19 Ekim 2017 Perşembe

İSMET ÖZBAKKAL,Memleketin ihtiyacı olan huzurun ve barışın tesisidir.

Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan sıcak gelişmelerden etkileniyoruz.
Sokaktaki vatandaşlar çok soru sormaya başladı.
15 temmuz sonrasında yaşanan iç gelişmeler,memleketin dönüm noktası.
Herkese seferberlik düşüncesiyle bu güzel vatan toprağımıza sahip çıkmaya çağırıyorum.
Elbette eksikleri vatanını sevenler gidermek zorunda.

Bölgemizde yaşanan savaş ve
kargaşadan,ordumuza,güvenlik güçlerimize düşen mühim görevde dualarımız ve birlik beraberliğimizle bu zor günleri aşacağımıza inanıyorum.

Memleketin ihtiyacı olan huzurun ve barışın tesisidir. Bu bakımdan eğer bir zirve yapılacaksa adının "huzur zirvesi" olması, STK'ların, akademisyenlerin, siyasi partilerin de katılımı ile gerçekleşmesi şarttır.

Güvenlik güçlerimize yönelik bu haince saldırılara duyduğumuz öfkenin sınırı yok. Ama bilinmelidir ki; devletimiz sahip olduğu tüm imkanlarla sevgi, barış, dostluk ve kardeşlik kavramlarına büyük değer veren milletimizin kararlı ve dik duruşuyla terör belasını def etme bilincinde ve azmindedir. Bu acılı günümüzde bir kez daha haykırıyoruz; birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, huzurumuzu ve toplumsal barışımızı bozmaya yönelik bu hain saldırıların amacına ulaşmasına asla izin vermeyeceğiz.

Başta bölücüler olmak üzere hiçbir güç, Türkiye Cumhuriyeti ile giriştiği mücadeleyi kazanamayacaktır.

Bu millet zaferler kazanmaya devam edecektir. Yüce Türk Milleti ümidini kaybetmemelidir. Milletimizin içinde gözyaşlarını dindirecek kadroları dün vardı, bugün de vardır, yarın da kesinlikle olacaktır.

11 Ekim 2017 Çarşamba

İSMET ÖZBAKKAL,VATANA İHANETİN NEDENİ OLMAZ ER YA DA GEÇ BEDELİ OLUR!! DEDİ.

Lanet olsun, ülkemizi bu hale getirenlere. Lanet olsun teröre ve teröristlere destek verenlere.
Amaç belli.
Dünya savaşı sonrasında ABD Başkanı Wilson’un, “Türkiye bütünüyle ortadan silinmeli” sözü unutulmamalı.
Ortadoğu bataklığının içine çekilmek istediğimiz çok açık ve net belli..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mücadelemizi kararlı şekilde sürdüreceğiz” demiş.
Devamla, “Bayrağımızın inmeyeceğinin, ezanlarımızın susmayacağının, ülkemizin bölünmeyeceğinin, devletimizin yıkılmayacağının,” ispatı olarak ta şehitlerimizi ve gazilerimizi göstermiştir.

Bakan Süleyman Soylu: Son bir yılda 2 bin 242 terörist

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başkanlığında Gölbaşı Vali Galip Demirel Vilayetler Evi'nde 'Valiler Buluşması' programında konuştu.

Son bir yılda terör örgütlerine yönelik 68 bin 464 operasyon gerçekleşirdiklerini söyleyen Soylu, “Bunların 40 bin 215’i PKK, 25 bin 818’i FETÖ’ye yönelik operasyonlardır. Kalanı DEAŞ ve aşırı sol terör örgütlerine yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu operasyonlar neticesinde 30 bin 167 kişi tutuklanmış, 2 bin 242 terörist etkisiz hale getirilmiş, bin 488 sığınak ve barınak imha edilmiş, 515 terör eylemi de gerçekleşmeden engellenmiştir. Bu yeni yaklaşım neticesinde alınan tedbirlerle 2016 yılına göre kabotaj / kundaklama türü eylemlerde yüzde 64, yol kesme eylemlerinde yüzde 84, yağma eylemlerinde yüzde 45, adam kaçırma eylemlerinde yüzde 70 oranında bir azalma elde edilmiştir.” diye konuştu.
Bakan Soylu, insansız hava araçlarının aylık uçuş saatlerini 170 saatten 2 bin 442 saate çıkarttıklarını ve böylece karadan olduğu kadar havadan da alan hakimiyetini sağladıklarını anlatarak, bu kabiliyeti daha da geliştireceklerini ifade etti.

