18 Ekim 2018 Perşembe

İSMET ÖZBAKKAL,HAYATI ADAM GİBİ YAŞAMAK...

İNSANLAR YAŞARKEN İNSANCA YAŞAMALI.
MADDİ MENFAATLER UĞRUNA KENDİNİ KAYBETMEMELİ,DOYDUĞUNU BİLMEDEN HAYVANCA SALDIRMAMALI.

Ceviz kurdu, gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer.
Cevizin içi insan beynine benzer, başlar onu yemeye.
Buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar.
Karnı büyür.
Yeterince yükünü tutup doyunca gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz.
Daha da kötü olanı; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, o deliği genişletmek artık imkansızdır.
Kurtçuk oturup bakar, delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır: Zayıflamayı beklemek.
Aç kaldıkça zayıflar, eski cılız haline döner.
Ve bir gün çıkar.
Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz ceviz kalmıştır.
Kimi insanlardaki para ve mal - mülk hırsı da ceviz kurduna benzer.
O hırsı yenip, artık yeter, dediğinde baharlar ve yazlar bitmiş olur.
Geriye sadece, ömrünün sonbaharı ve belki de
çeşitli hastalıklar, ilaçlar ve diyetler ile geçirmek zorunda kalacağı, koskoca bir kara kış kalmış olur...
O yüzden anın tadını çıkarın...

Nimetin kadrini bilmek, tokgözlü olup, kendinden varlıklı olana değil, kendinden aşağıda olana bakıp, daima şükretmek demektir. Bunu, yokluk nedir bilmeyen yeni nesillere de öğretmek gerek.
İnsan alıştığı nimeti yok sayıyor, daha fazlasının olmasını istiyor. Yokluğunu görmediği şeyi, hep var ve hiç yok olmaz zannediyor.

14 Ekim 2018 Pazar

İSMET ÖZBAKKAL: SİYASİ HAREKETLER GENİŞLİYOR. "CUMHURİYETÇİ DEMOKRATLAR HAREKETİ" (*)

