19 Eylül 2018 Çarşamba

İSMET ÖZBAKKAL,YENİ PARTİYE İHTİYAÇ VAR.

 YENİ PARTİYE İHTİYAÇ VAR.
38 YILDIR AKTİF SİYASİ HAYATIMDA BİR ÇOK LİDER VE PARTİ GÖRDÜM. TECRÜBEM VE MİLLETİN İSTEĞİ ÜZERİNE ARAŞTIRARAK SÖYLÜYORUM 2019 YILININ İLK AYLARINDA MİLLETİ TAM TEMSİL EDEN,DEMOKRASİYİ,HAKKI HUKUKU TEMSİL EDEN,MİLLETİ TEMSİL EDENLERLE YENİ VE GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN SESİ OLACAK,MİLLETİ FAKİRLİKTEN KURTARACAK,ESNAFIN,İŞÇİNİN,MEMURUN SORUNLARINI ÇÖZECEK,KÖYÜ VE KENTİ YAŞANILIR HALE GETİRECEK PARTİ DOĞACAK.

Partiler demokrasinin yaşaması için var olmak zorundadır.
Yeni yapılanma ile siyasi partilerin yaşaması zorlaşmıştır.Yüzde 51 ile iktidar olan partiler.Çareyi ittifakla çözmüşlerdir.
Bu durum partilerin misyonları ve vizyonlarını zedelemiştir.

Her isteyen ben liderim diye ortaya çıkamaz.Bu durum 1946 da ortaya çıkmıştır.Milletin beklentisi tek parti döneminden çok partili siyasi hayata geçiş ve milleti temsil eden rahmetli Adnan Menderes i iktidar yapmıştır.Sayın Menderes milletin istediklerini yapmıştır. Yep yeni misyonu doğmuştur.Allah rahmet eylesin.Yattığı yer nur olsun.Darbeyle indirilip idam edilmeseydi Türkiye zor durumlarda kalmayacaktı.

Günümüzde sayın Menderesin partisini temsil eden misyon kalmadı.
Milleti temsileden yöneticiler,milletten kopuk.
Ülkenin gerçek gündemi çözülemiyor.
Milli, duygular ve yerli malı kullanılamıyor.
Çocukları gençleri dış güçler eğitir hale gelindi.
Şehirler yaşanmaz halde.
Gıdalar bozuldu,insanlarımızın ruh sağlığı bozuldu,ilgisiz duyarsız tepkisiz toplum olduk.

PARTİLERİ ÜÇ BEŞ KİŞİ ELE GEÇİRİYOR GENEL BAŞKAN SULTASIYLA YÖNETİLİYOR.

Her kesimi temsil eden HAK,HUKUK için çalışacak insanlar lazım.
TÜRKİYE Yİ YEPYENİ UFUKLARA,GENÇLERİ ŞAHLANDIRACAK İNSANLARA İHTİYAÇ VAR.
YENİ PARTİ DOĞACAK VE MİLLETİN ÜMİDİ TEMSİLCİSİ OLACAKTIR.

ÜRETEN TÜRKİYE VE MİLLİ KALKINMA ŞART.
ALLAH TAN KORKAN,KULDAN UTANAN VİCDANI OLAN,İLMİ İRFANI OLAN,İNSANI TANIYAN YÖNETİCİLER İSTİYORUZ.
Yeni parti için çalışmalar var. Alt yapı var.Haydi hayırlısı olsun görüşmek üzere...
DEMOKRATLARIN GİDECEĞİ YER YOK, HEP BERABER BİR ARAYA GELMELİYİZ...


8 Eylül 2018 Cumartesi

İSMET ÖZBAKKAL,"GÖNÜL ADAMI OLMAK..." -İsmet Özbakkal: "Rabbim yüreklerimizi sevgisiz bırakmasın. Sevgi yüreğin güneşidir-

İNSANLAR BİR BİRİNİN CANINI YAKMAYA BAŞLADI. BİR BİRİNDEN ŞİKAYETÇİ VE HOŞNUT DEĞİLLER. 
BANA GÖRE, İYİ İNSANLAR HALA VAR. 
İNSANLIK VAR. 
DOSTLUK VAR.