Dinimizin, milletimizin bekasını sarsacak her türlü dâhili ve harici fitnelerden fesatlardan milletimizi memleketimizi halas eyle Allah'ım.
Devletimizle milletimizle birlikte güçlü olmalıyız.

1 Ekim 2017 Pazar

İSMET ÖZBAKKAL ÜLKEM İÇİN SEVDAM MİLLET VE HİZMETTİR. BİZ VATANIMIZI SEVİYORUZ.

"BAŞARAMAYACAKSINIZ"Bu ülkeyi bölmeye hiçbirinizin gücü ve yüreği yetmeyecek.Gün birlik olma günüdür.Ayrışma değil,birleşme günüdür.Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.Ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.Milletimizin başı sağolsun.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü parçalamayı hedef seçmiş olan alçaklar, şerefsizler, namussuzlar, hainler, sonunda gaflet, dalalet ve hıyanet içinde olduklarını anlayacaklar ve bu anlamanın bedelini ağır ödeyeceklerdir.
Mehmetçikler ve polislerimiz mertçe, yiğitçe, onurluca bir mücadele veriyorlar. Vatanın bölünmez bütünlüğü için şehit oluyorlar. Bu şahadet ay yıldızlı bayrağın yurdun her köşesinde göklerde dalgalanmasının güvencesi oluyor. Vatan dardaysa, mertçe savaşa giden, onurluca canını veren Mehmet'in ve polisimin yüreğimize düşen acısının siyasi hesaplara malzeme edilmesini istemiyoruz.
Özbakkal ayrıca, "Vatanını seven kişiler gerekirse mallarını ve canlarını fedâ etmekten çekinmezler. Bizler, bu güzel vatan için canlarıyla ve kanlarıyla nice destanlar yazan bir milletin evlâdıyız. Vatana olan sevgimizi ancak onun uğrunda yapacağımız çalışmalarla ispatlayabiliriz.

Bu aziz vatanı korumak, İslam'ın sancağını dalgalandırmak için cepheden cepheye koşan ve bu uğurda canını feda eden bütün şehitlerimizin ruhunu şad eyle Ya Rabbi!...

19 Eylül 2017 Salı

İSMET ÖZBAKKAL TÜRKİYE CUMHURİYETİ GÜÇLÜDÜR.KUZEY IRAKTA DIŞ GÜÇLER DESTEK VERSEDE


 Kuzey Irak'taki referandumla ilgili yapılan açıklamada, "Referandum konusundaki yaklaşımında ısrar etmesinin mutlaka bir bedeli olacağını dikkate alması gerektiğini vurguluyoruz.


IKBY tarafından 25 Eylül 2017 tarihinde yapılması planlanan referandumun IKBY başta olmak üzere dost ve kardeş Irak halkı ile bölgemiz açısından arzettiği risklere müteaddit açıklamalarımızla dikkat çekmiş ve bu girişim aleyhindeki görüşlerimizi şüpheye yer bırakmayacak şekilde kayda geçirmiştik.
Irak Temsilciler Meclisi'nin 12 Eylül tarihli kararını da Irak'ın siyasi birliğine ve toprak bütünlüğüne atfedilen önemin net bir ifadesi olarak görüyor ve kuvvetle destekli IKBY'nin aksi yöndeki bütün dostane tavsiyelere rağmen referandum konusundaki yaklaşımında ısrar etmesinin mutlaka bir bedeli olacağını dikkate alması gerektiğini vurguluyor; bu itibarla, IKBY'yi biran önce aklıselim ile davranmaya ve sözkonusu hatalı yaklaşımından vazgeçmeye davet ediyoruz.Ülkemizin ve uluslararası toplumun sağduyu sahibi tüm üyelerinin uyarılarına rağmen IKBY liderliğinin referandum bağlamındaki ısrarcı tutumunu ve giderek duygusal bir hal alan açıklamalarını endişe verici buluyoruz.

