26 Mart 2016 Cumartesi

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Eskişehir’de düzenlenen “Türk siyasi hayatının güncel meseleleri” konulu panele katıldı.

(DP Basın Merkezi – 20 Mart 2016) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Eskişehir’de düzenlenen “Türk siyasi hayatının güncel meseleleri” konulu panele katıldı. Uysal, burada yaptığı konuşmada "Bir devlet olmanın yegane vasfı güvenliği tesis etmektir. Ama bugün bu ülke maalesef doğusundan batısına pek çok noktada, güvenliği sağlamak noktasında zafiyet içerisindedir" dedi

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Eskişehir Taşbaşı Kültür Merkezi'nde Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Türk siyasi hayatının güncel meseleleri” konulu panele katıldı. Panelin açış konuşmasını yapan Uysal, Türkiye'de demokratik tavır alanlarının her geçen gün daraldığını söyledi.

28 Ocak 2016 Perşembe

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL

ALLAH (CC) BİRLİĞİMİZİ, DİRLİĞİMİZİ, BERABERLİĞİMİZİ
VE KARDEŞLİĞİMİZİ BOZMASIN
 Aziz Şehitlerimizin ruhları şâd, mekânları, makamları cennet olsun inşâllah...

15 Ocak 2016 Cuma

DP'nin 70. Kuruluş Yıl Dönümü Ankara’da düzenlenen bir programla kutlandı...

Demokrat Parti’nin 70. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla Genel Merkez tarafından Ankara’da bir program düzenlendi. 
Uysal: “Bizler demokrasiyi keyfe göre, ranta göre giyilip çıkarılacak bir gömlek, takılıp atılacak bir rozet olarak değil, bir ruh olarak görüyoruz”
Özdemir: “Demokrat Parti, Türk insanına, Türk ülkesine, büyük Türkiye ülküsüne hizmeti en büyük görev bilmişti”
Ali Naili Erdem: “Hiçbir parti kendisine düşmeden dış politika sorunlarını ana muhalefet partisiyle birlikte çözümlemeyi samimiyetle uygulamış Demokrat Parti, Türkiye’yi bir barış ülkesi yapmıştır”
(DP Basın Merkezi – 07 Ocak 2016) Demokrat Parti’nin 70. Kuruluş Yıldönümümü dolayısıyla Genel Merkez tarafından Ankara’da bir program düzenlendi. Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yaptığı açılış konuşmada“Bugün; millet hükümet içindir diyenlere karşı 70 sene evvelden hükümet millet içindir diyen bir siyasal hareketin neferiyiz” dedi.
7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat Parti’nin 70. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Ankara’da bir otelde düzenlenen programa saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlandı. Açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Gültekin Uysal, partimizin 70 yıl önce kurulduğunda belirlenen prensiplerin ve öngörülerin, günümüz gerçekleriyle hala örtüştüğünü ve bugünlere ders niteliğinde olduğunu açıkladığı konuşmasında 70 yılda gerçekleştirilen demokrasi mücadelesini anlattı.
