DP iL Başkanı İsmet ÖZBAKKAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DP iL Başkanı İsmet ÖZBAKKAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2017 Salı

Türkiye Cumhuriyetinin 3. ve İlk Sivil Cumhurbaşkanı; Demokrat Parti'nin Kurucusu ve Kurucu Genel Başkanı CELÂL BAYAR; Vefatının 31. Yılında Törenlerle Anıldı.

 O BİR EFSANE, (Atatürk, Bayar, Menderes) BİR LİDER...

1883 (1986) 22 Ağustos 2013, 130. yıl;
Atatürk’ ün Başvekili, DP Kurucu Genel Başkanı, T.C.’nin 3. ve ilk sivil Cumhurbaşkanı; Son Komitacı Mahmut Celâl BAYAR, (*)
130 Yaşında
Doğumu: 16.5.1883 – Umurbey Köyü (Bursa – Gemlik İlçesi)
Vefatı:     22.8.1986 – İstanbul (103 yıl, 3 ay, 6 gün)
23 Nisan 1920 öncesi görevleri:
Gemlik Mahkeme ve Reji İdaresi’nde katip
1905 - Bursa Ziraat Bankası’nda memur
1905 - Deutsche Orientbank’ta (Dresdner Bank) memur, 1907 Baş Memur
1908 - İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Bursa örgütünde Genel Sekreter
1909 - İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İzmir örgütünde Genel Sekreter
1915 - İzmir Şimendifer Mektebinin kuruluşunu gerçekleştiriyor
1919 - Galip Hoca olarak Ödemiş-Aydın-Akhisar yöresinde Milli Mücadeleye katılıyor
1920 - Son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Saruhan mebusu olarak katılıyor (12 Ocak 1920)
1920 - Vahidettin’in iradesiyle 37 yaşında idama mahkum oluyor (11 Nisan)
Kurtuluş Savaşı boyunca görevleri:
5 Mayıs 1920 - Ankara’ya gelmiş, TBMM’ne katılmış ve Mustafa Kemal ile tanışmıştır
10 Ağustos 1920 - İktisat Vekaletine vekalet etmiştir
27 Şubat 1921 - İktisat Vekaletine asil olarak seçilmiştir
14 Ocak 1922 - İktisat Vekaletinden istifa ederek ayrılmıştır
6 Şubat – 3 Nisan 1922 - Hariciye Vekaletine vekalet etmiştir
Lozan görüşmelerine danışman milletvekili sıfatıyla Heyet Üyesi olarak katılmıştır
Cumhuriyet Dönemi Görevleri:
6   Mart 1924 – Mübadele, İmar ve İskan Vekili (7 Temmuz 1924 tarihine kadar)
26 Ağustos 1924 – Türkiye İş Bankası kurucu Genel Müdürü
9   Eylül 1932 – İktisat Vekili
20 Eylül 1937 –   Başvekil Vekili
25 Ekim 1937 –  Başvekil (25 Ocak 1939 günü cumhurbaşkanının talebi üzerine istifa)
Celal Bayar’ın ATATÜRK döneminde Türkiye’ye kazandırdığı önemli kurum ve kuruluşlar:
Türkiye İş Bankası ve Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.
SÜMERBANK
ETİBANK
M.T.A.
E.İ.E.
DENİZBANK
Halkbankası ve Halk Sandıkları
T.M.O.