Türkiye, Bağdat-Erbil ilişkilerinin anayasal ve adil bir zeminde yürütülmesini, bu bağlamda, IKBY'nin anayasal anlaşmazlıklara dayanan meşru taleplerine ilişkin hususların diyalog yoluyla çözüme kavuşturulmasını arzu etmektedir. Bu yaklaşımla, Merkezi Hükümet ile IKBY arasındaki ilişkilerin toprak bütünlüğü, siyasi birlik ve karşılıklı fayda temelinde kuvvetlendirilmesi için Türkiye elinden gelen desteği vermeye hazırdır. Açıklaması yapan dış işlerimizi destekliyoruz.
Allah ülkemizin yar ve yardımcısı olsun.
Kerkük’te Türkmen partilerinin liderleriyle basın toplantısı düzenleyen Irak Türkmen Cephesi (ITC) lideri Erşat Salihi, Türkmenlerin referandumu boykot edeceklerini söyledi.
Referandumu ‘Irak’ın toprak bütünlüğünü tehlikeye atacak, içsavaşı başlatmaya yönelik bir adım’ olarak gören Salihi, şunları kaydetti: “Bugün bölgesel yönetiminde bir memur yıllardır maaş almıyor. İktisadi durum orada kötü. Peki biz neden Kerkük ve diğer Tuzhurmatu ve Diyala’daki Türkmen bölgelerinde memurlarımızı ve halkımızı böyle bir durumda yaşatmak isteyelim? Biz Türkmenler olarak bütün partilerimizle kararımız budur. Referanduma katılmayacağız. Yani gidip ‘Hayır’ yazayım gibi bir durum asla olmayacak. Kesinlikle korkmayın. Pusulalarda yazan yazıların bir sonuç oluşturması durumu yoktur. Onlar kendi bölgelerindeki geriliği, ekonomik krizleri, politik muhalefetleri ve çeşitli sorunları örtbas etmek için bu referandum meselesini çıkardılar. Türkmen partilerinin hepsinin ortak kararı boykottur. Kürtlerin de büyük kısmı referandumu reddediyorlar.”
Basın toplantısına Türkmeneli Partisi, Türkmen Karar Partisi, Türkmen Hak Partisi, Türkmen Vefa Hareketi, Irak Türkmen İslamcıları Birliği ve Milliyetçi Türkmen Topluluğu temsilcileri katıldı
Yılmam ölümden, yaradan, askerim;
Orduma, «gâzî» dedi Peygamberim.
Bir dileğim var, ölürüm isterim:
Yurduma tek düşman ayak basmasın.
Âmin! desin hep birden yiğitler,
«Allâhu ekber! » gökten şehidler.
Âmin! Âmin! Allâhu ekber!
Türk eriyiz, silsilemiz kahraman...
Müslümanız, Hakk’a tapan müslüman.
Putları Allah tanıyanlar, aman,
Mescidimin boynuna çan asmasın.
Âmin! desin hep birden yiğitler,
«Allâhu ekber! » gökten şehidler.
Âmin! Âmin! Allâhu ekber!
Millet için etti mi ordum sefer,
Kükremiş arslan kesilir her nefer,
Döktüğü kandan göğe vursun zafer,
Toprağa bir damlası boş akmasın.
Âmin! desin hep birden yiğitler,
«Allâhu ekber! » gökten şehidler.
Âmin! Âmin! Allâhu ekber! Allâhu ekber!
Ey Ulu Peygamberimiz nerdesin?
Dinle minâremde öten gür sesin!
Gel, bana yâr ol ki cihan titresin,
Kimse dönüp süngüme yan bakmasın.
Âmin! desin hep birden yiğitler,
«Allâhu ekber! » gökten şehidler.
Âmin! Âmin! Allâhu ekber! Allâhu ekber!
Mehmet Akif Ersoy

12 Eylül 2017 Salı

DP İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL EYLÜL DE DARBE SONUCU İDAM EDİLEN MENDERES,POLATKAN VE ZORLUYU UNUTMADIK NUR İÇİNDE YATSINLAR DEDİ.

