18 Eylül 2013 Çarşamba

2013-2014 eğitim ve öğretim yılı başladı. Kim ne giyecek?...

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal:
"2013-2014 eğitim ve öğretim yılının başladığını ancak kimin ne giyeceğini bilmediğini" söyledi.
İHA - 18 Eylül 2013 Çarşamba 14:34
Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, 201-2014 eğitim ve öğretim yılının başladığını ancak kimin ne giyeceğini bilmediğini söyledi.
Özbakkal, yaptığı açıklamasında, “AK Parti iktidarında 5 bakan değiştiren Milli Eğitim camiası, yeni eğitim öğretim dönemine, hiç bitmeyen ‘yenilik’ ve ‘ilk’ diye sunulan kafa karışıklıkları ile başlıyor. Her bakan dönemine yeni bir sistem denemesiyle başlayan, yeni bir eğitim öğretim yılı açıldı” dedi.
Özbakkal, “8. sınıflar için yapılan Seviye Belirleme Sınavı'nın (SBS) yerine merkezî sınavların getirileceğini açıklayan Milli Eğitim Bakanı, haftalardır tüm yurdu gezerek bu “ilk” leri velilere ve öğrencilere anlatmaya çalışıyor, velilerden telaşa kapılmamalarını ve sakin olmalarını istiyor.
MEB: BEN YAPTIM OLDU!...
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘ben yaptım, oldu’ mantığı ile eğitimcilere sormadan hayata geçirdiği ‘Aşamalı Devamsızlık’ yöntemi uygulanamaz hale geldi.
Orta öğretim kurumları ise her yıl değişen yeni yeni kurallarla yeni bir ders yılına başlıyor. Orta öğretime geçiş sisteminden, öğrenciyi daha fazla strese sokacak ilave sınavlar, değiştirilen ders saatleri, devamsızlık, sınıf mevcudu ve takdir belgelerine kadar Milli Eğitimin her şeyiyle oynanıyor. 
Üstelik, Bakanlık tarafından yeni değişiklerin nasıl bir sonuç vereceği ise bekle-gör, deneme-yanılma mantığı ile anlaşılacak” ifadesinde bulundu.

17 Eylül 2013 Salı

ŞÜKRANLA ANDIK VE MANEVİ HUZURLARINDA SÖZ VERDİK!..

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: “Bu misyonu asla kimseye yağmalatmayacağız..”
“Türk Milleti bu zulmü icra edenlerin isimlerini unuttu. Ancak bu zulme maruz kalanları, başta başvekilimiz olmak üzere gönüllerine nakşetmiştir.” 17 Eylül 2013, SALI
“ 27 Mayıs, bir eşkiya hareketidir.”
“Türkiye’nin bir daha bu tür eşkıya hareketleriyle karşılaşmaması adına, demokrasimizin üzerindeki darbe düşüncesinin gölgelerini silmek adına, bugün yapılan mücadelelerin, verilen emeklerin boşa gitmemesi adına bu misyonu, asla kimseye yağmalatmayacağız”