Celal Bayar, ATATÜRK’ün vefatından sonra 7 Ocak 1946 tarihinde üç arkadaşı ile birlikte Demokrat Parti’yi kurmuş, 22 Mayıs 1950 tarihine kadar bu partinin Genel Başkanlığını yapmıştır ve 22 Mayıs 1950 – 27 Mayıs 1960 arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin Üçüncü Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuştur. 27 Mayıs’tan sonra Yassıada’da yargılanmış ve  78 yaşında, yaşamında ikinci kez, idama mahkum edilmiştir. Mahkumiyeti ‘ömür boyu hapis’e çevrilmiş ve Bayar mahkumiyetini Kayseri cezaevinde geçirmiştir. 1964 yılında çıkarılan bir af ile özgürlüğüne kavuşan Bayar 103 yaşında vefat edene kadar ülkenin siyasi sorunları ile ilgilenmeye devam etmiş ve ‘Ben de Yazdım’ kitaplarını yazmıştır.
Celal Bayar’ın yaşamından ATATÜRK dönemi dışında ATATÜRK ile ilgili önemli kesitler:
6 Haziran 1950 – Durmak noktasında bulunan Anıtkabir inşaatını ziyaretle 30. Yıl’a yetiştirilmesi için Başbakan ve diğer ilgililere kesin talimat vermiş ve 10 Kasım 1953 günü ATATÜRK’ün vatan toprağına kavuşmasını sağlarken önemli bir konuşma yapmıştır:“ATATÜRK,
“Sen bizdendin. Seni halife yapmak, padişah yapmak isteyenler oldu. İltifat etmedin. Milli irade yolunu seçtin. Hayat ve şahsiyetini milletinin hizmetine vakfettin. “Türkün gıpta ettiği, övdüğü ve övündüğü vasıflara maliktin. Bütün bu meziyetlerinle Türkün ta kendisiydin. “Şimdi seni kurtardığın vatanın her köşesinden gönderilen mukaddes topraklara veriyoruz. “Bil ki, hakiki yerin, daima inandığın ve bağlandığın Türk Milletinin minnet dolu sinesidir... "Nur içinde yat”
1952 yılında Selanik ve Batı Trakya’ya yaptığı gezide ATATÜRK’ün doğduğu evin boş ve bakımsız bir durumda olduğunu görerek evin ATATÜRK’ün doğduğu tarihte olduğu gibi tefriş edilip bir müzeye dönüştürülmesi ve 10 Kasım 1953 tarihine yetiştirilmesi talimatını vermiştir.
Ev, 10 Kasım 1953’e kadar Bay ve Bayan Enver Ziya Karal tarafından müzeye dönüştürülmüştür.
1954 yılında A.B.D.’yi ziyaretinde Kongre’de yaptığı konuşma öncesi Kongre Kütüphanesi’ne ATATÜRK’ün üç ciltlik NUTKU’nu hediye etmiştir.
8 Nisan 1956 günü Adana’da BOSSA fabrikasının açılışlında fabrikanın kurucusu Hacı Ömer Sabancı’ya söyledikleri: (Sakıp Sabancı’dan alıntı)
“Hacı Ömer, ben sana ‘Basma fabrikası kur. Çukurova’nın kızlarını giydir. Çukurova’nın kızlarına çeyiz yap’ dedim. Beni dinledin. Bu fabrikayı kurdun. Teşekkür ederim. Allah sana uzun ömürler versin.
“Böyle hayırlı bir iş yaptığın için, Allah benim ömrümden alsın, sana versin.”
“Ben (Sakıp Sabancı) bu sözleri duyunca hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu ne anlamlı bir konuşma idi.
“Bir cumhurbaşkanı, sanayileşmeye, istihdam yaratmaya yürekten inancını nasıl iki cümle ile dile getiriyordu.”
Bayar’ın bu sözleri, ATATÜRK’ün 17 Eylül 1937 günü Dolmabahçe’de Afetinan’a söylediklerine çok yakındır:
“Memleketin en önemli ve esaslı işlerini konuşuyoruz. Bunlar beni yormuyor, bilakis hayat veriyor”