MİLLETİME EBEDİ SAADETLER DİLERİM DEDİ...                                        3 DAVADAN YARGILANDI

27 Mayıs darbesini yapan cuntacıların özel olarak kurdukları mahkeme olan Yüksek Adalet Divanı'nda 13 davadan yargılanan Menderes, Bebek Davası dışındaki bütün davalardan suçlu bulundu. Mahkeme, 9 ay 27 gün süren yargılama süreci sonunda aralarında Menderes'in de 14 kişinin idamına, 31 kişinin de ömür boyu hapse mahkum edilmesine karar verdi. Geri kalan 418 sanığa ise 6 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları veya beraat kararı verildi. Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesi; Celâl Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celal Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, 16 Eylül 1961 tarihinde sabaha karşı idam edildi.
Menderes ise 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden "sağlam" raporu alınmasının ardından, İmralı Adası'na götürüldü İlk durak, komutanın odası oldu. İdam kararı yüzüne okundu. Menderes’in dilinden “Allah milletimize zeval vermesin” cümlesi döküldü. İdam sehpasına gitmeden önce din görevlisi ile birkaç dakika konuştu. Ardından beyaz gömlek giydirildi.

MİLLETİME EBEDİ SAADETLER DİLERİM

"Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum..." Menderes, saat 13.21'de İmralı Adası'nda idam edildi.

28 Ağustos 2017 Pazartesi

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL: "BİZ BU ÜLKEYİ KARŞILIKSIZ OLARAK SEVDİK VE DEVLETİN DİNİ'NİN ADALET OLDUĞUNU BİLDİK VE BUNA İNANDIK" DEDİ

Ülkemizde yaşanan olaylar bir komplo teorisidir. Vatanına milletine bağlı kalan milleti kimse yıkamaz. Vatanı sevmek demek, “Adaletli olmak” demektir. Zira: 
“DEVLETİN DİNİ ADALETTİR” 
Adaletsi devlet yöneticileri faziletsizdir.
Adaletin kaynağı Vatan ve Millet sevgisidir. Vatanını sevmek hizmetle olur. Vatan hizmet bekliyor. Bu kervana sende katıl. Vatanı sevmek, mücadele etmektir..
Bize bu cennet vatanı kanları ve canları ile armağan eden aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunarım. Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
MİLLETİN BİRLİK VE BERABERLİĞİ MUTLAKTIR.
Özbakkal, "Kahraman Türk Milleti’nin çok iyi bildiği ve her yıl kutlamaktan onur duyduğu "Zafer Bayramı" 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in Başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesinin (Büyük Taarruz’un) şerefli ve şanlı yıl dönümüdür.
Emperyalist, Türk düşmanı ve sömürgeci İşgalcilerin ülke sınırlarını terk etmesi anlamına gelen 30 Ağustos, ülke topraklarının geri alındığı; Türkiye Cumhuriyeti temellerinin atıldığı ve ihanetin Anadolu topraklarından kahramanca sürüldüğü "onurlu günü" temsil eder." ifadesinde bulunduğu mesajını şu şekilde sürdürdü: "Ancak, içinden geçtiğimiz bu bunalımlı ve buhranlı günlerde kutlama yapmak Türk Milleti’ne zor geliyor. Zira, müesses Ordu, bilumum güvenlik kuvvetleri ve hükümete rağmen; Her gün, dahili bedhahların işbirlikçisi, dış düşmanların maşası, anarşi-terör ve tedhiş eşkiyasının alçakça şehit ettiği "Aziz Yurttaşlarımızın" cenazelerinin peş peşe gelmesi bizleri kahrediyor.Cenab-ı Hak milletimizi ve ülkemizi bir an önce bu acılardan, iç düşmanlar, cinnet getiren katil, hain, cani ve insanlık düşmanlarına yardım ve yataklık eden dönme-devşirme, etki ajanı ve kriptolardan kurtararak, bu ıstırap, zulüm, işkence ve acılara son verme iradesini milletçe göstermeyi hepimize nasip eylesin.
Milli birlik, kadim beraberlik ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünün hayasızca tartışıldığı bu günlerde; Ülkemiz üzerindeki menfur emelleri bilinen dış güçler ve bedhah işbirlikçileri, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sarsılmaz iradesi, birlik inancı, birbirlerine olan saygısı, sahiplik duygusu, sadakat ve sağduyusu sayesinde hiçbir zaman başarılı olamayacak; Nihayette hüsrana uğrayıp, mutlaka belâlarını bulacaklardır.
Sonuçta Bu Millet, Yine zaferler kazanmaya devam edecektir.
"Bir musibet, bin nasihatten evlâdır" denilir. Bu musibetin de inşâllah üstesinden gelinecek; Sevgili halkımız dostunu, düşmanını bir kere daha bilecek, ihanetin nereden ve kimlerden geldiğini idrak edecek ve bir daha menfur tuzaklara düşmeyecektir.
Geçmişte hangi konumuzu Avrupa ile müzakere etmişsek, o kolumuzun koptuğunu iyi biliyoruz. O nedenle Türkiye kendi varlığını, kendi ulusal birliğini tahkim etmek durumundadır.
Bu millet zaferler kazanmaya devam edecektir. Yüce Türk Milleti ümidini kaybetmemelidir. Milletimizin içinde gözyaşlarını dindirecek kadroları dün vardı, bugün de vardır, yarın da kesinlikle olacaktır. Hiçbir kimsenin gücü mazimizle, şanlı tarihimizle Atatürk’le ve Kurtuluş Savaşı’yla bağımızı koparmaya yetmez ve yetmeyecektir. Gençlerimize hür ve bağımsız bir millet olmanın gururu ve şuurunu unutturmak isteyen zihniyetin azgınlaştığı günümüzde, herkesin uyanık olması gerekmektedir. Buradan; yanlış hesap yapanlara, temel değerlerimizle oynayanlara, din ve vicdan tüccarlığı yapanlara, siyaset simsarlığı, misyon tacirliği yapanlara, sahte demokratlara, gençliğe kin ve nefret aşılayanlara sesleniyorum: Gücünüz, bu inançlı gençliğin elinden ortak mazimizi, binlerce yıldır pekişen sevgimizi, birbirimize olan saygı ve muhabbetimizi, birlik ve beraberliğimizi alamayacaktır.
Bu samimi duygu ve samimi düşüncelerle; Demokrat parti olarak. Başta milli mücadelemizin lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi saygı ve şükranla anıyor; Milletimizin Zafer Bayramı ve Zafer Haftasını en içten duygularımızla kutluyoruz."