Bir adam tanırım; Adı
Kayıp kentin unutulmuş adamı
Yüzlerce adam içinden tanırım
Gönül kırmaz; O bir gönül adamı

Bakışlarında sır gizli hüzünle karışık
Yüreği alev, alev yanar da, tütmez dumanı
Göz bebekleri ağlar, gülümsetir sohbetiyle insanı
O bir başka, dedim ya; o bir gönül adamı

Karşıdan baktığında, ne köylü ne kentli duruşu
Duruşundan bellidir kalbinin ezik oluşu
Ömrü geçmiş, bitmemiş kaderin ona vuruşu
Yüreği kan ağlar ama gülümser; O bir gönül adamı

Sevdalarda kaybolmuş, yüreği yangın yeri
O ister ki sevgili kadir kıymet bilmeli
İhaneti bilmez sevda yürekte hissedilmeli
İhanete yer yok; O bir gönül adamı. 

Bu tanımda olan insanlara TÜRK denir. Örfü, adeti, töresi vardır. Küçüğünü büyüğünü bilir, atasına vefalıdır. Yaşlısına ailesine sahip çıkar, bencillik yapmaz. Araştırmalar gösteriyor ki Türk toplumu henüz samimiyetini ve insana verdiği değeri ve saygıyı kaybetmemiş yani dişil unsurlar taşıyan bir yapıda. ayrıca kolektivist yapıya sahip olan toplumumuzda grup olma ve gruba göre var olma anlayışı yer almakta. kişilerin ben merkezli, bireyci davranıştan uzak mensup olduğu aileye, okula vb gruplara göre hareket etme kendi çıkarını mensup olduğu grubun çıkarının altında tutma eğilimi toplumumuza ait bir tutum.
İnsan, İslâm için kâinatta en değerli varlıktır. Düşünen her insanı hayrete bırakmaya yeterli, kudret kalemiyle yazılmış bir varlıktır insan. Kâinata sığmayan ilahi terennümü, iman ve aşkında yaşatabilecek bir gönle sahip varlıktır insan. Bir taraftan ruhunda kaynayan aşkla Yüce Yaratıcının emirlerine karşı sorumlu, diğer taraftan akıl ve irade gücünü kullanmada hürdür insan.
Sevgi yüreğin güneşidir, rabbim yüreklerimizi sevgisiz bırakmasın.

2 Eylül 2018 Pazar

İSMET ÖZBAKKAL,12 EYLÜL DARBESİ 38 YILINDA...

GÜVENLİK GÜÇLERİMİZİN SİLAHLARI TUTUKLULUK YAPIYOR, ARAÇLARDA BENZİN YOK, ELEKTRİK KESİLİYOR, ASKERİ PARKAYI HEM SOL HEM SAĞCILAR GİYORDU...

