10 Mayıs 2016 Salı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL: "Türkiye demokrasiyi demokrat partiyle yaşadı"

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL: "MİLLETİMİZ DEMOKRAT PARTİ’YE DOYAMADI" DEDİ
Basına yaptığı açıklamada: "Türkiye demokrasiyi demokrat partiyle yaşadı" diyen Özbakkal, "Demokrat Parti, 7 Ocak 1946’da kurulan ve dört yıl sonra yapılan seçimlerde, 14 Mayıs 1950’de, 27 yıllık tek parti ve 12 yıllık sulta-dikta dönemini sona erdiren., Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa özgür iradenin serbestçe tezahür ettiği “Hâkim teminatlı”  seçimle iktidarı kazanan bir siyasi partidir" ifadesinde bulundu.
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı Özbakal, "14.Mayıs.1950’ de başlayıp, 27.Mayıs.1960 günü yapılan darbeye kadar geçen on yıllık süre içinde; Yıllardır ihmal edilmiş, geri kalmış, içerde ve dışarıda itibar kaybetmiş olan Türkiye’yi baştanbaşa yeniden imar ve inşa etti. İşsizlik ve yoksulluğu yendi" diyerek şunları söyledi: Maddi, manevi ilmi ve kültürel değerleri yeniden kazandırdı.14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. Merhum Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine kavuştu. Devlet adeta baştanbaşa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bu gün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir."
Ancak, bu olağanüstü kalkınma, gelişme, çağdaşlaşma ve demokratikleşme hareketini vatan ve millet düşmanları ile devleti ve milleti soymaya alışmış kitleler içlerine sindiremedi. On yıllık iktidarı boyunca, sonuncusu dâhil tam 4 darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Fakat O, vatanını, devletini insanını ve askerini yürekten seven, ordusuna güvenen, demokrasi, hak, adalet ve hukuka dayanan bir insandı. Bu sevgi, saygı, güven ve “güvendiği orduya” karşı duyduğu samimi itimat nedeniyle ve “kan dökülmesin, masum insanlar telef olmasın, devletin ve demokrasinin düzeni bozulmasın” inancıyla bir avuç çapulcuya karşı çıkmadı. Sabır ve tevekkül yolunu seçti. Elbet yanlış, yalan ve iftiraların ortaya çıkacağını, iktidarının aklanacağını ve aziz ve necip Türk milletinin gerçekleri göreceğini sanıyor ve bu yanlıştan muhakkak dönüleceğine inanıyordu. Bu inanç ve itimatla; Hükümete samimi ve sadık olarak bağlı Türk Silâhlı Kuvvetlerini harekete geçirmedi. Milletin selâmeti için teslimiyeti seçti.
Fakat bir avuç isyancı (38 kişi) tarafından gerçekleştirilen ve Menderes’in “vatan ve millet aşkı” nedeniyle mukavemet görmeyen darbe ne hikmetse muvaffak olunca, tutuklanarak Yassı ada’ya götürüldü. Türk hukuk tarihinin utancı olan yüksek adalet divanı nam uyduruk mahkemelerde sözde yargılanarak idama mahkûm edildi. Burada kendisine eziyet, zulüm ve işkenceler yapıldı. Hayali sükut ve hüsrana uğramıştı. O, kendisini milleti ve memleketine adayan büyük bir Lider, devlet adamı ve samimi bir vatanseverdi.17 Eylül 1961 günü öğle saatlerinde idam sehpasında bile son sözleri “vatan sağ olsun” olmuş, “Allaaah!...” diyerek ruhunu (emaneti sahibine) teslim etmiştir.
Vatan sağ olsun. Nur ve huzur içinde yatsınlar.
Vatan ve Millet O’nlara minnettar ve müteşekkirdir.
Şehit arkadaşları, Fatih Rüştü ZORLU ve Hasan POLATKAN’a da Allahtan rahmet diliyoruz; Ülkemizin içinde kıvrandığı bu sıkıntılı, zor ve kritik günlerinde onlara ihtiyacımız olduğu apaçık ortaya çıkmış ve Demokrat partinin “Millet; Cumhuriyet; Adalet; Hakkaniyet; Eşitlik; Dürüst devlet ve Demokrasi için; TEK ÜMİT olduğu bütün veçheleriyle anlaşılmıştır."
(Haber: İHA & Milliyet, Kayseri Haberleri – 10 Mayıs 2016)

7 Mayıs 2016 Cumartesi

DEMOKRAT PARTİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL. DEMOKRAT PARTİNİN KURULUŞUNUN 70.YILI KUTLU OLSUN DEDİ.

DEMOKRAT PARTİNİN 70.KURULUŞ YILI KUTLU OLSUN

MİLLETİMİZ DEMOKRAT PARTİYE DOYAMADI.
HALEN SANDIKLA GELEN SANDIKLA GİTMİYOR!.