BEKLEDİĞİNİ BULAMAYAN MİLLETİMİZ HALÂ ARAYIŞ İÇİNDE...
AMA SONUNDA, 
ÇARE YOLA REVAN OLMUŞ GÖRÜNÜYOR.
UFUKTA SİYASİ BİR HAREKETLİLİK VAR. 
MART SEÇİMLERİ SONRASI ÇOK BÜYÜK SÜRPRİZLERE GEBE
Bilgi, birikim, deneyim, lekesiz/şaibesiz geçmişleri ve göz kamaştıran; Gönül dolduran, milletin itimat ve teveccühüne mazhar kimlikleriyle hareket halinde olan öncü isimler sabırla çalışıyor.
"CUMHURİYETÇİ DEMOKRAT PARTİ" PROJESİ VE; 
CUMHURİYETÇİ DEMOKRATLAR HAREKETİ
Cumhuriyetçi Demokratlar Hareketi: Halkın mutluluk, zenginlik, güvenlik, hürriyet ve refahı için; Devlet idaresinde millet iradesini hâkim kılmayı; Ulus Devletin özgürlük, bağımsızlık, hukuk ve hükümranlığını Misakı Milli Sınırları dahilinde temin ve tesis ederek; Kadim gelenek ile müstakbel gelecek arasında sağlam ve sarsılmaz köprüler kurmayı amaçlar. Namuslu-dürüst-demokrat; İlkeli-onurlu ve sorumlu; İktisadi-siyasi ve sosyal; Atatürkçü ve Milliyetçi bir halk hareketidir.
PRENSİPLER & İLKELER
- Ortak Akıl
- Karşılıklı Anlayış, Hoşgörü, Tolerans ve Sürdürülebilir Barış
- Demokrasi, Eşitlik ve Uzlaşma Kültürü esastır.
- ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, CUMHURİYETÇİ ve DEMOKRATIZ. Diyorlar.
Bu elit topluluk bilenmiş ve hazır durumda. Hareket profesyonel, yetkin kişiler, tanınmış ve saygın isimlerden oluşuyor. İçinde vatan sevgili, millet sevdası, Cumhuriyet ve Demokrasi aşkı ile dolu "Atatürk'ün Halk Partisi ile tarihi-hakiki ve kadim Demokrat Parti'nin bileşkesi; Moder, güncel ve bilimsel sentezi" olan grup elit kişilerden müteşekkil. Kurulur kurulmaz çığ gibi büyüyecek ve 1946 hareketi gibi, büyük bir HALK HAREKETİ olarak milleti temsil edecek potansiyele sahip.
DİYORLAR Kİ,
MİSYON; NEREDE KALMIŞTIK!
SİYASİ MÜCADELESİNE “ÖZGÜRLÜK, TAM BAĞIMSIZLIK, HÜR, HÂKİM VE HÜKÜMRAN DEVLET” İDEAL VE İNANCI, AZİM-İRADE VE KARARLILIĞI İLE BAŞLAYAN HALK FIRKASI İLE ‘YETER! SÖZ MİLLETİNDİR’ HAYKIRIŞI, İLKELİ DURUŞ VE DİRENİŞİ İLE SULTA, DİKTA VE HAKSIZLIĞA BAŞ KALDIRAN DEMOKRAT PARTİ ÖZÜNDE HALKIN BAĞRINDAN FIŞKIRMIŞ, HALKA, HAK’A, ADALET, HUKUK VE DEMOKRASİYE DAYALI EVRENSEL BARIŞ VE MİLLİ UYANIŞ HAREKETLERİDİR. CUMHURİYET TARİHİNİN EN KÖKLÜ KURUCU VE KORUYUCU UNSURLARI OLAN HALK PARTİSİ İLE CUMHURİYETİ DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRAN DEMOKRAT PARTİ, SİYASETİ İNSAN İÇİN; İNSANIN MADDİ-MANEVİ, İLMÎ-KÜLTÜREL, SOSYAL-SİYASAL İLERLEME/KALKINMA VE GELİŞMESİNİ; ÇAĞDAŞ-GÜNCEL NORMLARDA HAYATA GEÇİRMEK VE GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YAPMIŞTIR.
BU UĞURDA ASGARİ MÜŞTEREK, TEMEL DEĞER, HEDEF, İLKE VE AMAÇLARI: 
CUMHURİYETİN ESAS, USUL-UNSUR, ADALET VE HUKUKUN OLMAZSA OLMAZ NORM, STANDART VE DEĞERLERİ ÇERÇEVESİNDE; SAMİMİ, HAKİKİ, SAYDAM VE BİLİMSEL; NAMUSLU-DÜRÜST, GERÇEK DEMOKRASİYİ HAYATA GEÇİRECEK,
HİÇ BİR AYRIM GÖZETMEDEN HALKIMIZIN TAMAMINI, HER TÜRLÜ SİYASİ, SOSYAL, EKONOMİK ZULÜM VE BASKIDAN ARINMIŞ, ÖZGÜRLÜK, HAK-HUKUK, ADALET VE GÜVENLİK ORTAMINA KAVUŞTURMAK SURETİYLE:
AZİZ TÜRK MİLLETİNİ GERÇEK BAŞARI, BİRİNCİ SINIF DEVLET, ZENGİNLİK, REFAH VE MUTLULUKLA MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNE ULAŞTIRACAK ORTAM VE ŞARTLARI OLUŞTURMAKTIR.
İLETİŞİM VE BİLİŞİM İÇİN WEB SİTESİ: 
https://cumhuriyetci-demokratlar.blogspot.com/ Tıklayınız ayrıntıları okuyunuz.
VATANA MİLLETE HAYIRLI, UĞURLU VE KADEMLİ OLMASI DİLEĞİYLE, 
RAST GELE DİYORUM...
(*) 1979-1980 Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) Gençlik Kolları Başkanı. 1993-1994 Doğru Yol Partisi (DYP) Gençlik Kolları Başkanı. Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi. 1995-1996 İlçe Başkanı. 1997-1998 Demokrat Türkiye Partisi (DTP) İL Başkanı. 2012-2018 Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Yönetim Kurulu Başkanı. Siyaset Bilimci. Yazar. Yakın Dövüş Ustası. Parti ve Dernek Kurucusu. Müteahhit ve Gayrimenkul Sektörü Yatırım Danışmanı. Kaizen Uzmanı.