Partimizin 70 yılda siyasete kazandırdığı büyüklerinin ve gerçekleştirdiği hizmetlerinin anlatıldığı bir sinevizyon gösterisinin ardından panel programına geçildi.
Programın panel kısmında Milli Eğitim eski Bakanımız Ali Naili Erdem, GİK üyelerimiz Dr. Melih Aktaş ile Doç. Dr. Mehmet Özdemir konuşmalarını yaptı.
Eski Bakanımız Ali Naili Erdem, konuşmasında tanığı olduğu Demokrat Parti’nin kuruluş yıllarını anlattı. Erdem, o yılları anlatırken şunları söyledi:
“Yurtta sulh cihanda sulh politikasını başarıyla uygulamış Demokrat Parti, dostluklarını çoğaltmıştı. Komşu devletlerle kanlı bıçaklı olmamış, Ortadoğu’nun bataklığına girmemiş, yozlaşmadan çağdaşlaşmayı başarmıştır. Hiçbir parti kendisine düşmeden dış politika sorunlarını ve sorunlarımızı ana muhalefet partisiyle birlikte çözümlemeyi samimiyetle uygulamış Demokrat Parti, Türkiye’yi bir barış ülkesi yapmıştır.
Bugün kan gölüne dönen ülkemizde kimler neler düşünür bilemiyorum. 1950-60 döneminde ne bayrağımız bez parçasıydı, ne Silahlı Kuvvetler mensuplarının başlarına çuval geçirilmişti, ne sizler bizler ayrımı vardı. Dağlarımız Ne mutlu Türküm diyene sözleriyle donanmıştı. Okullarımızda Türküm, doğruyum andı söylenmişti. Gönülden yaşadığım bal gibi bir ülkeydi.”
GİK üyemiz Doç. Dr. Mehmet Özdemir ise Demokrat Parti’yi anlatan konuşmasının devamında Demokrat Parti’nin en önemli zaferlerinden birisi olan Kıbrıs konusunu ele aldı.
Özdemir konuşmasında “Demokrat Parti’nin kuruluşunun 70. yılını övünçle ve hasretle kutluyoruz, Demokrat Parti döneminin eski Türkiye’sinin özlemiyle kutluyoruz. Demokrat Parti, Türk insanına, Türk ülkesine, büyük Türkiye ülküsüne hizmeti en büyük görev bilmişti. Demokrat Parti’nin ideali Atatürk’ün “Yüksel Türk. Senin için yüksekliğin sonu yoktur” emriydi. Demokrat Parti’nin hedefi Atatürk’ün Türk milleti atinin yüksek medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacaktır” işaretiydi. İşte Demokrat Parti bu idealler, bu emirler, bu edepler doğrultusunda yılmadan, usanmadan çalıştı. Demokrat Parti dışta da Türkiye’yi dünyanın en itibarlı ülkelerinden birisi haline getirdi” dedi.
Demokrat Parti’nin 70. kuruluş yıldönümü, İstanbul ve Bursa’da da kutlandı. Bursa İl Teşkilatı, 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın mezarı başında bir tören düzenleyerek çelenk bıraktı, dualar okudu. İstanbul İl Teşkilatımız ise İstanbul’da bulunan Anıtmezar’daki programa katılarak merhum Eski Başbakanımız Adnan Menderes ve arkadaşları ruhuna Fatiha okudu, çelenk bıraktı. 