38 YIL ÖNCE "BU GÜN" ASKERİ DARBE ÜLKE YÖNETİMİNE EL KOYDU.
Asayiş bozuk her gün cinayetler oluyor.Bir gün soldan ölürse ertesi gün sağdan ölüyor.Marşlarla cenazeler kalkıyor. Ülke yokluk içinde olup.Her kurum sağ sol diye ikiye bölünmüştü.
Duyulduğu zaman birçok kişinin boğazının düğümlenmesine neden olan 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi! Kimilerine göre dönemin gençliğini alıp götüren ve düşünemeyen bir toplumun yaratılmasına neden olan ‘postallı’ müdahalesi. Kimilerine göreyse mermi kovanları içinde misket oynayan çocukların kurtuluşu.
Tarih 12 Eylül 1980 Cuma saat 03.00. Radyolardan ve dönemin tek kanalı TRT’den yükselen sesler, Türkiye’nin içinde bulunduğu hali ve geleceğini değiştirmiştir. Bunlar, ‘Bayrak Harekatı’nın başlangıç sesleri olmuştur. Sabahında ise birçok şey, artık eskisi gibi olmayacaktır ve olmamıştır. Bilançosu fazlasıyla ağır olan 12 Eylül Darbesi’nin yapılma amaçları; siyasi iktidarsızlık, ekonomik sebepler ve aşırı sağ-sol çatışmaları ile oluşan kaos ortamı olarak sıralanmıştır. Buna ek olarak bazıları, olayda ABD’nin parmağı olduğunu da savunmuştur. Hatta bu görüş, “ordu ile ABD işbirliği” olarak tanımlanmıştır.
12 Eylül İhtilali öncesi siyasi iktidarsızlık konusunda daha eski tarihlere bakacak olursak, 1973 genel seçimlerine kadar gitmek gerekmektedir. Bu seçimlerde tek başına bir parti iktidar olmamış ve uzlaşma ile Bülent Ecevit başbakanlığında 39. Hükümet kurulmaya çalışılmıştır. Ardından CHP ile MSP (Milli Selamet Partisi) arasındaki anlaşmazlıklar sonucunda Bülent Ecevit, 1974 yılının Eylül ayında görevinden istifa etmiştir. Böylece 200 günü aşan belirsizliğin yaşanacağı erken seçim kararı alınmıştır. Belirsizlik nedeniyle hükümet, 1977 genel seçimlerine kadar sürmüştür.
14 Ekim 1979 tarihinde yapılan seçimlerde ise Adalet Partisi, ikinci parti olarak çıkmıştır. Ama Bülent Ecevit istifa etmiş ve Süleyman Demirel’e hükümeti kurma yetkisi verilmiştir. 12 Eylül Darbesi’nden önce millet iradesi ile kurulan son hükümet, bu şekilde kurulmuştur. 43. Hükümet, 12 Kasım 1979 – 12 Eylül 1980 tarihleri arasında görev yapmıştır.
Demirel kurduğu bu hükümette, “Yüz Gün Planı”nı açıklamış ve anarşi, enflasyon gibi temel sorunların 100 gün içerisinde çözüleceğini iddia etmiştir. Doğal olarak bu planın hangi tarihten itibaren sayılacağı konusunda büyük tartışmalar yaşanmıştır.
Hala hükümetin kurulması ile ilgili anlaşmazlıklar devam ederken, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün görev süresi dolmuştur. Buna karşın meclisin en büyük iki partisinin liderleri olan Ecevit ve Demirel, herhangi bir cumhurbaşkanı adayı belirlememiştir. Son anda belirlenen adaylar ise seçimlerden yeterli oyu alamamıştır. Defalarca oylama yapılmasına rağmen cumhurbaşkanı bir türlü seçilememiştir. Bu durum ise askeriyenin ülke yönetimine müdahalesi için uygun zemini hazırlamıştır.Tarihler 17 Haziran’ı gösterdiğinde, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kuvvet komutanları ve Genelkurmay II. Başkanı Necdet Öztorun ile bir araya gelmiştir. Bu toplantıda, kod adı Bayrak Harekatı olan bir darbenin, 11 Temmuz 1980 tarihinde gerçekleştirilmesini bildirmiştir. Buna karşın 2 Temmuz tarihinde Süleyman Demirel’in hükümeti güvenoyu aldığı için darbe ertelenmiştir. Ardından 28 – 31 Ağustos tarihleri geldiğinde, “5 Eylül 1980’den itibaren her an hazır olunması” notunun bulunduğu emirler, özel kuryelerce komutanlara teslim edilmiştir.