22 Ağustos 2017 Salı

Türkiye Cumhuriyetinin 3. ve İlk Sivil Cumhurbaşkanı; Demokrat Parti'nin Kurucusu ve Kurucu Genel Başkanı CELÂL BAYAR; Vefatının 31. Yılında Törenlerle Anıldı.

 O BİR EFSANE, (Atatürk, Bayar, Menderes) BİR LİDER...

1883 (1986) 22 Ağustos 2013, 130. yıl;
Atatürk’ ün Başvekili, DP Kurucu Genel Başkanı, T.C.’nin 3. ve ilk sivil Cumhurbaşkanı; Son Komitacı Mahmut Celâl BAYAR, (*)
130 Yaşında
Doğumu: 16.5.1883 – Umurbey Köyü (Bursa – Gemlik İlçesi)
Vefatı:     22.8.1986 – İstanbul (103 yıl, 3 ay, 6 gün)
23 Nisan 1920 öncesi görevleri:
Gemlik Mahkeme ve Reji İdaresi’nde katip
1905 - Bursa Ziraat Bankası’nda memur
1905 - Deutsche Orientbank’ta (Dresdner Bank) memur, 1907 Baş Memur
1908 - İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Bursa örgütünde Genel Sekreter
1909 - İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İzmir örgütünde Genel Sekreter
1915 - İzmir Şimendifer Mektebinin kuruluşunu gerçekleştiriyor
1919 - Galip Hoca olarak Ödemiş-Aydın-Akhisar yöresinde Milli Mücadeleye katılıyor
1920 - Son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Saruhan mebusu olarak katılıyor (12 Ocak 1920)
1920 - Vahidettin’in iradesiyle 37 yaşında idama mahkum oluyor (11 Nisan)
Kurtuluş Savaşı boyunca görevleri:
5 Mayıs 1920 - Ankara’ya gelmiş, TBMM’ne katılmış ve Mustafa Kemal ile tanışmıştır
10 Ağustos 1920 - İktisat Vekaletine vekalet etmiştir
27 Şubat 1921 - İktisat Vekaletine asil olarak seçilmiştir
14 Ocak 1922 - İktisat Vekaletinden istifa ederek ayrılmıştır
6 Şubat – 3 Nisan 1922 - Hariciye Vekaletine vekalet etmiştir
Lozan görüşmelerine danışman milletvekili sıfatıyla Heyet Üyesi olarak katılmıştır
Cumhuriyet Dönemi Görevleri:
6   Mart 1924 – Mübadele, İmar ve İskan Vekili (7 Temmuz 1924 tarihine kadar)
26 Ağustos 1924 – Türkiye İş Bankası kurucu Genel Müdürü
9   Eylül 1932 – İktisat Vekili
20 Eylül 1937 –   Başvekil Vekili
25 Ekim 1937 –  Başvekil (25 Ocak 1939 günü cumhurbaşkanının talebi üzerine istifa)
Celal Bayar’ın ATATÜRK döneminde Türkiye’ye kazandırdığı önemli kurum ve kuruluşlar:
Türkiye İş Bankası ve Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.
SÜMERBANK
ETİBANK
M.T.A.
E.İ.E.
DENİZBANK
Halkbankası ve Halk Sandıkları
T.M.O.
Celal Bayar, ATATÜRK’ün vefatından sonra 7 Ocak 1946 tarihinde üç arkadaşı ile birlikte Demokrat Parti’yi kurmuş, 22 Mayıs 1950 tarihine kadar bu partinin Genel Başkanlığını yapmıştır ve 22 Mayıs 1950 – 27 Mayıs 1960 arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin Üçüncü Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuştur. 27 Mayıs’tan sonra Yassıada’da yargılanmış ve  78 yaşında, yaşamında ikinci kez, idama mahkum edilmiştir. Mahkumiyeti ‘ömür boyu hapis’e çevrilmiş ve Bayar mahkumiyetini Kayseri cezaevinde geçirmiştir. 1964 yılında çıkarılan bir af ile özgürlüğüne kavuşan Bayar 103 yaşında vefat edene kadar ülkenin siyasi sorunları ile ilgilenmeye devam etmiş ve ‘Ben de Yazdım’ kitaplarını yazmıştır.