                                                                                         

Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da kurulan ve dört yıl sonra yapılan eçimlerde (14 Mayıs 1950'de) 27 yıllık tek parti dönemini sona erdiren, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk defa serbest seçimle iktidarı kazanan Türk siyasi partisidir.
DEMOKRASİMİZ HALEN YERİNE OTURMADI
Merhum Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine kavuştu. Devlet adeta baştan başa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bugün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir.

28 Nisan 2016 Perşembe

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “yeni anayasada laiklik olmamalı” sözlerine çok sert cevap verdi.

“Dindar anayasa” dolayısıyla mahkemelerimiz şer-i hukuka göre hüküm verecekse; isimleri yolsuzluğa, hırsızlığa, cinsel istismara karışmış çalışma arkadaşı, eş, dost, akraba ve zümrenin boynu kıldan ince midir?”
“Sayın Meclis Başkanı, AKP’li kimliğini ayan beyan ortaya koyarak siyasete dahil olmuş, içinden geldiği geleneğin ‘dini siyasete alet etme’ teamülüne uygun hareket etmiştir”


(DP Basın Merkezi – 26 Nisan 2016) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “yeni anayasada laiklik olmamalı” sözlerine çok sert cevap verdi. Uysal, Meclis Başkanı’nın AKP kimliğini apaçık ortaya koyarak siyasete dahil olmasını da sert sözlerle eleştirdi.

Yaptığı yazılı açıklamada Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın sözlerini değerlendiren Uysal, Kahraman’a yönelik çok önemli sorular sordu. Sorduğu sorulara kamuoyundan da açıklama beklendiğini belirterek“Dindar anayasa” dolayısıyla mahkemelerimiz şer-i hukuka göre hüküm verecekse isimleri yolsuzluğa, hırsızlığa, cinsel istismara karışmış çalışma arkadaşı, eş, dost, akraba ve zümrenin boynu kıldan ince midir?” dedi.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal’ın yaptığı yazılı açıklama şöyle:

Meclis Başkanı “Kahraman” olmaya çalışıyor

TBMM Başkanı Sayın İsmail Kahraman, dün bir konferans sırasında 14 yıldır itina ile korudukları ve güçlerinin referansı olagelmiş 1982 Anayasası’nı eleştirirken “yeni anayasada laiklik olmamalı” diyerek yeni anayasa tartışmasında da dini siyasete alet edeceklerini zımnen beyan etmiştir.

Sayın Meclis Başkanı, bir taraftan AKP’li kimliğini ayan beyan ortaya koymuş, bir taraftan siyasete dahil olmuş, bir taraftan da içinden geldiği geleneğin dini siyasete alet etme teamülüne uygun hareket etmiştir.

Sayın Meclis Başkanı bu ifadeleri ile birinin ve birilerinin “kahraman”ı olmaya çalışmıştır, çalışmaktadır.

İşlerine gelmiyor

Sayın Kahraman, sözlerinin devamında “dindar bir anayasa yapmalıyız” demiş ve dindarlık kavramını laikliğin yerine ikame etmeye kalkmıştır.

Kendisinin bildiği, ancak belli ki işine gelmeyen şey; laikliğin, din işlerinin devlet işlerine, yani siyasete, yani vatandaşa hitaba, yönetime, idareye araç edilemeyeceğini kastettiğidir.  

Bu bir perdeleme girişimi

Söylemlerine baktığınızda, mütedeyyin insanlarımıza “laiklik” kavramını “öcü” gibi göstermeye çalıştıkları görülecektir. Bu şekilde peşinde oldukları, anayasal değişikliğe mütedeyyin insanımızı destekçi etmektir. Türkiye’nin ana meselelerini ağızlarına dahi almayanlar yine dini siyasete alet etmiş, anayasadaki diğer meseleleri perdelemeye yeltenmiştir.

Mevzuatsızlığı aşmaya çalışıyorlar

Kendilerini koruyan anayasa maddelerini ağızlarına almayan ama anayasanın “PR”ında dahi dini kullanan bu zevat, adeta Türkiye’nin tek sorunu kendi sorunlarıymış gibi davranmaktadır. İktidarın ve iktidarın “Kahraman”ının sorunu dini daha fazla kullanamamaktır.  Anayasa’nın “dindar” olmasından kasıtları, dinin siyasete alet edilmesinin önünü açmaktır. Hali hazırda dini, bir iç politika aracı haline getiren AKP iktidarı ve “Kahraman”ı bunun mevzuatsızlığını aşmak için yeni anayasayı bir fırsat olarak görmektedir.