Bayrak Harekatı’nın emirleri komutanlara teslim edildikten sonra gerçekleşen Konya Mitingi ve şeriat çağrıları, 12 Eylül tarihli darbenin başlangıcı olmuştur.Gece saat 03.00’te darbe ilan edildikten sonra, saat 05.30’da Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan’a, Kenan Evren’in imzasıyla birer tebliğ gönderildi. Tebliğde, “TSK yönetime el koymuştur. Hükümetiniz feshedilmiş, parlamento üyeliğiniz düşmüştür. Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz,” ifadeleri ile gidecekleri adresler belirtildi.
12 Eylül Muhtırası ile TBMM feshedildi, sendikalar ve derneklerin faaliyetleri durduruldu. Genel sıkıyönetim ilan edildi. 1970’ten sonra değiştirilen 1961 Anayasası rafa kaldırıldı. Böylece bir askeri dönem başladı.
Siyasi partiler yasaklanıp, sürekli davalar gerçekleştiriliyordu. 29 Nisan 1981 tarihinde MHP ve Ülkücü kuruluşlar hakkındaki soruşturmalar ile 945 sayfalık iddianame oluşturuldu. Böylece MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası açıldı. Dava 5 yıl 11 ay 8 gün sürdü, 333 duruşma gerçekleşti. 7 Nisan 1987 yılında sonuçlanan dava sonrasında, MHP lideri Alparslan Türkeş, 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.
Partinin genel idare kurulu üyelerinin hepsi beraat ederken, 5 sanığa idam cezası verildi. 9 sanık hakkında müebbet hapis cezası, 216 sanık hakkında 6 ay – 36 ay arasında değişen hapis cezaları uygun görüldü. Yargılama sürecinde Alparslan Türkeş, kalbinden rahatsızlandı ve 29 Mayıs 1983 tarihinde Mevki Askeri Hastanesi’ne kaldırıldı. 4 yıl 5 ay 28 gün tutuklu kaldı ve ardından tahliye edildi.
Ben İsmet Özbakkal Cumhuriyetçi Güven partisi Kayseri gençlik kolları başkanıydım.Bütün siyasi partilerin başkanları tutuklandı.Askeri jeep le evime gelen 2 asker hiç bir suça karışmadığınız dan,ülke menfaatlerini savunduğunuz için teşekkür tebligatı getirdiler.
80 darbesinin acı bilançosuna;
– 650 binden fazla kişi gözaltına alındı ve 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
– 210 bin dava açıldı ve 230 bin kişi yargılandı.
– 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi ve 50 tanesi infaz edildi. Bunlardan 18 tanesi sol görüşlü, 8 tanesi sağ görüşlü, 23 adli suçlu ve 1 tanesi Asala militanıydı. İdam edilenlerden birisi de yaşının 18’den küçük olduğu bilinen Erdal Eren’di.
– 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. Cezaevlerinde 299 kişi hayatını kaybetti. 171 kişinin ise işkence ile öldüğü belgelendi.
– 95 kişi çatışmada, 16 kişi kaçarken, 14 kişi açlık grevinde öldü.
– 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
– 43 kişinin intihar ettiği belirtildi.
– 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi” olarak yargılandı.
– 71 bin kişi Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 163. Maddeleri gereğince ceza aldı.
– 388 bin kişiye pasaport verilmedi ve 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkartıldı.
– 30 bin kişi mülteci olarak yurt dışına gitti.
– Tüm grevler yasaklandı.
– 23 bin 677 derneğin faaliyetleri durduruldu.
– 937 film sakıncalı bulunduğu gerekçesiyle yasaklandı. Birçok film ise kısmi sansüre uğradı. On binlerce kitap imha edildi.
– 30 bin kişi işten atıldı. 3 bin 854 öğretmen ve 120 akademisyen işlerinden ihraç edildi.
– 47 hakimin işine son verildi.
– 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci ise öldürüldü.
– Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
– Ülkedeki bütün siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri yasaklandı.
ALLAH (CC) BİR DAHA ÜLKEME DARBE GÖSTERMESİN VE BAŞTA 27 MAYIS İLÂ 15 TEMMUZ OLMAK ÜZERE "DARBE YAPANLARI KAHHAR İSMİ ŞSRİFİ HÜRMETİNE KAYREYLESİN. MAHFEYLESİN. AMİN. ECMAİN.

