini oluşturmuştur.
Rahmetli Adnan Menderes'in vizyonu ile başlatılan AB’ye tam üyelik süreci, Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki en önemli demokratikleşme ve entegrasyon projesi olup, takip eden dönemde yine tüm Demokrat Parti Hükümetleri ve siyasi kadrolar tarafından desteklendi ve takip edildi. AB’ne üyelik, Türkiye için reform niteliğinde pek çok uygulamanın gerçekleşmesine katkı sağlayan bir süreci başlatmıştır. 
Avrupa Birliği sürecini başlatan rahmetli Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere, o dönemdeki tüm Demokrat Parti yöneticilerini ve daha sonraki süreçte Demokrat Parti geleneğinden gelen ve sürece dört elle sarılarak büyük ilerleme kat eden tüm siyasetçilerimizi, şükran ve saygı ile anıyorum.
İktidarın AB Politikası: “sıfır ilerleme” Türkiye’nin 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’na giriş için yaptığı başvuruyla başlayan Avrupa yolculuğu, askeri darbeler ile sekteye uğramış ancak milli bir hedef olarak bugüne kadar önemini devam ettirmiştir. Hiç kuşku yok ki; Avrupa Birliği süreci ile hedeflenen ve aslolan ülkemizin hukuk devleti, demokratikleşme ve özgürlük seviyesinin yükselmesi, ekonomik kalkınmamız ve tüm vatandaşlarımızın yaşam standardının artmasıdır.
Bütün bu çabalara rağmen bugün AB sürecinde geldiğimiz noktada; Türk dış politikasında her geçen gün çığ gibi büyüyerek karşımıza çıkan sorunlar, AB sürecinde de yaşanmaktadır. İktidarın dış politikadaki yetersizliği kadar, demokrasiye, özgürlük ve hukuka olan sorunlu bakış açısı da Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin önünde en önemli engel haline gelmiştir.
“ AKP Hükümeti, Avrupa Birliği’nden vazgeçmiş görüntüsü vermektedir."
Mevcut iktidar, iktidarının ilk döneminde Avrupa Birliğini iç politikada hareket alanı elde edebilmek için bir araç olarak kullandıktan sonra bugün, müzakere sürecinde adeta ayak sürüyen, bahaneler arayan bir görünüm sergilemektedir. 
AKP iktidarının ilk döneminde, 17 Aralık 2004 tarihinde Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesinde, müzakere tarihi alınması ve 2005 yılında müzakerelere başlanması Türk halkına büyük bir zafer gibi sunulurken, bugün AKP Hükümeti Avrupa Birliği’nden adeta vazgeçmiş görüntüsü vermektedir. 
İktidarın bugünkü AB politikası “sıfır ilerleme” şeklinde özetlenebilir. 54 yıl sonra gelinen noktada Türkiye’de iktidarın Avrupa Birliği üyeliği konusunda, ‘olmasa da olur’ noktasına gelmesi üzüntü vericidir. Büyük zahmetlerle yol katedilen AB üyeliği konusunda, bugün Demokrat geleneğin ve demokrat vizyonun eksikliği açık bir biçimde görülmektedir. 
Demokrat Parti ile başlayan ve Türkiye için öncelikli bir hedef olmaya devam eden Avrupa Birliği sürecinin yeniden ivme ve hayat kazanması için gerçek anlamda demokrat bir vizyona ihtiyaç vardır.”

Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal Açıklaması

Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal Açıklaması

 
Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, Türkiye'nin kısa ve uzun vadeli etki ve ilgi alanında bulunan pek çok meseleyi suhuletle çözmesinin yolunun, bu meseleleri demokratik kanallara aktarmaktan geçtiğini belirterek, "Türkiye,...
Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, Türkiye'nin kısa ve uzun vadeli etki ve ilgi alanında bulunan pek çok meseleyi suhuletle çözmesinin yolunun, bu meseleleri demokratik kanallara aktarmaktan geçtiğini belirterek, "Türkiye, Demokrat Parti'nin eksikliğini hissetmektedir" dedi.

Özbakkal, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin nerede mazlumun gözyaşı akıyorsa, orada onun bayraktarlığını yapacak bir ülke haline gelmesini arzuladıklarını bildirdi. Açıklamasında, "Meselemiz 60'larda, 70'lerde ve devamında neyse, bugün de aynıdır" diyen Özbakkal, şunları kaydetti :

"Türkiye'yi sahip olduğu bütün güç unsurları ile beraber, bu coğrafyada var olduğu kadar nerede mazlumların gözyaşı akıyorsa orada onun bayraktarlığına soyunacak bir büyük ülke haline getirmemiz lazım. Bu da ancak demokratların elinde olur. Milletin "devlet olması" anlayışı içerisindeyiz. Türkiye'nin iktisadi olarak en önemli sorununun demokrasi, dış borç ve cari açık olduğunu, en az onun kadar da adalet ve hukuk sorununun da bulunduğunu görüyoruz. Demokrasiye sahip çıkmak, en önemli görevlerimiz arasındadır. Gerçek demokratlar olarak hürriyetçi düşüncenin sahibiyiz. Gücümüzü ve geçmişimizi biliyoruz. O nedenle meçhule yelken açmamak ve büyük geçmişimizi geleceğe taşımak adına, siyaset yoluyla gücü milletten alarak yolumuza devam edeceğiz. Türkiye, Demokrat Parti'nin eksikliğini hissetmektedir."
(İHA, 31 Temmuz 2013 - KAYSERİ)

26 Temmuz 2013 Cuma

BİR EFSANE BÖYLE DOĞDU...