ATATÜRK’ün ‘memleketin en önemi ve esaslı işleri’ olarak tanımladığı işler, Başbakan Celal Bayar’ın onayına arz ettiği 4 Senelik 3 Numaralı Kalkınma Planı’ndaki yatırım projeleri idi.
Celal Bayar, Kemalist Ekonomi’ye yön veren kişi olarak ATATÜRK’ün kendisine aşıladığı yatırım heyecanını 103 yıllık uzun yaşamının sonuna kadar eksilmeden taşımıştır.
Bu heyecanın kaynağı ATATÜRK’ün 10. Yıl Nutku’dur:
“Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir…
“Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz:
“Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız.
“Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız…”
19 Eylül 1938 tarihli ULUS Gazetesi’nde Başbakan Celal Bayar’ın açıklaması:
“Her adımımızda, vatandaşlarımızın refah ve iş hacmini arttırmak, yurdumuzun emniyet ve istikbalini genişletmek gayesi vardır.”
Celal Bayar’ın ATATÜRK’ün ekonomiye verdiği önem ve yatırımlar karşısında duyduğu  mutluluk hakkında söyledikleri:
“Bir belediyenin bir mahalleye bir ampul taktığını duysa, ondan zevk alırdı. O kadar iktisadi meselelere kendisini vermişti.”
Celal Bayar’ın ATATÜRK’ün vefatından kısa bir süre sonra 12 Aralık1938 günü, Arttırma ve Yerli Malı Haftası açış konuşmasında başbakan olarak söyledikleri, ATATÜRK’ü ve onun mirasını algılayışı açısından önemlidir:
“Atatürk’ü anmak, Atatürk’ten bahsetmek hepimiz için ruhi bir ihtiyaçtır. Fakat, bu muazzam varlık huzurunda söz söylemek kadar güç bir şey tasavvur olunamaz. Birçok güzide hatipleri-miz, birçok değerli şairlerimiz, hislerine revaç vermek için söz aldıkları zaman, bu muazzam kudretin karşısında, mutlak bir surette, aciz duymuşlardır. Bu, arkadaşlarımızın kudretsizli-ğinden, layikatsizliğinden, değil, bu muazzam varlığın herkes karşısındaki, harikulade tecelli-sindendir. Bendeniz de Atatürk hakkında, hissiyatımı ifade etmek için mutlak aciz içersinde-yim. Yalnız kendilerine karşı, gene böyle bir toplantıda, hissiyatımı ifade ederken, demiştim ki:
“Atatürk’ü sevmek, her Türk vatanperveri için milli bir ibadettir.”
“Bendeniz, bugün de, huzurunuzda, bu Ebedi Şef’imizin, Halaskarımızın, Kahramanımızın, her türlü iyi üstün vasıfları cami olan Büyük Adam’ımızın, manevi huzurunuzda eğilerek, bunu tekrar ediyorum: “Atatürk, seni sevmek Türk milleti için milli bir ibadettir.”
“Büyük, Ebedi Şef’in bize vediası olan rejim (Cumhuriyet) üzerinde durmak, O’nun en basit farz olunabilecek usulleri üzerinde dahi, büyük dikkat ve teyakkuzla (uyanıklık) vazifemizi yapmak, en önemli işimizdir.”
Kaynakça:
Celal Bayar, ‘Ben De Yazdım’ (8 Cilt) 1967 -  1972
Cemal Kutay, ‘Celal Bayar’ (4 Cilt) 1940
41 Yazar, ‘100. Yaşında CELAL BAYAR’a ARMAĞAN’ Tercüman Yayı nları, 1982
AYIN TARİHİ Dergileri, Sayı 1 – 61 (1934 – 1938)