25 Ağustos 2018 Cumartesi

İSMET ÖZBAKKAL,YEREL SEÇİMLER GELİYOR.

MART 2019 YAPILACAK YEREL SEÇİMLER İÇİN HAREKETLİLİK BAŞLADI.
MİLLETİMİZİN HİZMET ALMASI VE RAHAT BİR ULAŞIM YAŞAM STANDART I HAZIRLAYAN BELEDİYECİLİK,SON YILLARDA SOSYAL BELEDİYECİLİK ADI ALTINDA MİLLETTEN PUAN TOPLAMA GAYRETİNDE.Oysa ana görevleri şehrin altyapısı, ulaşımı, park bahçe,fen işleri vb gibi hizmetler olup görevlerini yapmaları gerekiyor.

İktidar partisi Akp önce yerel belediyeleri ele geçirerek iktidar oldu.
Yerelin muazzam gücü vardır.Belediyenin imkanları çoktur. Yani ihale edilen işler,paranın gücü vardır.Yerel medyaya para pompalayan belediyeler sürekli reklam yaparak gündemde kalıyor..Festival ve açılışları görkemli ve ihtişamlı yapan belediye başkanları reklamlarını yapıyor.

Partilerin gücü yerel seçimde aldığı belediye başkanlığına göre anlaşılır.
Bu arada ben DP Kayseri il başkanıyken.Seçilmiş Kayseri Akkışla belediye başkanı A.S. ve komple meclis üyelerini(CHP)partime ithal ettim.15 bin nüfuslu Yemliha belediye başkanı A.K. komple belediye meclis üyeleriyle Demokrat partiye kattım.Müthiş bir mücadeleydi.

Partiler,meclis üyeleri ve belediye başkan adaylarını önceden tespit edip hazırlamalı.Nitelikli ve teknik ekipmanları ve milletin içinde yaşayan,hizmet verecek olan,çalmayan çırpmayan adayları aday koymalılar.
YEREL SEÇİMLERİN ÖNE ALINMASI GÜNDEME GETİRİLİYOR.
Bu muhalefet partileri için iyi olmaz.TBMM den karar çıkması gerekiyor.Baskın seçim iktidar partisinin lehine olur.

SEÇİM DEMEK PARA DEMEK,GÜÇ DEMEK,
Bilgili insan demek mevcut belediye başkanlarını yıkmak için güç birliği yapması gerekiyor.Yani ittifak kurması gerekiyor.Bu durumlar bölgesine şehrine göre değişebilir.Belediye başkanları şahsiyeti çok önemlidir.Bazı yerlerde partinin önüne geçebilir.
ÖNÜMÜZDEKİ YAPILACAK YEREL SEÇİMLERİN VATANA MİLLETE HAYIRLAR GETİRMESİNİ DİLERİM.ZOR BİR SEÇİM DÖNEMİ OLACAKTIR.BELEDİYELERİN YÜZDE ELLİSİNİN DEĞİŞECEĞİ KANAATİNDEYİM.

23 Ağustos 2018 Perşembe

İSMET ÖZBAKKAL,VATANA SAHİP ÇIKMAK HER TÜRK VATANDAŞININ GÖREVİDİR.

Düşmanların terörle bazen darbe girişimleriyle sahaya indirmeye çalışmaları, işbirlikçileri vasıtasıyla ülkemizde Kültürel, ahlaki erozyonlarla bu halkı kendi öz benliğinden uzaklaştırmaya çalışmalarının senaryo olarak ortaya koyduklarını biliyoruz.Tuzaklara düşmemeliyiz.
Evlatlarımıza milli manevi değerleri iyi vermemeliyiz.Gençlerimize sahip çıkmalıyız.Gençliği aç susuz bilgisiz bırakmamalıyız. Türk örf adetlerini ve atasını sevmeyi,vatanı için çalışması gerektiğini öğretmeliyiz.