8 Ekim 2018 Pazartesi

İSMET ÖZBAKKAL,EKONOMİK DURGUNLUK VAR ESNAF ENDİŞELİ...

BU GÜN KAYSERİ ÇARŞISINI ŞÖYLE BİR DOLAŞAYIM DEDİM.
Lokantanın sahibi kapıda duruyordu selam verdim,hal hatır nasıl işler dedim. Suriyeliler yiyordu artık yemez oldu öğrenci ayran dahil 6 tl ye dürüm yiyemiyor,tabela değiştireceğim dedi.
Meşhur kazancılar çarşısına girdim öğle vakti tenha.Döviz bürosunun önüne geldim dışarıdan ilan tablosuna bakıyordum döviz alış satış kaç tl diye.Yanıma gelen adam alış kaç satış kaç euro dedi.Az önce 100 euro aldım 712 tl den dedi.Artar mı yılbaşına düşer mi diye benden bilgi istedi.Tanımadığım bu adama bilgi verdim gitti. Az ilerideki sarraf dükkanına girdim tenha hal hatır,işler iyi değil piyasa kötü dedi.Küçük bir alış veriş yaptık,Biraz moral verdim çıktım. Meşhur kahveciden yarım kilo kahve altım 25 tl aldı zammı geldi dedim evet dedi. Meşhur bankalar caddesi parfümcü arkadaş sandalleyi atmış oturuyordu selam hal hatır içeri davet etti.Oğluyla beraber toptan parakendeci yılların esnafı iş yok zamlı aldı malı zam yapamıyorum satış yok,işler kötü dedi.Çay kahve ikram edeyim dedi 30 dakika oturdum bir bayan ufak bir alış veriş yaptı.Hayırlı işler dedim şöyle her caddede en az üç beş dükkan boş etrafı süze süze optikçi arkadaşıma gittim.Bir arkadaşıyla üzüm yiyorlardı buyur bağdan gelme sende ye başkan dediler.İşler nasıl dedim iş yok para yok oturuyoruz dediler.Oradan çıktım meşhur perdeci ye gittim,annesi kasada oturuyor sahibi oğlu cenazeye gitmiş.

İzlenimim şu oldu küçük esnafları cirosu düşmüş,masraf aynı.Meşhur caddelerde kiralık satlık dükkanlar çoğalmış. Kendi büroma geldim.Bir kaç telefon görüşmesi yaptım.Binanın yüzünü kaplama yapan boyacı öneri ardım iş yok oturuyoruz veresiyeleri alamıyorum ağabey dedi.Geçenlerde alacağını alamayınca suratına yumruğu çakmış gidip karakoldan almıştım.Bir tanıdık bakkaliye dükkanını kapatmış. Bu sohbetleri akşama kadar sürdü.
Perşembe pazarında maşallah 5 tl den aşağı kilosu domates,salatalık vs.yok.
Emeklinin,işçinin,memurun maaşı sabit duruyor.Ama dogalgaz,elektrik,odun,kömür ve gıda gibi hayati önem taşıyan mamullere yüzde elliyi geçen zamla vatandaşı perişan etmiş durumda.
Geçenlerde kayseri 1 organize sanayide bir kaç fabrikatör eşime dostuma gittim.Malın girişi pahalandı satış yok,satış yapsak dahi veresiye veriyoruz diye önümüzdeki aylar daha kötü olur diye endişeliydiler.
Bir emlakcı arkadaşıma gittim.Kayseri de neredeyse her yer satılık.Benzin akaryakıt istasyonu,fabrika,büro,ev,tarla,arsa liste kalabalık.Bizim işimizde telefonlar suzmazdı bu günlerde telefonun zili çalmaz oldu dedi.
İKTİDAR PARTİSİ MENSUPLARI HALKIN İÇİNE İNİP MİLLETİN ZOR DURUMUNU GÖRÜP,PİYASAYI AÇMALI,YERİN ALTINA İNEN PARAYI PİYASAYA ÇIKARMALI.
Fakirliğin fukaralığın çoğaldığı,vurguncuların piyasadaki mallara fahiş fiatla zam yaparak haksız kazanç sağladığı görülüyor.
Ahlaksızlığın,hırsızlığın çoğaldığı günümüzde,milli manevi değerlerini kaybetmiş bir toplum oluyoruz.
Ülkemizde bulunan göçmenler,şehirlerin en işlek yerlerinde parklarda,bahçelerde yerlerde duraklarda yatarak boş boş geziyorlar.
İnsanların mesai saatlerinde boş avare gezişi ap açık görülüyor.
Üretmeyen toplum olarak.Bağına bakmayan,köyünde tavuk beslemeyen,bahçesine ekmeyen dikmeyen nesil,elinde bin,ikin tl lik cep telofonuyla dolaşıyor.
Emeklilerimiz bir şey üretmeden,sadece dedikodu üreterek geziyor.Tabi bunun istinası var ek iş yapan bağ bahçe eken diken.