Laiklik inanç hürriyetinin teminatıdır

“Yeni anayasada laiklik olmamalı” diyenlerin, laikliğin, demokrasinin asli unsurlarından, inanç hürriyetine teminat olduğunu da bilmesi gerekmektedir. Kendilerinin propagandasını yaptığı gibi laiklik dine karşı ya da dini değerleri aşağılayan bir kavram değil aksine her bireyin inancını hür bir biçimde yaşamasını sağlayan, devlet işleri ile din işlerinin ayrı erklerden idaresini sağlayarak vatandaşın dini ve vicdani değerlerinin istismar edilmesini yasaklayan, bir nevi hukuki bir kavramdır.  Laiklik inanç hürriyetinin teminatıdır.

Laiklik eşit yaklaşım prensibidir

Mütedeyyin vatandaşımızı aldatmaya yönelik bu hareket, kimlikleri itibariyle en kolay mücadele edecekleri alandan başlamıştır. Laikliği din ve dindar düşmanlığı olarak gösteren iktidar, bu şekilde anayasanın tartışılmaz maddelerini de tartışmaya açmıştır.

Bilinmelidir ki laiklik sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değil; devletin, vatandaşının diline, dinine, rengine, mezhebine bakmaksızın muamele etmesi, eşit hizmeti verebilmesinin kavramsal adıdır.

Yine çıkardılar gömleği

Demokratlık, hürriyetçi bir bakış açısı ile mümkündür.  Bu gibi açıklamaları yapanların demokrat oldukları da açıklamalarının gösterdiği üzere şüpheli, hatta netamelidir.

“Kahraman”ı olmaya çalıştıkları zihniye,t demokrasiyi de bir gömlek olarak görmektedir. Sayın Meclis Başkanı ne zaman giymiştir bunu bilmiyoruz ancak kendisinin demokrasi gömleğini çıkardığı bellidir.

Mesele suistimal edilebilir

Aklına geleni önce ağzına sonra da milletin önüne getirmeye alışmış bir zihniyetin siyasi rant kaygısı ile sarf ettiği cümleler bir takım kişi ve kişilerce suistimal edilebilecek niteliktedir. Kendini "sol" diye tanımlayıp birçok zaman din düşmanlığı yapanlar, bu gibi ucu açık cümlelerle memleketin huzuruna kastetmeye yeltenebilir. Bir gibi bir ihtimalde yaşanacak her türlü olumsuzluğun "kahraman" ları da kendileri olacaktır.

Geçmiş dönemlerde laiklik yanlış anlaşıldı

Maalesef geçmişte dönem dönem laiklik prensibinin çok katı bir şekilde din ve dindar karşılığı olarak algılandığı, devletin bir takım kurumlarının bu saikle vatandaşa muamele ettiği günlere tanık olduk. Eminiz ki "kahraman"ın sarf ettiği sözler bu yanlışların hatırlatılmasına, "rövanş" beklentisinin oluşmasına sebep olacak şekilde, geçmişin mağdurlarını ve bu konudaki zalimlerini içinden çıkılamaz şekilde karşı karşıya getirecek şekilde yol alacaktır.

Gidilen yol yol değildir. Geçmişin mağduriyetleri böyle rövanşist bir anlayışla aşılamaz.

Cepheyi genişletmek istiyorlar

Bugüne kadar karşıtlıklar üzerinden beslenen bir zihniyetin "1 numaralı" temsilci olan Sayın Meclis Başkanı, iktidarın kutuplaşmayı derinleştirme gayesine kürek sallamıştır. İktidar kah doğrudan kah dolaylı olarak cephe genişletmeye çalışmaktadır.

Buna en çok siz ses çıkarmalısınız

Bu tartışmaya bugün sağduyunun sesi olarak, mümeyyiz vasfı dindarlık olan kitlelerin ve organizasyonların, siyasetten bağımsız ses vermesi gerekmektedir. Dinin siyasete alet edilmesi bizleri rahatsız ettiğinden çok, onları rahatsız etmelidir. Dini bir perde olarak kullanan, araç eden, din üzerinden beslenen bu ve benzeri zihinlerin karşısında, önce salih bir amelle faaliyet gösteren kişi ve kurumlar durmalıdır.

25 Nisan 2016 Pazartesi

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, 'Son yıllarda ülkemizde ahlâkî ve millî değerler alanında bir yozlaşma ve savrulmanın yaşandığına şahit oluyoruz' dedi.