Celal Bayar’ın yaşamından ATATÜRK dönemi dışında ATATÜRK ile ilgili önemli kesitler:
6 Haziran 1950 – Durmak noktasında bulunan Anıtkabir inşaatını ziyaretle 30. Yıl’a yetiştirilmesi için Başbakan ve diğer ilgililere kesin talimat vermiş ve 10 Kasım 1953 günü ATATÜRK’ün vatan toprağına kavuşmasını sağlarken önemli bir konuşma yapmıştır:“ATATÜRK,
“Sen bizdendin. Seni halife yapmak, padişah yapmak isteyenler oldu. İltifat etmedin. Milli irade yolunu seçtin. Hayat ve şahsiyetini milletinin hizmetine vakfettin. “Türkün gıpta ettiği, övdüğü ve övündüğü vasıflara maliktin. Bütün bu meziyetlerinle Türkün ta kendisiydin. “Şimdi seni kurtardığın vatanın her köşesinden gönderilen mukaddes topraklara veriyoruz. “Bil ki, hakiki yerin, daima inandığın ve bağlandığın Türk Milletinin minnet dolu sinesidir... "Nur içinde yat”
1952 yılında Selanik ve Batı Trakya’ya yaptığı gezide ATATÜRK’ün doğduğu evin boş ve bakımsız bir durumda olduğunu görerek evin ATATÜRK’ün doğduğu tarihte olduğu gibi tefriş edilip bir müzeye dönüştürülmesi ve 10 Kasım 1953 tarihine yetiştirilmesi talimatını vermiştir.
Ev, 10 Kasım 1953’e kadar Bay ve Bayan Enver Ziya Karal tarafından müzeye dönüştürülmüştür.
1954 yılında A.B.D.’yi ziyaretinde Kongre’de yaptığı konuşma öncesi Kongre Kütüphanesi’ne ATATÜRK’ün üç ciltlik NUTKU’nu hediye etmiştir.
8 Nisan 1956 günü Adana’da BOSSA fabrikasının açılışlında fabrikanın kurucusu Hacı Ömer Sabancı’ya söyledikleri: (Sakıp Sabancı’dan alıntı)
“Hacı Ömer, ben sana ‘Basma fabrikası kur. Çukurova’nın kızlarını giydir. Çukurova’nın kızlarına çeyiz yap’ dedim. Beni dinledin. Bu fabrikayı kurdun. Teşekkür ederim. Allah sana uzun ömürler versin.
“Böyle hayırlı bir iş yaptığın için, Allah benim ömrümden alsın, sana versin.”
“Ben (Sakıp Sabancı) bu sözleri duyunca hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu ne anlamlı bir konuşma idi.
“Bir cumhurbaşkanı, sanayileşmeye, istihdam yaratmaya yürekten inancını nasıl iki cümle ile dile getiriyordu.”
Bayar’ın bu sözleri, ATATÜRK’ün 17 Eylül 1937 günü Dolmabahçe’de Afetinan’a söylediklerine çok yakındır:
“Memleketin en önemli ve esaslı işlerini konuşuyoruz. Bunlar beni yormuyor, bilakis hayat veriyor”
ATATÜRK’ün ‘memleketin en önemi ve esaslı işleri’ olarak tanımladığı işler, Başbakan Celal Bayar’ın onayına arz ettiği 4 Senelik 3 Numaralı Kalkınma Planı’ndaki yatırım projeleri idi.