31 Aralık 2015 Perşembe

DEMOKRAT PARTİNİN 70.YILI ÜLKEMİZE MİLLETİMİZE KUTLU OLSUN. EMEĞİ GEÇEN DEMOKRASİ ŞEHİTLERİMİZİ ŞÜKRAN VE MİNNETLE ANIYORUZ.

Demokrat Parti, 7 Ocak 1946'da kurulan ve dört yıl sonra yapılan seçimlerde (14 Mayıs 1950'de) 27 yıllık tek parti dönemini sona erdiren, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk defa serbest seçimle iktidarı kazanan Türk siyasi partisidir.    DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL 
BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL
70.YILIMIZ KUTLU OLSUN,
DEDİ.

Sırasıyla 19501954 ve 1957seçimlerini kazanmış ve on yıl Boyunca (1950-1960) iktidar olmuştur. Demokrat Parti27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi ile iktidardan düşürülmüş ve 29 Eylül 1960'ta kapatılmıştır. Demokrat Partinin kısa adı "DP"dir.

14 Mayıs 1950 Seçimleri[değiştir | kaynağı değiştir]

14 Mayıs 1950 günü yapılan seçimler Türkiye'de 27 yıllık tek parti devrini sona erdirdi. 1923'ten beridir tek başına ülkeyi idare eden Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı halk oyu ile Demokrat Parti'ye devredecekti. Seçim sonuçlarına göre DP %52.7 oy alarak 408 milletvekilliği kazanmıştı. CHP %39.4 ile 69 milletvekili ile temsil edilme hakkı kazandı.Millet Partisi 1, bağımsızlar 9 milletvekiline sahip oldular. Atatürk'ten sonra 11,5 yıldır cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan İsmet İnönü artık ana muhalefet lideriydi. 22 Mayıs 1950 günü TBMM açıldı. Refik Koraltan başkanlığa seçildi. Ardından yapılan cumhurbaşkanlığı oylamasında DP Genel Başkanı, İzmir milletvekili Celâl Bayar 453 milletvekilinin katıldığı oylamada 387 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü cumhurbaşkanı seçildi. Hükumeti kurmakla DP Aydın Milletvekili Adnan Menderes görevlendirildi. Aynı gün Menderes kendisinin ilk cumhuriyet'in 19. hükumetini kurdu. 2 Haziran'da güvenoyu aldı. 9 Haziran 1950'de DP Genel İdare Kurulu Adnan Menderes'i genel başkanlığa seçti. Dünyada belki çok nadir görülen bir olay gerçekleşmişti. Uzun yıllar boyu ülkeyi kendi otoritesi ile yöneten iktidar, tamamen serbest, hür, kansız ve hilesiz bir seçim ile yerini bir başka partiye bırakmıştı. Bu yüzden 1950 seçimleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde "Beyaz Devrim" olarak adlandırılmıştır.
Hükümet programında "devri sabık" yapılmayacağı belirtilerek, 27 yıllık dönemin hesabını sormaya kalkmayacağı açıklandı. Ancak DP'nin yasal anlamda ilk çalışması Arapça ezan yasağını kaldırmak oldu (16 Haziran 1950). Radyoda dini yayınlar yapılması ve mevlit yayınlanması üzerindeki yasaklar kaldırıldı. II. Dünya Savaşı boyunca başarılı bir biçimde yürütülen tarafsızlık politikası, uygun dış ticaret ilişkileri geliştirmişti. Bu yüzden DP iktidarı ilk yıllarında dış kredi kaynakları bulmada başarılı oldu ve bunlardan yararlandı. Ayrıca savaş boyunca Merkez Bankası rezervleri de altın ve döviz bakımından iyi bir seviyeye ulaşmıştı. Kore'ye asker gönderilmesi ve böylece NATO'ya giriş vizesinin alınması uluslararası koşulları Türkiye'nin lehine çeviriyordu. Tarım ürünlerinin dış pazarda uygun fiyatlardan müşteri bulması ve Marshall Planı çerçevesinde dışarıdan gelen para bu ilk dönemde ciddi bir iktisadi ferahlama getirdi. Tarımda makineleşme sağlandı.Karayolları politikasına hız verildi, köyler kasabalara kasabalar da kentlere hızlı bir biçimde bağlanmaktaydı.

19 Kasım 2015 Perşembe

Başkan İsmet ÖZBAKKAL, 1 Kasım parlamenter seçimlerini değerlendirdi...

“SEÇİM BİTTİ GEÇİM BAŞLADI”
DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL
1 Kasım parlamenter seçimlerinden sonra toplumun her kesimde bir rahatlama ve rehavetin hâkim olduğunu görüyoruz. Çünkü 7 Haziran seçimlerinden çıkan sonuçlar hiçbir partiye tek başına iktidarı elde etme imkânı vermediği gibi koalisyon ihtimalinin de olmadığı yaşadığımız
süreç içerisinde ortaya çıkmıştı.
Pek çok koalisyon oluşturma imkânı varken, böyle bir inatlaşma, zıtlaşma ve kısır döngü içine girilmesi, bütün toplum kesimlerinde panik yaratmış, büyük bir endişe, korku ve karamsarlığa yol açmıştı. Dolayısıyla hâkim güçlerin isteği buydu. Nitekim alel acele 7 Haziran seçimlerinin yenilenmesi / tekrarlanması zorunlu hale geldi. 