3 Ekim 2018 Çarşamba

İSMET ÖZBAKKAL,Bazı insanlar mevki olarak yükselmelerini,kişilik olarak alçalmaları na borçludur.

HAYAT YOLUNDA YÜRÜRKEN,NE İNSANLAR GÖRDÜM..
Ahlar çekeni,boyun bükeni. Kendini cennette sananları gördüm.
Hasiyetini,gururunu satanları gördüm.
Sevgiye muhtaç,şevkate muhtaç,gözü doymaz gönlü aç ne yamyamlar gördüm.
Dönen dünya da,umut peşinde,ihtiras yolunda,paraya pula tapan,insanlığını yitirmiş ne insanlar gördüm.
BU YAŞAM DÜZENİNDE İNANCI ZAYIF İNSANLARIN ÜLKEMİZİ NE HALE GETİRDİĞİ ORTADA.
Maddecilik (Materyalizm)
Her türlü varlığın maddeye dayandığını ileri süren gerçekçi felsefe sistemi.

Maddecilik, "madde"den başka bir cevherin varlığını kabul etmeyen öğretidir. Bütün gerçekliklerin cevherini ve özünü ruh'un meydana getirdiğini söyleyen ruhçuluk'un karşıtıdır. Maddecilik ve ruhçuluk varlığın özü hakkında ileri sürülen ontolojik öğretilerdir; bunların karşıtlığını, idealizm ile gerçekçiliğin karşıtlığıyla karıştırmamak gerekir. İdealizm ile gerçekçilik, bilginin temeli hakkında ikri sürülen görüşlerdir; yani bilgi teorisiyle ilgilidir. Genel olarak maddecilik; ruhun, öteki dünyanın ve Tanrı'nın varlığını reddeder.

Düşünceye gelince, maddecilik, düşünceyi ister salt maddi olgulara indirgesin (Demokritos), ister düşüncenin gerçekçiliğini inkâr ederek, onu bir yanılsama saysın (gölgeolaycılık) veya oluşumunu maddeden hareket ederek açıklasın (diyalektik maddecilik), düşünceyi her zaman «ikinci dereceden bir veri» olarak görür.


İYİ İNSAN OLMADA DİNİMİZİN ROLÜ BÜYÜK
İşte bu topraklarda doğup büyüyenler, bu hususta biraz daha talihlidir. Zira bu topraklar, hayır ve güzelliklerle mayalanmış, kültür ve medeniyetimiz, hayır, hizmet, fedâkârlık, infak, cihad, edeb ve nezâketle yoğrulmuştur. İnsanımızda her ne kadar amelî konularda eksiklikler olsa da yardımseverlik, iyilik etme ve iyi insan olma arzusu hep ağır basmıştır. Bunda şüphesiz dinimizin insanları sâlih amellere ve hayırlı insan olmaya yöneltmiş olmasının çok büyük bir payı vardır.
EN HAYIRLI İNSAN’I TARİF EDEN 5 HADİS
Peygamber Efendimizin hadîs-i şerîflerinde çok defa rastladığımız “sizin en hayırlınız” ifadesi, çok çeşitli konularda hayırlı insanın kim olduğunu ortaya koyar. Bir de hayırlı insan olmanın tek bir vasıfla olmadığını… Meselâ;
“Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” 

“Sizin en hayırlınız insanlara faydalı olandır.”
“Sizin en hayırlınız hanımlarına iyi davrananlardır.”
“Sizin en hayırlınız selâmı yayandır.”
“Sizin en hayırlınız komşusuna iyi davranandır.”