3 Ekim 2016 Pazartesi

DEMOKRAT PARTİ Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal Velileri Uyardı: "Çocuklarımızı, şer ve şeytani, uğursuz-hayırsız ve ahlâksız, lânetli ve din tüccarı, terör ve tedhiş örgütlerine kaptırmayalım"

Anadolu Ajansı, DHA, İHA tarafından geçilen tüm yerel haberler, bu bölümde Haberturk.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

DP İl Başkanı Özbakkal: "Çocuklarımızı örgütlere kaptırmayalım"

03 Ekim 2016 Pazartesi, 09:47
DP İl Başkanı Özbakkal: "Çocuklarımızı örgütlere kaptırmayalım"
KAYSERİ (İHA) - Demokrat Parti İl Başkanı İsmet Özbakkal, ebeveynlere çocukların takipçisi olmaları ve örgütlere kaptırmamaları önerisinde bulundu.
Çocukları korumanın aile ve devletin görevi olduğunu belirten İl Başkanı İsmet Özbakkal, özellikle maddi durumu kötü olan ailelerin terör örgütleri tarafından kullanıldığını ifade etti. Ailelere çocuklarını takip etme noktasında önemli görevler düştüğünü dile getiren İsmet Özbakkal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anne-baba olarak, millet olarak evlatlarımıza sahip çıkmazsak, emanete hıyanet etmiş oluruz. Bunun cezasını dünyada da, ahirette de çekeriz. Çocukların ve gençlerin temiz kalpleri kıymetli bir cevher gibidir. Mum gibi, her şekli alabilir. Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi elde edilir. Çocuklara iman, Kur'an-ı Kerim ve Allahü Teala'nın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Topluma faydalı birer evlat olurlar. Bu saadette anaları, babaları ve hocaları da onlara ortak olur. Bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Kendilerine, anne-babalarına ve topluma zarar verirler. Yapacakları her fenalığın, her kötülüğün vebali, günahı annesine ve babasına da verilir. Bir babanın evladına yapacağı en büyük iyilik, onu dinsiz, ahlaksız ve kötü arkadaşlardan uzaklaştırmasıdır. Bütün kötülüklerin başı, fena ve kötü arkadaştır. İnsanın üç büyük düşmanı vardır: Nefs, şeytan ve kötü arkadaş… Bunların içinde en büyük olanı şüphesiz ki kötü arkadaştır. En tehlikeli olanı da budur.
Bundan dolayı, ana-baba çocuğunu takip etmelidir. Kimlerle arkadaşlık kuruyor, nerelere gidip geliyor, hâl ve hareketleri nasıldır… Bunlar ihmale gelmez."
(SK) 03.10.2016 09:47:56 TSI // NNNN

9 Ağustos 2016 Salı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı: İSMET ÖZBAKKAL'ın Basına ve Türk Kamuoyuna Yaptığı Açıklama

“BUGÜN HÜR OLMA, BİR OLMA, İRİ VE DİRİ OLMA; MİLLETÇE BİRLİK, BERABERLİK VE MİLLİ BÜTÜNLÜK GÜNÜ’DÜR”  
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL; Türk Milletinin Cumhuriyet tarihinde maruz kaldığı en hain, dış kaynaklı ve ihanet şebekeleri tarafından kalleşçe ifa ve icra edilen zalim bir darbenin (27 Mayıs 1960) ağır bedelini ödeyen “alçakça ihanete uğramış, mağdur bir dava, manâ ve misyonun” mensubu olarak: Daima “devlet idaresinde sahip, mutlak hâkim ve hükümran olan millet iradesinin; İnsan hakları, adalet ahlâkı, evrensel hukuk, esası fazilet olan Cumhuriyet ve Demokrasinin” yanında olduklarını söyledi.
15 Temmuz'da, ülkeyi yönetenlerin iyi niyet, insaf, merhamet ve toleransından istifade ederek “paralel devlet” biçiminde örgütlenme ihanetini gösteren:, FETÖ/PDY terör, şer-şeamet ve tedhiş örgütünün düzenlediği darbe girişiminin “istiklâl ve istikbaline sahip çıkma içgüdüsü ile harekete geçen” millet iradesi ile bertaraf edildiğini belirten Demokrat Parti Kayseri İl Başkan ismet ÖZBAKKAL:
"İktidarın, güç, idare ve iradenin yegâne kaynağı yüce Türk milletidir.
Daha doğrusu: “Egemenlik, kayıtsız ve şartsız Türk Milletinindir.” 
Gerçeğinden hareketle bugün mesele: “Adalet ve hakkaniyetle, hiçbir baskı ve yönlendirme olmadan özgürce tecelli etmiş, hakiki ve bizatihi milli iradenin” yanında olmaktır.
Bir başka deyim ve anlatımla. “Firavun'un karşısında mezalime maruz ‘saf ve temiz, asil ve aziz Musa'nın yanında olmaktır. Bizler de geçmişte bu darbelerin acılarını çekmiş, Demokrasi uğruna en yüksek düzeyde şehitler vermiş bir hareket olarak bugün, başta, topyekün millet ve millî iradenin temsilcisi makamında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere.; Bütün sorumlular adına “sorumluluk makamı ile iştigal eden” Başbakan Binali Yıldırım'ın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin manevi şahsiyetinde temsil edilen milli iradenin yanındayız." dedi.
Millet iradesinin yanı sıra Türk Silâhlı Kuvvetleri, iç harp çıkartılmak maksadıyla hedef olarak seçilen Özel Harekât Daire Başkanlığı ve Askerle karşı karşıya getirilmeye cüret edilen Emniyet teşkilatı başta olmak üzere tüm kurumların:, “Kalkışmaya karşı tek yürek mücadele ettiklerini” dile getiren Başkan İsmet ÖZBAKKAL, Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik içinde bu dönemi aşacağına inandıklarını sözlerine ekledi. –(Kayseri, 01 Ağustos 2016 Pazartesi 09:50)