Millî şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy diyor ki:
 “Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme tanı
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı,
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı,
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.”

Vatanını her şeyden fazla seven bir Türk olarak, düşmanlarımızın çirkin gaye ve oyunlarını çok iyi bilmeli, düşmanın tuzağına düşmemek için çok uyanık olmalıyız. Birlik olmalıyız. Ayrılıklara düşmemeliyiz, zira birlikte dirlik, ayrılıkta hüzün ve acı vardır.

Bu Vatan Bu Bayrak İçin Gözünü Kırpmadan Şehadet Şerbetini İçen Tüm Şehitlerimizi Rahmetle Anıyoruz.
Bu millet şefkatli bir ana kucağı gibi kendisini bağrına basan bu toprakları çiğnetmemek, ay yıldızlı bayrağımızı ebediyen göklerde dalgalandırmak, semayı çınlatan ezanı, gönülleri yeşerten Kur’an seslerini susturmamak, toprağın altındaki şehitlerini rahatsız etmemek, üstündekileri de zillete ve esarete düşürmemek için canını ortaya koymaktan korkmaz.

14 Ağustos 2018 Salı

İSMET ÖZBAKKAL;VATANIMIZA SAHİP ÇIKARIZ.

ÜLKEMİZE YAPILAN HER TÜRLÜ SALDIRI KARŞISINDA BİRLİK BERABERLİK İÇERİSİNDEYİZ.
Vatan sevmenin sağı solu olmaz. Yüreği olur, o da varsa!
SİYASİLER BİR ARAYA GELMELİ.SAFLARI SIK TUTALIM.
MİLLETİMİZİN EL ELE OLMASIYLA HER TÜRLÜ SIKINTIYI ATLATIRIZ.
YAŞASIN TÜRK PARASI...
SİYASETÇİ USTA VE FARKINDA OLMALI.

Bu fıkrayı ben rahmetli Süleyman Demirel’den dinlemiştim. Darbe sonrası Evren yönetimi tarafından koyulan siyasi yasaklarına ilişkin referandumda yasaklar kalkınca rahmetli Demirel’in Ankara Güniz sokaktaki evinde anlatmıştı bu fıkrayı. Daha önce de lazım oldukça kullanmıştım. Fıkra duruma göre Başbakan, bakan ya da belediye başkanı veya il başkanına mal edilerek anlatılıyor. Ben bugün il başkanına uyarlayarak sizlerle paylaşayım diyorum.

Bir partinin il başkanını görevden almışlar yerine yenisi atanmış. Yenisi de uyanık hemen eskisinin yanına gitmiş ve “Başkanım benim akıbetimin sizin gibi olmaması için neler yapayım bana ne tavsiye edersiniz” demiş.

Eski başkan gayet sakin bir ses tonuyla yeni atanan il başkanına üç kapalı zarf vermiş ve demiş ki  “bak bu zarfların üzerinde 1’den 3 e kadar numara var her başın sıkıştığında sırasıyla aç içinde yazanı yap “demiş.

Yeni başkan da sevinerek zarfları alıp makamına dönmüş. Aradan günler aylar geçmiş ve işler sarpa sarmaya başlamış. Bakmış ki içinden çıkamayacak hemen zarflar aklına gelmiş ve kasadan 1 numaralı zarfı çıkarıp açmış. Zarfın içindeki notta  "basını suçla” yazıyormuş. Başkan hemen basını suçlamaya başlamış ve konferans ya da toplantılarda bu yönde konuşmalar yapmış. Konuşmalar etkisini göstermiş ve bir rahatlama hissetmiş başkan.

Aradan yine aylar geçmiş bu sefer sıkıntı daha da artmış ve dayanılmaz noktaya gelince başkan ikinci zarfı da açmış. Zarftaki notta “ çevreni suçla” yazılıymış. Başkan da hemen çevresini kötülemeye ve o güne kadar kendine destek olan herkese ağır cümlelerle hakaret etmeye başlamış ve hatta çoğunu da dışlamış.