19 Eylül 2018 Çarşamba

İSMET ÖZBAKKAL,YENİ PARTİYE İHTİYAÇ VAR.

 YENİ PARTİYE İHTİYAÇ VAR.
38 YILDIR AKTİF SİYASİ HAYATIMDA BİR ÇOK LİDER VE PARTİ GÖRDÜM. TECRÜBEM VE MİLLETİN İSTEĞİ ÜZERİNE ARAŞTIRARAK SÖYLÜYORUM 2019 YILININ İLK AYLARINDA MİLLETİ TAM TEMSİL EDEN,DEMOKRASİYİ,HAKKI HUKUKU TEMSİL EDEN,MİLLETİ TEMSİL EDENLERLE YENİ VE GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN SESİ OLACAK,MİLLETİ FAKİRLİKTEN KURTARACAK,ESNAFIN,İŞÇİNİN,MEMURUN SORUNLARINI ÇÖZECEK,KÖYÜ VE KENTİ YAŞANILIR HALE GETİRECEK PARTİ DOĞACAK.

Partiler demokrasinin yaşaması için var olmak zorundadır.
Yeni yapılanma ile siyasi partilerin yaşaması zorlaşmıştır.Yüzde 51 ile iktidar olan partiler.Çareyi ittifakla çözmüşlerdir.
Bu durum partilerin misyonları ve vizyonlarını zedelemiştir.

Her isteyen ben liderim diye ortaya çıkamaz.Bu durum 1946 da ortaya çıkmıştır.Milletin beklentisi tek parti döneminden çok partili siyasi hayata geçiş ve milleti temsil eden rahmetli Adnan Menderes i iktidar yapmıştır.Sayın Menderes milletin istediklerini yapmıştır. Yep yeni misyonu doğmuştur.Allah rahmet eylesin.Yattığı yer nur olsun.Darbeyle indirilip idam edilmeseydi Türkiye zor durumlarda kalmayacaktı.

Günümüzde sayın Menderesin partisini temsil eden misyon kalmadı.
Milleti temsileden yöneticiler,milletten kopuk.
Ülkenin gerçek gündemi çözülemiyor.
Milli, duygular ve yerli malı kullanılamıyor.
Çocukları gençleri dış güçler eğitir hale gelindi.
Şehirler yaşanmaz halde.
Gıdalar bozuldu,insanlarımızın ruh sağlığı bozuldu,ilgisiz duyarsız tepkisiz toplum olduk.

PARTİLERİ ÜÇ BEŞ KİŞİ ELE GEÇİRİYOR GENEL BAŞKAN SULTASIYLA YÖNETİLİYOR.

Her kesimi temsil eden HAK,HUKUK için çalışacak insanlar lazım.
TÜRKİYE Yİ YEPYENİ UFUKLARA,GENÇLERİ ŞAHLANDIRACAK İNSANLARA İHTİYAÇ VAR.
YENİ PARTİ DOĞACAK VE MİLLETİN ÜMİDİ TEMSİLCİSİ OLACAKTIR.

ÜRETEN TÜRKİYE VE MİLLİ KALKINMA ŞART.
ALLAH TAN KORKAN,KULDAN UTANAN VİCDANI OLAN,İLMİ İRFANI OLAN,İNSANI TANIYAN YÖNETİCİLER İSTİYORUZ.
Yeni parti için çalışmalar var. Alt yapı var.Haydi hayırlısı olsun görüşmek üzere...
DEMOKRATLARIN GİDECEĞİ YER YOK, HEP BERABER BİR ARAYA GELMELİYİZ...