29 Haziran 2016 Çarşamba

ŞEHR-İ MÜBAREK RAMAZAN; KADR SURESİ VE KADİR GECESİ - İsmail Hakkı AMASYALI, 19. Dönem Kocaeli Milletvekili + DP Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL'ın "milletimize" taziye mesajı.

KADİR SURESİ

İsmail Hakkı AMASYALI
İsmail Hakkı AMASYALI
19 Dönem Kocaeli Milletvekili
19. Dönem Kocaeli Milletvekili
Kur’an da 97. Sure olarak 5 ayetten nazil olmuştur, “Şüphesiz biz Kur’an-ı Levh-i mahfuzdan yeryüzüne KADİR GECESİ indirdik. Kadir Gecesinin ne demek olduğunu bilir misiniz? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlı ve değerlidir. O gecede milyonlarca melek ve başlarında Hz. Cebrail olduğu halde Rab’lerinin izniyle her türlü iş için semadan yere inerler. O gece tan yerinin ağarmasına kadar selamettir”. Kur’an-ı Kerimde 600. sayfada 97. Sure olarak gönderilmiş KADİR SURESİNİN mealini verdikten sonra bu sure ile alakalı Hz. Peygamberin ve müçtehitlerin mutabık kaldıkları tefsir ve yorumlarına yer vererek Kadir gecesinin ehemmiyetine dikkat çekmek istiyorum.
“ŞÜPHESİZ BİZ KUR’AN-I KADİR GECESİNDE (Levhi mahfuzdan yeryüzüne) İNDİRDİK”. 
Kısa ve öz Kur’an dört bölümden ibarettir. Birincisi (itikat) İMAN konularından bahseder, ikincisi İslam’ın şartlarından olan İBADET bölümü, üçüncüsü insanların birbirine karşı olan beşeri münasebetleri anlatan MUAMELAT kısmıdır. Dördüncüsü UKUBAT bölümüdür, hukuka tecavüz edenleri cezalandırmaktan bahseder. Kur ’anın hukuk kısmı olan UKUBAT bölümüne Fetva makamı (Müftü, Hoca) giremez.
Kur’an İMAN, İBADET, MUAMELET bölümleri ile ilgili Fetva verme yetkisini MÜFTÜ VE HOCALARA vermiş. UKUBAT (Hukuk, Fıkıh) kısmını ise Hakim ve Savcıların sorumluluğuna tevdi edilmiştir. Bir önceki yazımda da ifade etmiştim. Ehli Sünnet Vel Cemaat İmamı Ebu Hanife Hazretleri Kur‘anın hukuk kısmını üstlenemediği, kadılık makamını ret ettiği için cezalandırılmış ve cezaevinde irtihal etmiştir. Kadir Gecesi’nde Kur ‘anın hadimi olan Hakim ve Savcıların mesuliyeti, müdrik olmadan verdikleri KANUNSUZ, USULSÜZ kararları BİAD denizine batmış olan, Kur’an ve sünnetin tahripçileri, dinin yağmacısı müftü ve hocaların nasıl bir muamele ile karşılaşacaklarını yazımın son bölümünde anlatacağım. Kadir Suresinin 2. Ayetinde “Kadir Gecesinin ne demek olduğunu bilir misiniz?” devamı 3. Ayetinde, “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlı ve daha değerlidir” deniyor. İsa Aleyhiselam ömrünü oruçla geçirmiş, tek bir iftarla ertesi güne niyet ederek sahur yemeği yemeden oruç tutmuş bir Peygamber.