Tıpkı eski başkanın dediği gibi uzunca bir süre ciddi rahatlama olmuş. Ama neden sonra yine sıkıntılar başlamış ve hatta öyle olmuş ki, hem basın hem de çevresi artık tamamen başkana karşı olmuş.  Bu baskıya dayanamayan başkan kasadaki son zarfı da açmış ve içindeki pusulada yazılı olanı okumuş. Pusula aynen şu yazılıymış.

“Sen de aynı şekilde üç zarf hazırla ve bekle”

Kılıçla alınan vatan, para ile satılmaz. ll. Abdülhamid

8 Ağustos 2018 Çarşamba

İSMET ÖZBAKKAL.HELAL YEMEK KALPLERİ YUMUŞATIR.

GÜNÜMÜZÜN EN BOZUK AHLAKI HARAM YEMEK OLDU.
ATALARIMIZ ÇOK DİKKAT EDERDİ HARAM LOKMAYA EL SÜRMEYİN DERDİ.
Kul hakkı beş türlüdür:
1- Mali [Parasal]
2- Nefsi [hayati yönden]
3- Irzi [Haysiyetle ilgili]
4- Mahremi [Namusla ilgili]
5- Dini.
Hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk, dinimizin çirkin gördüğü en büyük günahlardandır. İslam’da, helal alışverişe dair bazı şekil ve şartlar konmuş, bunların dışındaki yolların haram olduğu belirtilmiş ve inananlara bu yönde yer yer hem ikazlar yapılmış hem de müjdeler verilmiştir. Âdil idareci, emin emanetçi, dürüst tüccar ayet ve hadislerde sena edilmiş, zalim, hain, aldatan kimseler ise kötülenmiş, ağır cezalarla tehdit edilmişlerdir.
İnananların karşılıklı para ve mal mübadeleleriyle alakalı olarak umumi bir hitap şeklinde Kur’an’da şöyle buyrulmuştur:
“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda meşrû olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rıza ile yapılan bir ticaret yapmanız ise, elbette meşrûdur.”[1]
Efendiler Efendisi, emin ve dürüst tüccarla alakalı olarak şu beşaret dolu beyanda bulunmuştur: “Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli, (âyette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddîkler, şehitler ve salihlerle beraberdir.”[2] Adil devlet başkanı hakkında ise şu müjde verilmiştir: “Adil devlet başkanı ve idareciler mahşer yerinde Allah’ın yüce lûtfuna ve himâyesine mazhar olacakların öncüleridir.”[3]
Çalıp gasp etmenin çeşitlerinden biri olan arazi ihlaliyle alakalı olarak Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır.
“Kim bir karışlık yeri haksız olarak elde ederse, o yerin yedi katı boynuna geçirilir.”[4]
Hırsızlık yapan bir kadını affetmesi için aracılık yapmak üzere kendisine müracaat eden bir sahabiye ise Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu ibretlik ikazda 
“Hırsız erkek ile hırsız kadının irtikâb ettikleri suça bir karşılık ve Allah tarafından insanlara ibret verici bir ceza olmak üzere ellerini kesiniz! Allah azîz ve hâkimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.)”[6] Hanefilere göre el kesme cezası, ancak korunmuş bir yerde bulunan ve değeri en az on dirhem olan bir şeyin çalınmasından dolayı gerekir. Miktarı, bahsedilen ölçüden az olan veya korumasız bir yerde bulunan malın ya da paranın alınmasıyla el kesilmez.  Şafiî ve Malikîlere göre ise bu miktar, dinarın dörtte biri, yani 3 dirhemdir. 10 dirhemle, Efendimiz zamanında iki kurbanlık koyunun alınabildiği düşünülürse, Hanefilerin belirlediği bu miktar bugün yaklaşık olarak 1000, Şafiî ve Malikilerin tercih ettiği miktar ise 300 liradır.[7] Ayrıca hırsızlıktan dolayı el kesme cezasının verilebilmesi için, çalınan malın korunmuş bir yerde olması gerekmektedir.