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal: 
'SON YILLARDA ÜLKEMİZDE MİLLÎ, MANEVİ VE AHLÂKİ DEĞERLER ALANINDA BİR YOZLAŞMA VE SAVRULMANIN YAŞANDIĞINA ŞAHİT OLUYORUZ' dedi.
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, "Son yıllarda ülkemizde ahlâkî ve millî değerler alanında bir yozlaşma ve savrulmanın yaşandığına şahit oluyoruz" dedi.
Özbakkal yaptığı açıklamasında, "Mem­le­ket ne­re­ye gi­di­yor so­ru­su, gün­de­mi­mi­zi bir ev­li­lik prog­ra­mı ka­dar meş­gul et­mi­yor­sa vay ha­li­mi­ze! Her gün ge­len şe­hit ha­ber­le­ri, can­lı bom­ba­lar, ölü­le­riy­le bi­le cep­he­leş­miş bir Tür­ki­ye fo­toğ­ra­fı! Son yıllarda ülkemizde ahlâkî ve millî değerler alanında bir yozlaşma ve savrulmanın yaşandığına şahit oluyoruz. Ahlâkî değerlerde meydana gelen bu yozlaşma, her şeyi mubah sayan bir zihniyetin oluşumuna ortam hazırlıyor" diye konuştu.
"Kitle iletişim araçlarından ve çevremizde olup-bitenlerden öğrendiğimiz kadarıyla, ülkemizde gün geçtikçe suç işleme oranlarının arttığını görüyoruz" diyen Özbakkal, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"Özellikle kapkaççılık, cinsel tâciz, adam öldürme, cinayet, yaralama, hırsızlık, ailelerde parçalanma, adam kaçırma, toplumun sağlığını bozma girişimleri, trafikte kural ihlâlleri yaparak kazalara sebep olma, rüşvet verip-alma, uyuşturucu madde kullanma, haksız kazanç vb. gibi suç türlerinde önemli artışlar söz konusudur. Suçlular çalıp-çırpmakla kalmıyor, yaralama ve öldürme gibi masum ve suçsuz insanların canına kasteden davranışlar sergiliyorlar. Elbette bu içtimâî suçların sebepleri araştırılmalıdır. Eğitimsizlik midir, işsizlik midir, gelir dağılımındaki adaletsizlik midir? Aile hayatındaki çözülme midir? Ahlâk eğitiminin yetersizliği midir? magazin ve tv dizileri programlarının tesiri midir? Her neyse sosyal çözülmeyi hızlandıran sebepler, mutlaka giderilmeli, meselenin çözüm yolları aranmalıdır.
İnsandan ve insanlıktan yana olmadığın sürece, neyi savunursan savun; hakikat yolcusu olamazsın.
Sorumluluğu olan herkese çağrı yapıyorum,.Anne,baba,ağabey,abla,öğretmen,usta,sivil toplum kuruluşları,başkanlar,siyasiler,vekiller herkese sesleniyorum toplumsal ahlaktan siz de sorumlusunuz."

14 Nisan 2016 Perşembe

DEMOKRAT PARTİ ŞAHLANIYOR, KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL


DEMOKRAT PARTİ ŞAHLANIYOR, KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL
"Demokrasinin işleyişinde problem var" 
Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, yaptığı açıklamasında, "Demokrasinin işleyişinde problem var" dedi. 
14.04.2016
(İHA) - Özbakkal, "Bir büyük mücadeleyi vermiş bir siyasal hareketin sahibi olarak. Demokraside çare tükenmez. Demokrasinin işleyişinde problem var" ifadesinde bulundu.
"Vatandaşın önüne konulan iki kutuplu siyasetten sonuç çıkmaz. Demokrasi yara almıştır" diyen Özbakkal, "Eşit şartlarla yarışmayan partiler, siyasi sultayı doğuruyor. Önümüzdeki  seçimlerde  değişim başlıyor.
Önümüzde ki seçimlerde Demokrat parti güneş gibi doğacak ve milletin özlemi kendi yönetimi iktidara gelecek. Seçimlerde istemeden karşı tarafına bile oy verenler yanlış içerisinde. Severek isteyerek vereceği, geçmişi ve lideri olan parti Demokrat partidir. Ümidimiz, temennimiz de şu anda içerisinde bulunduğumuz bu zor zamanları da atlatmaktır. Onun için yollarda milletin yere düşmüş davasını, hak davasını tutup kaldırmak adına varlık irademizi taçlandırmak adına sizin huzurunuzdayız" diye konuştu.
Özbakkal şu ifadelerde bulundu:
"Sevdamız Türkiye, sevdamız hizmet, sevdamız millet diyerek çıktığımız bu yolda milletin dışında sığınacak bir yer aramadık. Milletin dışında kendimize güç aramadık. Bugün bu büyük ülkeyi pek çok sorunun içerisine düşürenlere rağmen, biz biliyoruz ki zor zamanları geride bırakmış, bir var olma yok olma çizgisinden çıkarak önüne kaçınılmaz kader olarak koyulan projeleri yıkmış Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuş bu millet. Yine kendi mukadderatını iradesi doğrultusunda belirleyecektir. Bizim mücadelemiz Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yeni bir siyasi akılla milletimizi buluşturabilmek adına verilen bir mücadeledir. Tüm demokrat sevdalılarına çağrı yapıyoruz,yuvanıza dönün,.Güçlü Türkiye için müşterek gayemizde birleşelim."