8 Eylül 2018 Cumartesi

İSMET ÖZBAKKAL,"GÖNÜL ADAMI OLMAK..." -İsmet Özbakkal: "Rabbim yüreklerimizi sevgisiz bırakmasın. Sevgi yüreğin güneşidir-

İNSANLAR BİR BİRİNİN CANINI YAKMAYA BAŞLADI. BİR BİRİNDEN ŞİKAYETÇİ VE HOŞNUT DEĞİLLER. 
BANA GÖRE, İYİ İNSANLAR HALA VAR. 
İNSANLIK VAR. 
DOSTLUK VAR.

Bir adam tanırım; Adı
Kayıp kentin unutulmuş adamı
Yüzlerce adam içinden tanırım
Gönül kırmaz; O bir gönül adamı

Bakışlarında sır gizli hüzünle karışık
Yüreği alev, alev yanar da, tütmez dumanı
Göz bebekleri ağlar, gülümsetir sohbetiyle insanı
O bir başka, dedim ya; o bir gönül adamı

Karşıdan baktığında, ne köylü ne kentli duruşu
Duruşundan bellidir kalbinin ezik oluşu
Ömrü geçmiş, bitmemiş kaderin ona vuruşu
Yüreği kan ağlar ama gülümser; O bir gönül adamı

Sevdalarda kaybolmuş, yüreği yangın yeri
O ister ki sevgili kadir kıymet bilmeli
İhaneti bilmez sevda yürekte hissedilmeli
İhanete yer yok; O bir gönül adamı. 

Bu tanımda olan insanlara TÜRK denir. Örfü, adeti, töresi vardır. Küçüğünü büyüğünü bilir, atasına vefalıdır. Yaşlısına ailesine sahip çıkar, bencillik yapmaz. Araştırmalar gösteriyor ki Türk toplumu henüz samimiyetini ve insana verdiği değeri ve saygıyı kaybetmemiş yani dişil unsurlar taşıyan bir yapıda. ayrıca kolektivist yapıya sahip olan toplumumuzda grup olma ve gruba göre var olma anlayışı yer almakta. kişilerin ben merkezli, bireyci davranıştan uzak mensup olduğu aileye, okula vb gruplara göre hareket etme kendi çıkarını mensup olduğu grubun çıkarının altında tutma eğilimi toplumumuza ait bir tutum.
İnsan, İslâm için kâinatta en değerli varlıktır. Düşünen her insanı hayrete bırakmaya yeterli, kudret kalemiyle yazılmış bir varlıktır insan. Kâinata sığmayan ilahi terennümü, iman ve aşkında yaşatabilecek bir gönle sahip varlıktır insan. Bir taraftan ruhunda kaynayan aşkla Yüce Yaratıcının emirlerine karşı sorumlu, diğer taraftan akıl ve irade gücünü kullanmada hürdür insan.
Sevgi yüreğin güneşidir, rabbim yüreklerimizi sevgisiz bırakmasın.

2 Eylül 2018 Pazar

İSMET ÖZBAKKAL,12 EYLÜL DARBESİ 38 YILINDA...

GÜVENLİK GÜÇLERİMİZİN SİLAHLARI TUTUKLULUK YAPIYOR, ARAÇLARDA BENZİN YOK, ELEKTRİK KESİLİYOR, ASKERİ PARKAYI HEM SOL HEM SAĞCILAR GİYORDU...