(DP Basın Merkezi- 17 Eylül 2013) Demokrasi şehitleri eski başbakanlardan  Adnan Menderes ve bakan arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı idam edilişlerinin 52’inci yılında Topkapı’daki mezarı başında, Anıt Mezarda anıldı. Anma töreninde bir konuşma yapan Genel Başkan Gültekin Uysal “ Bu misyonu asla kimseye yağmalatmayacağız..” dedi.
27 Mayıs’ın bir eşkiya hareketi olduğunu söyleyen Genel Başkan Gültekin Uysal, “Türkiye’nin bir daha bu tür eşkıya hareketleriyle karşılaşmaması adına, demokrasimizin üzerindeki darbe düşüncesinin gölgelerini silmek adına, bugün yapılan mücadelelerin, verilen emeklerin boşa gitmemesi adına bu misyonu, asla kimseye yağmalatmayacağız. Türk Milleti bu zulmü icra edenlerin isimlerini unuttu. Ancak bu zulme maruz kalanları, başta başvekilimiz olmak üzere gönüllerine nakşetmiştir.”diye konuştu.
İstanbul İl Başkanlığı tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da organize edilen anma törenine çok sayıda demokrat partili katıldı.. Demokrat Parti’nin kurucusu ve ilk genel başkanı olan Adnan Menderes ve arkadaşları için mezarı başına gelen Genel Başkan Gültekin Uysal ve partililer dua etti.
Ardından anma törenine katılanlara hitaben bir konuşma yapan Genel Başkan Gültekin Uysal, şunları söyledi: Darbelerin devlet tarihleri açısından bir utanç olduğunu dile getiren Uysal şunları söyledi: 
"27 Mayıs, bir eşkiya hareketidir."
“ 27 Mayıs; ‘milletiyle didişen bir rejimin adı asla Cumhuriyet olamaz’ diyerek demokrasiyle taçlandıran bir anlayışa karşı bir deli gömleği giydirme hareketidir. Bir eşkiya hareketidir. Başbakanımız Adnan Menderes ve onun kader arkadaşları, kabir arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan ve bu büyük hizmet kervanına emeği geçenleri hepsini, rahmet ve minnet duygularımızla anıyoruz. 
Bugün mezarları başında andığımız başta şehit başbakanımız Adnan Menderes ve onun arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve burada ismini sayamayacağımız hizmet kervanına emeği geçen, kanlarıyla canlarıyla bir adanmışlık duygusu içerisinde bugün hepsini rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Milletlerin zaman zaman hafızasını tazelemesi gereken günler vardır. İşte biz de bugün sadece resmi tören icra etmiyoruz. Dün yaşananlarla beraber, bugünün muhasebesini iyi yaparak, geleceğe dair salim bir iradeyle beraber, aklı selim bir düşüncenin hakim olması için geleceğimizi arıyoruz.
Dünü olmayanların, yarını olmayacağını da biliyoruz. Dününü idrak etmiş olmayanların pusulasını kaybedebileceğini de biliyoruz.
Hangi düşünceden olursa olsun bu iradeyi dün yargılayanların bugün, kendilerine referans verme ihtiyacı hissettiklerini görüyoruz. Birtakım anlayışların dışında Demokrat Parti’nin yaptıklarını ve abide şahsiyetlerinin hizmetlerini, kimsenin yadsıyamadığını görüyoruz.
Hakikatin güneş gibi olduğunu, gözlerinizi kapatsak da içine sızacağını iyi biliyoruz. Türk Milleti bu zulmü icra edenlerin isimlerini unuttu. Bu zulme maruz kalanları başta başvekilimiz olmak üzere gönüllere nakşetmiştir.
Dün Menderes’in sorumluluğu neyse, Özal’ın, Demirel’in neyse bugün de aynı anlayış içinde milletimizin huzurundayız. Türkiye’de millete kendi inançlarını, kendi değerlerini dayatanlara karşı, milletin inanç ve değerlerini veri kabul eden bir anlayışın sahibiyiz.
“Büyük demokratlar gücümüzü birleştirelim”
Demokrasiyi halka rağmen halkçılık olarak algılayan öte tarafta halk goygoyculuğu olarak anlayanlara karşı sadece lafzıyla değil, ruhuyla demokrat olanların sahibi ve sesi olarak hep beraber sözümüzün değerini yükseltmek durumdayız.
Bugün işlerine geldi mi Menderes diyenlerin, işlerine geldi mi Özal diyenlerin, işlerine gelmedi mi, ‘bizden önce ne yapıldı ki’ diye soranlara karşı büyük demokratlar olarak gücümüzü birleştirmeliyiz. 
Sesimizi yükselttiğimizde üstlerine vurulan boyaların kazındığı gibi bu büyük demokratların hizmetleri de düşünceleri de milletimizin önünde berraklaşacaktır.
Demokrat partinin hizmetlerini ve bu çizgi içinden gelerek milletin iradesini taçlandıranlara teşekkür borcumuz vardır. Onların bize bıraktığı mirası daha da ileriye taşıma noktasında mesuliyetimizi yerine getirmek durumundayız.
Türkiye, darbe dönemlerini geride bıraktı.
Bütün yön levhaları milleti gösteren bir hareketin sahibi olarak bugün de bütün levhalarımız milleti göstermektedir. ‘Haksız bir davanın sultanı olacağımıza, haklı bir davanın zerresi oluruz’ anlayışı içinde bu çizginin devamı olarak, bu bayrağın sahipleri olarak mücadelemizin sahibiyiz. O nedenle namussuzlarla kazanacağımıza, namuslularla mücadele etmeyi şiar olarak benimsemiş bir hareket olarak yine yolumuza devam etmek durumundayız.
İp’e giderken milletinden başka hiçbir kaygı taşımayan, Allah’a teslimiyet içerisinde gönül rahatlığı içerisinde o yolda yürüyenlerle aynı anlayış içerisinde biz de bu yolu devam ettirmek durumundayız.
Demokrat parti anlayışı olarak, hangi kesimden olursa olsun, bu iddiaya sahip çıkma noktasında irade gösterenlere, bu büyük demokrat partinin bugünkü temsilcileri olarak müteşekkir olduğumuzu ifade ediyoruz.
Allah’ın, tarihin seyrini değiştirmiş bu büyük millete, dün olduğu gibi bugün de daha büyük başarılar bahşedeceğine inanıyorum. Zafer günleri olduğu kadar, hüzün günlerinde de bu ortak hafızanın idraki içindeyiz. 
Türkiye’nin bir daha bu tür eşkıya hareketleriyle karşılaşmaması adına, demokrasimizin üzerindeki darbe düşüncesinin gölgelerini silmek adına, bugün yapılan mücadelelerin, verilen emeklerin boşa gitmemesi adına bu misyonu, asla kimseye yağmalatmayacağız”
Özel defteri imzaladı.. Lokma ikram edildi..
Genel Başkan Gültekin Uysal daha sonra Menderes Vakfına geçerek özel defteri imzaladı.. Anma günü nedeniyle Şehit devlet adamları için katılanlara Demokrat Parti İl Başkanlığı tarafından lokma ikram edildi.. 