Koraltan: Demokrat Parti ismini ben, afişteki eli babam verdi
Refik koraltan'ın kızı Ayhan Koraltan, Demokrat Parti'yi iktidara taşıyan "Yeter!.. Söz Milletindir" afişinin/söyleminin hikâyesini anlattı
Demokrat Parti'nin kurucularından Refik Koraltan’ın kızı Ayhan Koraltan “Partinin ismini ben buldum. DP'yi iktidara taşıyan 'Yeter Söz Milletindir' afişindeki el ise babamın eli” dedi.
Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı idama götüren 27 Mayıs askeri darbesinin yarın 63’üncü yılı. O dönemde Yassıada’da yargılanan ve idam cezası ömür boyu hapse çevrilen dönemin TBMM Başkanı Refik Koraltan, Demokrat Parti’nin kurucularından olmasına rağmen, hatıraları yıllarca gölgede kaldı. Koraltan’ın kızı 91 yaşındaki Ayhan Koraltan 27 Mayıs ile dağılan hayatlarını ve DP’yi iktidara taşıyan, afiş yoluyla propagandanın devrimle bütünleşen ilk örneğini veren ‘Yeter Söz Milletindir’ afişinde ‘dur’ anlamında kullanılan elin öyküsünü, Radikal’den Ayça Örer’e anlattı. 
“Annem Demokrat Parti kurulduğunda felç oldu, Adnan Menderes’in idam kararını duyduğunda vefat etti…” 91 yaşındaki Ayhan Koraltan Demokrat Parti’nin kurulmasıyla başlayıp 27 Mayıs’la dağılan hayatlarını böyle özetledi.
Babası Refik Koraltan cezaevine girdikten sonra onun hem avukatı hem yoldaşı olan Ayhan Hanım, babasının cezaevinde anılarını yazarak hayatını kayıt altına almasına da öncü olmuş. Gazeteci Kamil Maman’ın sahaflarda gezerken o zaman 6 yaşında olan Ali Yavuz Koraltan’ın dedesine yazdığı mektubun izini sürmesiyle ortaya çıkan ‘Tek Parti Devrinden 27 Mayıs 1960 İhtilaline Demokratlar’ Refik Koraltan’ın cezaevinde kızına yazdığı bu anıları bir araya getirmiş. 
Babam, darbeyi sezmişti 
“Babam daima ileriyi gören bir adamdı, ‘memleket sarsılacak’ demişti” diyerek babasının darbeyi sezdiğini anlatan Ayhan Koraltan darbeden sonra avukat sıfatıyla mahkemelerde yerini almış. O günleri şöyle anlatıyor:
“Kolay değildi Yassıada’ya girip çıkmak. Bir karacı, bir havacı, bir denizci bekliyordu sıra sıra. Hepsinin elinde tüfek vardı ve hepsinin de emniyeti açık, ateş etmeye hazır vaziyette. Samed Ağaoğlu’nun kız kardeşi bir askere ‘Bana bunu çeker misin?’ diye sordu, ‘Çeker miyim bacım?’ cevabı aldı. Bütün duruşmalara gittim, gitmez olur muyum? Babam çalışırken yemek bile yemezdi. Hep memleket meseleleriyle meşguldü aklı. O günleri hatırladıkça başıma ağrılar geliyor. Tek başıma gidip tek başıma geliyordum. Yalnız başıma hiçbir yere gitmemiştim o güne kadar. Otobüslerde sigara içiliyordu. Öksüre öksüre gidiyordum.” 
Babasını mahkemeden mahkemeye gördüğünü anlatan Koraltan, cezaevinde ilk buluşmalarını ise unutamıyor. Ayhan Koraltan, “Çamaşırlarını yıkamış. ‘Bunu ben yıkadım’ diye getirdi. 75 yaşındaydı o zaman. Hayatında bir mendil bile yıkamamış adam, mecbur olunca yıkıyor işte. Çıktıktan sonra siyasete girmedi tabii ki. Girer mi bir daha? Aman! Biz bırakmazdık istese de…” diyor. 
Adadaki çekiç sesleri 
Unutamadığı bir anıya da Yassıada’ya yanaştığında şahit olmuş Ayhan Koraltan. O anları şu sözlerle anlattı:
“Adadan çekiç sesleri geliyordu. Darağaçlarını kuruyorlardı. Gelip ‘asılacağınız yerleri hazırlıyoruz’ dediler. Ne günlerdi… Sinirler sağlammış ki dayanmışız. Annemde de felç vardı. Ona da ben bakıyordum. Anneme söylemedik. Babam Yassıada’da yaşadıklarını sonra bana anlattı. İdama mahkûm olduklarında hepsini ölüm hücrelerine koymuşlar. Ancak girebileceğiniz bir yer. Elleri arkadan Alman kelepçesiyle bağlamışlar. Kollarını hareket ettirdikçe etleri içeri gömülüyor. Orada Agâh Erozan Kuran-ı Kerim okumaya başlıyor. O sırada zaten Fatin Rüştü Zorlu’yu asıyorlar.” 
İsim benden, el babamdan 
Koraltan ailesi için Demokrat Parti’nin bir başka önemi daha var. Partiye ismini Ayhan Koraltan vermiş, o dönemde simge olan “Yeter! Söz Milletindir!” afişindeki el de Refik Koraltan’a ait. Demokrat Parti’ye isim konulması ve partiyi iktidara taşıyan o ünlü afişin hikâyesini Ayhan Koraltan şöyle anlattı: “O zaman 24 yaşında olmalıyım. Celal Bayar yemeğe davet etmişti bizi, sordu, ‘Ne olsun partinin adı?’ ‘Doğan Güneş Partisi diyelim’ dediler, ben de ‘Demokrat olsun, beynelmilel bir isim bu’ dedim. Hemen kabul ettiler. ‘Yeter! Söz Milletindir!’ afişindeki el de babama aittir. Kalıbını çıkarıp afiş yaptılar.” 
Refik Koraltan Türkiye’nin ilk göz bankasının kurucusu. Açılışı yaparken gözlerini de bağışlamış bankaya. Yıllar sonra 1974’te vefat ettiğinde iki gözü de iki ayrı insana verilmiş. Ayhan Koraltan, “Babam 1974’te vefat edince gözlerinin bir tanesini Ayşe Zor isminde Giresun’da boğa saldırısıyla gözünü kaybetmiş birine veriyorlar, diğer gözünü de Balıkesir ’de bir maden işçisine.” 
“Şimdi Salim Başol’la karşılaşsanız ne derdiniz?” sorusuna Ayhan Hanım, “tuu” derdim yanıtı veriyor. “Eh! Onlar da pişman olduk göründüler sonradan” eklemesini yaparak…
(T24 – Tarih: 26.05.2013, 09:26)