38 YIL ÖNCE "BU GÜN" ASKERİ DARBE ÜLKE YÖNETİMİNE EL KOYDU.
Asayiş bozuk her gün cinayetler oluyor.Bir gün soldan ölürse ertesi gün sağdan ölüyor.Marşlarla cenazeler kalkıyor. Ülke yokluk içinde olup.Her kurum sağ sol diye ikiye bölünmüştü.
Duyulduğu zaman birçok kişinin boğazının düğümlenmesine neden olan 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi! Kimilerine göre dönemin gençliğini alıp götüren ve düşünemeyen bir toplumun yaratılmasına neden olan ‘postallı’ müdahalesi. Kimilerine göreyse mermi kovanları içinde misket oynayan çocukların kurtuluşu.
Tarih 12 Eylül 1980 Cuma saat 03.00. Radyolardan ve dönemin tek kanalı TRT’den yükselen sesler, Türkiye’nin içinde bulunduğu hali ve geleceğini değiştirmiştir. Bunlar, ‘Bayrak Harekatı’nın başlangıç sesleri olmuştur. Sabahında ise birçok şey, artık eskisi gibi olmayacaktır ve olmamıştır. Bilançosu fazlasıyla ağır olan 12 Eylül Darbesi’nin yapılma amaçları; siyasi iktidarsızlık, ekonomik sebepler ve aşırı sağ-sol çatışmaları ile oluşan kaos ortamı olarak sıralanmıştır. Buna ek olarak bazıları, olayda ABD’nin parmağı olduğunu da savunmuştur. Hatta bu görüş, “ordu ile ABD işbirliği” olarak tanımlanmıştır.
12 Eylül İhtilali öncesi siyasi iktidarsızlık konusunda daha eski tarihlere bakacak olursak, 1973 genel seçimlerine kadar gitmek gerekmektedir. Bu seçimlerde tek başına bir parti iktidar olmamış ve uzlaşma ile Bülent Ecevit başbakanlığında 39. Hükümet kurulmaya çalışılmıştır. Ardından CHP ile MSP (Milli Selamet Partisi) arasındaki anlaşmazlıklar sonucunda Bülent Ecevit, 1974 yılının Eylül ayında görevinden istifa etmiştir. Böylece 200 günü aşan belirsizliğin yaşanacağı erken seçim kararı alınmıştır. Belirsizlik nedeniyle hükümet, 1977 genel seçimlerine kadar sürmüştür.
14 Ekim 1979 tarihinde yapılan seçimlerde ise Adalet Partisi, ikinci parti olarak çıkmıştır. Ama Bülent Ecevit istifa etmiş ve Süleyman Demirel’e hükümeti kurma yetkisi verilmiştir. 12 Eylül Darbesi’nden önce millet iradesi ile kurulan son hükümet, bu şekilde kurulmuştur. 43. Hükümet, 12 Kasım 1979 – 12 Eylül 1980 tarihleri arasında görev yapmıştır.
Demirel kurduğu bu hükümette, “Yüz Gün Planı”nı açıklamış ve anarşi, enflasyon gibi temel sorunların 100 gün içerisinde çözüleceğini iddia etmiştir. Doğal olarak bu planın hangi tarihten itibaren sayılacağı konusunda büyük tartışmalar yaşanmıştır.
Hala hükümetin kurulması ile ilgili anlaşmazlıklar devam ederken, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün görev süresi dolmuştur. Buna karşın meclisin en büyük iki partisinin liderleri olan Ecevit ve Demirel, herhangi bir cumhurbaşkanı adayı belirlememiştir. Son anda belirlenen adaylar ise seçimlerden yeterli oyu alamamıştır. Defalarca oylama yapılmasına rağmen cumhurbaşkanı bir türlü seçilememiştir. Bu durum ise askeriyenin ülke yönetimine müdahalesi için uygun zemini hazırlamıştır.Tarihler 17 Haziran’ı gösterdiğinde, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kuvvet komutanları ve Genelkurmay II. Başkanı Necdet Öztorun ile bir araya gelmiştir. Bu toplantıda, kod adı Bayrak Harekatı olan bir darbenin, 11 Temmuz 1980 tarihinde gerçekleştirilmesini bildirmiştir. Buna karşın 2 Temmuz tarihinde Süleyman Demirel’in hükümeti güvenoyu aldığı için darbe ertelenmiştir. Ardından 28 – 31 Ağustos tarihleri geldiğinde, “5 Eylül 1980’den itibaren her an hazır olunması” notunun bulunduğu emirler, özel kuryelerce komutanlara teslim edilmiştir.