11 Eylül 2013 Çarşamba

UNUTMADIK!... UNUTMAYACAK VE UNUTTURMAYACAĞIZ!..

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANLIĞI BASIN BÜLTENİ
BAŞKAN İSMET ÖZBAKKAL’IN 16-17 EYLÜL; ADNAN MENDERES, HASAN POLATKAN VE FATİN RÜŞTÜ ZORLU’NUN İDAMLARI İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 
16 Eylül 1961 tarihinde, haksız, hukuksuz ve kanunsuz olarak, hunharca ve alçakça idam edilen Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı; Namuslu, dürüst ve demokrat Devlet adamları Maliye Bakanı Hasan POLATKAN, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü ZORLU ve bir gün sonra 17 Eylül 1961 tarihinde Şehit edilen “son Başvekil” Adnan MENDERES olmak üzere:, Atatürk, Cumhuriyet, Demokrasi, Adalet, Hukuk ve Millet düşmanı kriptolar tarafından Şehit edilmelerinin 52. yıl dönümünde manevi huzurlarında tazimle eğiliyor ve her üç Şehit’in Aziz Ruhlarına minnet ve şükranla dua ediyoruz…
İnşallah, O üç mübarek ve muazzez Şehit hürmetine Ülkemiz, Devletimiz ve Aziz Milletimiz; En kısa sürede yeniden, “içinde bulunduğu makûs talihi yener de” tekrar adalet, eşitlik, hakkaniyet, hukuk, demokrasi ve huzur iklimine kavuşur.
Bizler, Demokrat Parti olarak bu yolda, bu uğurda: 53 yıl sonra tekrar “Hak yolunda ve millet hizmetindeyiz. Devlet idaresinde millet iradesini hâkim kılmak” adalet, hakkaniyet ve hukukun hayata geçmesi için “siyasette fazilet” mücadelesi veriyoruz.
Bu vesileyle: Demokrasi Şehitleri hakkında bazı hatırlatmalarda bulunmak isterim.
Şöyle ki: Başvekil Adnan MENDERES, 1899’da Aydın da doğdu. Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmenin acılarını yaşadı. Babaannesinin sevgisiyle büyüdü. İzmir Amerikan Kolejinde okudu. Daha sonra Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi. Askerliğini yedek Subay olarak yaptı. Terhis edildikten sonra Çakırbeyli’deki çiftliğine çekildi. Milli Mücadele yıllarında gösterdiği kahramanlık ve üstün hizmetlerin karşılığı olarak, “İstiklâl Madalyası” ile ödüllendirildi.
Politika ile ilk teması, Aydın İl Başkanı olarak “Serbest Fırka” ile başlar. 
            07.Ocak.1946’da Celâl Bayar, Refik Koraltan ve Prof. Dr. Fuat Köprülü ile birlikte Demokrat Partiyi   kurdu. 
            14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. Atatürk’ün en büyük arzu, hayal ve ideali olan Demokrasiyi Cumhuriyet ile buluşturdu. Bu nedenle “Beyaz İhtilâl” olarak nitelenen 14 Mayıs, “Demokrasi Bayramı” ilân edildi. Bu arada Atatürk’ün Başvekili Celâl Bayar, TC’nin 3. ve ilk sivil Cumhurbaşkanlığına seçildi. Adnan Menderes Başbakanlığa getirildi. İlk işi, memlekette barış ve huzuru sağlamak amacıyla bir Genel Af çıkartmak oldu. Ayrıca, “Devr-i sabık yaratmayacağız” kararı ile iyi niyetini gösterdi. Dış siyasette NATO’ya girmenin çetin yollarını aştı.