OLUMSUZLUKLAR DA ORTADAN KALKTI GİBİ GÖRÜNÜYOR !..
1 Kasım seçimleri ile bu olumsuzlukların net şekilde ortadan kaldırıldığı ve 2019 yılına kadar bir seçim ve istikrarsızlık ihtimali kalmadığı sanılmaktadır. Dolayısıyla, mevcut karamsarlık ta ortadan kalktığına göre, şimdi zaman çalışma zamanı ve dünya ile her alanda rekabet etme zamanıdır.

BAŞTA EĞİTİM VE BİLİM
Başta eğitim olmak üzere, bilimde, teknolojide, üretimde, sporda vb her alanda dünya standartlarında çalışmak ve üretmek zorunluluğu vardır. Eğer dünyadan koparsak, dünyanın gittiği yönün aksine gider veya yerinde sayarsak, ne milli gelirimizin artmasını sağlayabilir, ne milli gelirden kişi başına düşen gelirimizi artırabiliriz, ne küresel çapta bir güce sahip olabiliriz, ne de bölgemizde söz sahibi. Bölgemiz küresel güçlerin at oynattığı önemli bir bölgedir. Bölgemizde, bölge ülkelerinden küresel bir gücün olmaması, kuzeyden, batıdan ve ta dünyanın öbür tarafından gelip müdahale eden güçlerle dolup taşmıştır. Biz ise sınırlarımızın dibindeki gelişmelere ne yazık ki direk ve açık müdahil olamamışızdır.
Hâlbuki bu bölgede küresel güç olma potansiyeli olan tek ülke Türkiye’dir.
Ancak Türkiye’nin iç kavgaları, üç yüz yıldır küresel güç olmasını engellemektedir.
Hatta Allah korusun zaman zaman iç savaş cümlelerini kuranların, dillendirenlerin ve iç savaş denemeleri yapmaya kalkışanların olduğunu da hem görüyor hem de bu yolda çalışanları biliyoruz. Bilerek veya bilmeyerek bu yolda gayret gösterenlere destek verenlerinde az olmadığına şahit oluyoruz. Türkiye’nin küresel güç olması için hem çok üretmesi hem de Nükleer güç olması gerekir. Kendi imkânlarıyla nükleer silah denemelerini en kısa zamanda yaparak nükleer silahlara sahip olması gerekir.

MİLLİ GELİRİ ARTTIRMAK GEREKİR...
Bunun yanında milli gelirini artırarak kişi başına en az 25-30 bin dolarlara ulaştırmak mecburiyetindedir. Türkiye’nin bunları yapma potansiyeli vardır. Sadece bütün kademelerdeki yöneticilerin büyük düşünerek bu hedefler doğrultusunda koordineli olarak kararlı adımlar atmaları gerekir. Türkiye’nin bir İtalya’dan, bir Fransa’dan, bir Almanya’dan, bir Japonya’dan, bir Rusya’dan ve bir ABD’den vb neyi eksik?
İnsan gücü mü, yeraltı ve yerüstü kaynakları mı, denizleri mi, enerji kaynaklarına uzaklığı mı, jeopolitik durumumu mu, tarihi ve kültürel kaynakları mı vb neyi eksik Allaha aşkına?
He eksik olanı söyleyeyim. Eksik olan bir şeyi var ki işte bu eksiklik her türlü gelişmeyi engelliyor. Bu eksiklik iç kavgalar, birbirimizi engellemeye dönük çalışmalar, ülke
menfaatine olan her şeyde güç birliği yapılamaması, birimizin yaptığını diğerimiz yıkarak yeni baştan yapmaya kalkışmamız, İşbirliğinden ve güç birliğinden maalesef uzak olmamızdır. Artık bu yanlış davranışlarımızı bir tarafa bırakarak, ülkemiz için, halkımız için, geleceğimiz için, azami düzeyde iş ve güç birliğini geçekleştirerek dünya ile rekabet etme zamanıdır diyebilmeliyiz.