Bir gün cuşa gelmiş, Allah’a (CC)’a sormuş “Rabbim yeryüzünde benden daha muteber bir kulun var mı, ahir zamanda zuhur edecek mi?” Allah (CC) cevap verir “Var ya İsa ahir zaman Nebisi Muhammed (SA) teşrif ettiğinde onun ümmetine farz kıldığım bir ay oruç içerisinde öyle bir gece tayin edeceğim ki o gün tutulan oruç SENİN BİR ÖMÜR TUTTUĞUN oruçtan daha hayırlı olacaktır” buyurduğunda İsa Aleyhiselam “Allah’ım ömrümün bir bölümünü ref et, sonra beni yeniden dünyaya gönder ki Hz. Muhammed (SA) ümmeti arasında bulunayım, o mübarek Kadir Gecesinden bende istifade edeyim” dediğinde Allah (CC) Hazreti İsa’nın (AS) bu duasını kabul eder. Rivayet edilir ki ahiret zamanında önce İsa (AS) 40 gün yeryüzüne gelecek, Muhammed (SA) ümmeti arasında bir Kadir gecesini ihya edecektir. Kadir Suresi 4. Ayette, “O gecede milyonlarca melekler ve başlarında Hz. Cebrail olduğu halde rablerinin izni ile her türlü iş için (semadan yere) inerler” denirken bu surenin Bakara Suresi 30. ayeti ile doğrudan alakası vardır, bakın Allah (CC) ne diyor “Ey Habibim Ahmet Resulüm Ya Muhammed hani bir vakitler rabbin meleklere:
BEN YERYÜZÜNDE BİR HALİFE (insan) YARATACAĞIM” buyurmuştur. Melekler “ORADA FESAT ÇIKARACAK KAN DÖKECEK BİRİSİNİ Mİ YARATACAKSIN SENİN NEYE İHTİYACIN VAR?” dediklerinde Allah (CC) “BEN SİZİN BİLEMEYECEKLERİNİZİ BİLİRİM” buyurmuştur. 
Allah’ın halife olarak vasıflandırdığı insanların Kadir Gecesindeki halini görmek müşahade etmek üzere milyonlarca melek ve ruhlar yeryüzüne inmek için Allah’tan ruhsat isterler. Yeryüzü bugün olduğu gibi dünde aynı idi. Hz. Peygamberden sonra fetva makamında olan müftü ve hocaların bilgileri yüzeysel olup İslam’ı bozuk düşüncelere karşı savunacak güçte değildirler. Yetkilerini kendilerine makam, şöhret ve servet toplamak için kullandıklarından karşı çıkanları FASIK, KAFİR olarak itham ettiler. Hakim ve Savcılar, Kur’anın UKUBAT bölümünü dikkate almayarak HUKUKA TECAVÜZ EDENLERİ cezalandırmak yerine rüşvet, irtikap peşinde koşarak beraat ettirdiklerinden mümin ile münafık, hırsız ile dürüst KADİR GECESİNDE bir arada bulundular. Bu hal Gayretullah’a dokundu. Allah yeryüzüne inen milyonlara, melek ve ruhlara münafıkları insan suretinde değil çeşitli mahluklar olarak izletti ve gösterdi. Kadir Gecesi Huzuru İlahiye’ye çıkan melekler Bakara Suresi 30. ayeti hatırlayarak Allah’a, “Rabbimiz