            14.Mayıs.1950’ de başlayıp, 27.Mayıs.1960 günü yapılan darbeye kadar geçen on yıllık süre içinde; Yıllardır ihmal edilmiş, geri kalmış, içerde ve dışarıda itibar kaybetmiş olan Türkiye’ yi baştanbaşa yeniden imar ve inşa etti. İşsizlik ve yoksulluğu yendi. Maddi, manevi ilmi ve kültürel değerleri yeniden kazandırdı. Tarihten silinmeye ve yok olamaya yüz tutmuş Atatürk ilke ve inkılâplarını yeniden hayata geçirdi. Dünya siyaset tarihinde eşi emsali görülmemiş büyük bir kalkınma, gelişme ve çağdaşlaşma hareketlerini gerçekleştirdi.
            Merhum Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine kavuştu. Devlet adeta baştanbaşa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bugün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir.
Ancak, bu olağanüstü kalkınma, gelişme, çağdaşlaşma ve demokratikleşme hareketini vatan ve millet düşmanları ile devleti ve milleti soymaya alışmış kitleler içlerine sindiremedi.
On yıllık iktidarı boyunca, sonuncusu dâhil tam 4 darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Fakat O, vatanını, devletini insanını ve askerini yürekten seven, ordusuna güvenen, demokrasi, hak, adalet ve hukuka dayanan bir insandı. Bu sevgi, saygı, güven ve “güvendiği orduya” karşı duyduğu samimi itimat nedeniyle ve “kan dökülmesin, masum insanlar telef olmasın, devletin ve demokrasinin düzeni bozulmasın” inancıyla bir avuç çapulcuya karşı çıkmadı. Sabır ve tevekkül yolunu seçti. Elbet yanlış, yalan ve iftiraların ortaya çıkacağını, iktidarının aklanacağını ve aziz ve necip Türk milletinin gerçekleri göreceğini sanıyor ve bu yanlıştan muhakkak dönüleceğine inanıyordu. Bu inanç ve itimatla; Hükümete samimi ve sadık olarak bağlı Türk Silâhlı Kuvvetlerini harekete geçirmedi. Milletin selâmeti için teslimiyeti seçti.
Fakat bir avuç isyancı (38 kişi) tarafından gerçekleştirilen ve Menderes’in “vatan ve millet aşkı” nedeniyle mukavemet görmeyen darbe ne hikmetse muvaffak olunca, tutuklanarak Yassıada’ ya götürüldü. Türk hukuk tarihinin utancı olan yüksek adalet divanı nam uyduruk mahkemelerde sözde yargılanarak idama mahkûm edildi. Burada kendisine eziyet, zulüm ve işkenceler yapıldı. Hayali sükut ve hüsrana uğramıştı. 
O, kendisini milleti ve memleketine adayan büyük bir Lider, devlet adamı ve samimi bir vatanseverdi.17 Eylül 1961 günü öğle saatlerinde idam sehpasında bile son sözleri “vatan sağ olsun” olmuş, “Allaaah!...” diyerek ruhunu (emaneti sahibine) teslim etmiştir.
Vatan sağ olsun. Nur ve huzur içinde yatsınlar.
Vatan ve Millet O’nlara minnettar ve müteşekkirdir.
Şehit arkadaşları, Fatih Rüştü ZORLU ve Hasan POLATKAN’a da Allahtan rahmet diliyoruz; Ülkemizin içinde kıvrandığı bu sıkıntılı, zor ve kritik günlerinde onlara ihtiyacımız olduğu apaçık ortaya çıkmış ve Demokrat partinin “Millet; Cumhuriyet; Adalet; Hakkaniyet; Eşitlik; Dürüst devlet ve Demokrasi için; TEK ÜMİT olduğu bütün veçheleriyle anlaşılmıştır.
İsmet ÖZBAKKAL
DEMOKRAT PARTİ
KAYSERİ İL BAŞKANI