Ebû Hafs Ömer b. Salih Tarsusî, İmam Hanbel’e gitti ve ona: “Kalpler ne ile yumuşar?” diye sordu. Talebesine baktı, başını eğerek biraz düşündü, sonra başını kaldırarak:
“Evlâdım, helâl yemekle yumuşar.” dedi. Talebe oradan Ebû Nasr Bişr b. Harise giderek, ona da aynı soruyu sordu: “Ey Ebû Nasr, kalpler neyle yumuşar?” O: “Allah’ın zikriyle kalpler huzur bulur.” ayetiyle cevap verdi. Ona İmam Hanbel’in yanından geldiğini söyledi. Bunu duyunca heyecanlanıp: “Eee, Ahmed b. Hanbel sana ne cevap verdi?” “Helâl yemekle yumuşar.” dedi. Bunun üzerine: “O işin aslını haber vermiş.” dedi. Oradan Abdulvehhap b. Ebû’l-Hasan’ın yanına giderek, ona da aynı soruyu sordu. O da “Allah’ın zikriyle kalpler huzur bulur.” dedi. Ona da İmam Hanbel’in yanından geldiğini söyledi. O da diğeri gibi merak etti bu soruyu İmam Hanbel’in nasıl cevaplandırdığını: Tarsusî: “Helâl yemekle.” dedi. Bunu duyunca: “Hanbel sana işin cevherini söylemiş. Asıl onun dediğidir, asıl doğru onun dediği gibidir.” diyerek hayranlığını belirtti. Helal Yemek! Helalinden Yemek! İmam Hanbel’den kalpleri yusyumuşak eden formül: Helal Yemek! Ve bu helal yemeği de üç kişiyle yemek: “Yemek üç kişiyle ağız tadıyla yenir; Kardeşlerle, sevinçle, yoksullarla onları sevindirerek, ailede mürüvvet ve mutlulukla.” O, dostluğu ve dostları ailesini, yoksulu, yoksulluğu çok severdi. Dostluğun manasını da bütün inceliğiyle anlamıştı. Biliyordu ki dostsuz, arkadaşsız hayat kurudur, tatsızdır, alçak bir yaşayıştır. Şöyle derdi: “Bir adamın dostları öldü mü, o kimse zelil olur, zillete düşer.” Ne güzel bir dostluk anlayışı, ne güzel bir bağlılık! Elindekini az olsa bile dostlarla helali paylaşmak, onlara helal olanı hediye etmek, elimde yok yarın ne yaparım demeden son lokmayı da onlara vermek onun için israf değildi. İmam Hanbel çok cömertti.
“Bu dünya küçülse de bir lokmacık kadar olsa, sonra bir Müslüman kişi onu alsa da bir Müslüman kardeşinin ağzına koysa, bu yine de israf sayılmaz” demesinden ve bunu hayatına da geçirmesinden cömertliğini, ne kadar zengin bir gönle sahip olduğunu anlıyoruz.
Herkes yediğine içtiğine dikkat etmeli evine haram lokma sokmamalı.
Rüşvet
Rüşvet, kelime olarak yağcılık ve hedefe ulaşma manalarına gelir. Istılahta ise, bir idareciye, yetkiliye ya da hâkime, menfaat sağlayacak şekilde karar vermesi için verilen gayr-ı meşru para demektir. Diğer bir tarife göre rüşvet, bir hakkın iptali veya bir bâtılın hak kılınması için verilen şeydir.Rüşvet, hem ayetlerde hem de hadis-i şeriflerde büyük bir günah olarak zikredilmiş ve lanetlenmiştir.




Alın teriyle kazanılmamış ve muhtemelen başkasının sırtından kazanılmış parayı harcamak ,HARAMDIR.