Bayrak Harekatı’nın emirleri komutanlara teslim edildikten sonra gerçekleşen Konya Mitingi ve şeriat çağrıları, 12 Eylül tarihli darbenin başlangıcı olmuştur.Gece saat 03.00’te darbe ilan edildikten sonra, saat 05.30’da Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan’a, Kenan Evren’in imzasıyla birer tebliğ gönderildi. Tebliğde, “TSK yönetime el koymuştur. Hükümetiniz feshedilmiş, parlamento üyeliğiniz düşmüştür. Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz,” ifadeleri ile gidecekleri adresler belirtildi.
12 Eylül Muhtırası ile TBMM feshedildi, sendikalar ve derneklerin faaliyetleri durduruldu. Genel sıkıyönetim ilan edildi. 1970’ten sonra değiştirilen 1961 Anayasası rafa kaldırıldı. Böylece bir askeri dönem başladı.
Siyasi partiler yasaklanıp, sürekli davalar gerçekleştiriliyordu. 29 Nisan 1981 tarihinde MHP ve Ülkücü kuruluşlar hakkındaki soruşturmalar ile 945 sayfalık iddianame oluşturuldu. Böylece MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası açıldı. Dava 5 yıl 11 ay 8 gün sürdü, 333 duruşma gerçekleşti. 7 Nisan 1987 yılında sonuçlanan dava sonrasında, MHP lideri Alparslan Türkeş, 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.
Partinin genel idare kurulu üyelerinin hepsi beraat ederken, 5 sanığa idam cezası verildi. 9 sanık hakkında müebbet hapis cezası, 216 sanık hakkında 6 ay – 36 ay arasında değişen hapis cezaları uygun görüldü. Yargılama sürecinde Alparslan Türkeş, kalbinden rahatsızlandı ve 29 Mayıs 1983 tarihinde Mevki Askeri Hastanesi’ne kaldırıldı. 4 yıl 5 ay 28 gün tutuklu kaldı ve ardından tahliye edildi.
Ben İsmet Özbakkal Cumhuriyetçi Güven partisi Kayseri gençlik kolları başkanıydım.Bütün siyasi partilerin başkanları tutuklandı.Askeri jeep le evime gelen 2 asker hiç bir suça karışmadığınız dan,ülke menfaatlerini savunduğunuz için teşekkür tebligatı getirdiler.
80 darbesinin acı bilançosuna;
– 650 binden fazla kişi gözaltına alındı ve 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
– 210 bin dava açıldı ve 230 bin kişi yargılandı.
– 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi ve 50 tanesi infaz edildi. Bunlardan 18 tanesi sol görüşlü, 8 tanesi sağ görüşlü, 23 adli suçlu ve 1 tanesi Asala militanıydı. İdam edilenlerden birisi de yaşının 18’den küçük olduğu bilinen Erdal Eren’di.
– 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. Cezaevlerinde 299 kişi hayatını kaybetti. 171 kişinin ise işkence ile öldüğü belgelendi.
– 95 kişi çatışmada, 16 kişi kaçarken, 14 kişi açlık grevinde öldü.
– 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
– 43 kişinin intihar ettiği belirtildi.
– 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi” olarak yargılandı.
– 71 bin kişi Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 163. Maddeleri gereğince ceza aldı.
– 388 bin kişiye pasaport verilmedi ve 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkartıldı.
– 30 bin kişi mülteci olarak yurt dışına gitti.
– Tüm grevler yasaklandı.
– 23 bin 677 derneğin faaliyetleri durduruldu.
– 937 film sakıncalı bulunduğu gerekçesiyle yasaklandı. Birçok film ise kısmi sansüre uğradı. On binlerce kitap imha edildi.
– 30 bin kişi işten atıldı. 3 bin 854 öğretmen ve 120 akademisyen işlerinden ihraç edildi.
– 47 hakimin işine son verildi.
– 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci ise öldürüldü.
– Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
– Ülkedeki bütün siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri yasaklandı.
ALLAH (CC) BİR DAHA ÜLKEME DARBE GÖSTERMESİN VE BAŞTA 27 MAYIS İLÂ 15 TEMMUZ OLMAK ÜZERE "DARBE YAPANLARI KAHHAR İSMİ ŞSRİFİ HÜRMETİNE KAYREYLESİN. MAHFEYLESİN. AMİN. ECMAİN.