23 Temmuz 2013 Salı

Haber > Türkiye > Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal:


Demokrat Parti (DP) İl Başkanı İsmet Özbakkal, ülkenin çok zor günlerden geçtiğini, bununla birlikte son zamanlarda 'Çamur at, izi kalsın'...
23 Temmuz 2013 Salı 09:56 Haberfx
Demokrat Parti (DP) İl Başkanı İsmet Özbakkal, ülkenin çok zor günlerden geçtiğini, bununla birlikte son zamanlarda 'Çamur at, izi kalsın' siyaseti yaptıklarını belirterek, ''Halkımız, Demokrat Parti iktidarına hasret kaldı, önümüzdeki günlerde partimize büyük katılımlar olacak'' dedi.
Özbakkal, yaptığı açıklamada, 'Çamur siyaseti' yapanlara karşı olduklarını bildirdi. Özbakkal, ''Ülkemizin zor günlerden geçtiği bu dönemde, ekonomi ve demokrasinin oturması, etnik kimlik sorunları için verilen mücadelede Demokrat Parti olarak biz varız. Kişilerin şahsiyetleri üzerinden siyaset yapanlara, çamur at izi kalsın diyen politikacılara karşıyız. Milli manevi değerleri korumak güçlendirmek her siyasetçinin görevidir. Ülkemizin geleceğini engelleyen, sürekli geçmişe takılan siyasetçilerdir. Siyaset çözüm sanatıdır. Yeni projelerle yeni ümitlerle demokrasiyi içine sindirmiş, anlamış bir millet olmamız dileğiyle, yeni anayasanın yapılmasını istiyoruz'' ifadelerini kullandı.
Açıklamasında, ''Milletin ve vatanın bölünmez bütünlüğü ile temel hak ve özgürlükleri dokunulmaz kabul eder'' diyen Özbakkal, ''Devlet yönetiminde şeffaflığı, verimliliği ve bilgiyi esas alır, hukukun üstünlüğüne inanır. Adalet ve eşitlik ilkelerini, uygulanması gereken en önemli ahlaki değerler olarak görürüz. Birlik ve beraberliğimizi her zaman korumalıyız. Halkımız Demokrat Parti iktidarına hasret kaldı, önümüzdeki günler partimize büyük katılımlar olacak'' dedi.