Celal Bayar, Kemalist Ekonomi’ye yön veren kişi olarak ATATÜRK’ün kendisine aşıladığı yatırım heyecanını 103 yıllık uzun yaşamının sonuna kadar eksilmeden taşımıştır.
Bu heyecanın kaynağı ATATÜRK’ün 10. Yıl Nutku’dur:
“Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir…
“Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz:
“Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız.
“Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız…”
19 Eylül 1938 tarihli ULUS Gazetesi’nde Başbakan Celal Bayar’ın açıklaması:
“Her adımımızda, vatandaşlarımızın refah ve iş hacmini arttırmak, yurdumuzun emniyet ve istikbalini genişletmek gayesi vardır.”
Celal Bayar’ın ATATÜRK’ün ekonomiye verdiği önem ve yatırımlar karşısında duyduğu  mutluluk hakkında söyledikleri:
“Bir belediyenin bir mahalleye bir ampul taktığını duysa, ondan zevk alırdı. O kadar iktisadi meselelere kendisini vermişti.”
Celal Bayar’ın ATATÜRK’ün vefatından kısa bir süre sonra 12 Aralık1938 günü, Arttırma ve Yerli Malı Haftası açış konuşmasında başbakan olarak söyledikleri, ATATÜRK’ü ve onun mirasını algılayışı açısından önemlidir:
“Atatürk’ü anmak, Atatürk’ten bahsetmek hepimiz için ruhi bir ihtiyaçtır. Fakat, bu muazzam varlık huzurunda söz söylemek kadar güç bir şey tasavvur olunamaz. Birçok güzide hatipleri-miz, birçok değerli şairlerimiz, hislerine revaç vermek için söz aldıkları zaman, bu muazzam kudretin karşısında, mutlak bir surette, aciz duymuşlardır. Bu, arkadaşlarımızın kudretsizli-ğinden, layikatsizliğinden, değil, bu muazzam varlığın herkes karşısındaki, harikulade tecelli-sindendir. Bendeniz de Atatürk hakkında, hissiyatımı ifade etmek için mutlak aciz içersinde-yim. Yalnız kendilerine karşı, gene böyle bir toplantıda, hissiyatımı ifade ederken, demiştim ki:
“Atatürk’ü sevmek, her Türk vatanperveri için milli bir ibadettir.”
“Bendeniz, bugün de, huzurunuzda, bu Ebedi Şef’imizin, Halaskarımızın, Kahramanımızın, her türlü iyi üstün vasıfları cami olan Büyük Adam’ımızın, manevi huzurunuzda eğilerek, bunu tekrar ediyorum: “Atatürk, seni sevmek Türk milleti için milli bir ibadettir.”
“Büyük, Ebedi Şef’in bize vediası olan rejim (Cumhuriyet) üzerinde durmak, O’nun en basit farz olunabilecek usulleri üzerinde dahi, büyük dikkat ve teyakkuzla (uyanıklık) vazifemizi yapmak, en önemli işimizdir.”
Kaynakça:
Celal Bayar, ‘Ben De Yazdım’ (8 Cilt) 1967 -  1972
Cemal Kutay, ‘Celal Bayar’ (4 Cilt) 1940
41 Yazar, ‘100. Yaşında CELAL BAYAR’a ARMAĞAN’ Tercüman Yayı nları, 1982
AYIN TARİHİ Dergileri, Sayı 1 – 61 (1934 – 1938)