ne muhteşem bir gece idi. Halife olarak gönderdiklerini sana ibadet halinde gördük. Biz size insan yaratma onlar sana isyan eder kan dökerler demiştik, Siz Ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim buyurmuştunuz. Sarayları, muhteşem malikaneleri kuran insanlar oralara hayvanatı, çeşitli mahlukları yerleştirmiş kendileri bodrum katlarında ibadet halindeler”. İmam-ı Rabbani ismi ile meşhur Ahmet Farukı Serhendi, miladi 1563 yılında Hindistan’da yaşamıştır.
Din alimleri fıkıh (Hukuk), kelam ve tefsir sahasındaki bilgileri nedeni ile ikinci bin yılın yenileyicisi unvanını vermişlerdir. Dini, Hukuku kendi keyfine göre anlayan ve uygulayan, 50 yıl Hindistan’ı yöneten EKBER ŞAH’a yazdığı cesur uyarı mektupları ile ünlü kitabı MEKTUBATI’nda bakın ne diyor “Bir Kadir Gecesi idi, derin bir düşünceye daldım. müftü ve hocalar, hakim ve kadılar bidat denizine batmışlar. Yanlış işlerin failleri bidatın vaz edicileri Kur’anın, Sünnetin fıkıh (hukuk) tahripçileri olmuşlar. Hiç kimsenin saray ulemasına karşı konuşmaya cesareti kalmamış. Alimlerin çoğu saraya biadda yöneltmekte Allah’sızların, kanunsuzlukların doğru olduğunu ispatlamaya çalışmaktadırlar. Bugün Mübarek Kadir Gecesi, ADALET TİYATROSUNUN oyunlarına biraz ara verdim ancak yazmaya devam edeceğim.
KADİR GECENİZİ VE BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİM.
İSMAİL AMASYALI
***
ALÇAKLAR KAHROLSUN; 
ŞEHİTLERİMİZE ALLAH RAHMET EYLESİN
Sayın Başkanımız (Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı) İsmet ÖZBAKKAL, "Atatürk Hava Limanında meydana gelen hain saldırı, kanlı katliam, alçakça vandallık ve kalleş kalkışmada hayatını kaybeden 42 masum, korumasız ve savunmasız vatandaşımıza Allah'dan rahmet ve sayıları (30 Haziran Perşembe günü itibarıyla) 247'yi bulan yaralılara acil şifalar diledi."  
Demokrat Parti Kayseri İl Yönetim Kurulu Başkan İSMET ÖZBAKKAL açıklamasında: "Allah, Vatanımızı ve Milletimizi ihanet şebekelerinin; Dahili bedhahlar ve dış düşmanların şerrinden korusun. Milli birlik ve beraberliğimizi daima muhafaza etsin; Hain ve zalim iç ve dış düşmanlara "menfur planlarını gerçekleştirme konusunda" fırsat vermesin. Bilvesile: Başta sevgili ve değerli DEMOKRAT PARTİ camiası olmak üzere; Aziz Milletimiz, Muhterem Halkımız, bütün Türk, İslâm ve insanlık Âleminin KADİR GECESİNİ kutlar; Bu mübarek gecenin inşallah Adalet, esenlik ve barışa vesile olmasını dua, temenni ve niyaz ederim" dedi.