17 Eylül 2013 Salı

ŞÜKRANLA ANDIK VE MANEVİ HUZURLARINDA SÖZ VERDİK!..

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: “Bu misyonu asla kimseye yağmalatmayacağız..”
“Türk Milleti bu zulmü icra edenlerin isimlerini unuttu. Ancak bu zulme maruz kalanları, başta başvekilimiz olmak üzere gönüllerine nakşetmiştir.” 17 Eylül 2013, SALI
“ 27 Mayıs, bir eşkiya hareketidir.”
“Türkiye’nin bir daha bu tür eşkıya hareketleriyle karşılaşmaması adına, demokrasimizin üzerindeki darbe düşüncesinin gölgelerini silmek adına, bugün yapılan mücadelelerin, verilen emeklerin boşa gitmemesi adına bu misyonu, asla kimseye yağmalatmayacağız”

(DP Basın Merkezi- 17 Eylül 2013) Demokrasi şehitleri eski başbakanlardan  Adnan Menderes ve bakan arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı idam edilişlerinin 52’inci yılında Topkapı’daki mezarı başında, Anıt Mezarda anıldı. Anma töreninde bir konuşma yapan Genel Başkan Gültekin Uysal “ Bu misyonu asla kimseye yağmalatmayacağız..” dedi.
27 Mayıs’ın bir eşkiya hareketi olduğunu söyleyen Genel Başkan Gültekin Uysal, “Türkiye’nin bir daha bu tür eşkıya hareketleriyle karşılaşmaması adına, demokrasimizin üzerindeki darbe düşüncesinin gölgelerini silmek adına, bugün yapılan mücadelelerin, verilen emeklerin boşa gitmemesi adına bu misyonu, asla kimseye yağmalatmayacağız. Türk Milleti bu zulmü icra edenlerin isimlerini unuttu. Ancak bu zulme maruz kalanları, başta başvekilimiz olmak üzere gönüllerine nakşetmiştir.”diye konuştu.
İstanbul İl Başkanlığı tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da organize edilen anma törenine çok sayıda demokrat partili katıldı.. Demokrat Parti’nin kurucusu ve ilk genel başkanı olan Adnan Menderes ve arkadaşları için mezarı başına gelen Genel Başkan Gültekin Uysal ve partililer dua etti.
Ardından anma törenine katılanlara hitaben bir konuşma yapan Genel Başkan Gültekin Uysal, şunları söyledi: Darbelerin devlet tarihleri açısından bir utanç olduğunu dile getiren Uysal şunları söyledi: 
"27 Mayıs, bir eşkiya hareketidir."
“ 27 Mayıs; ‘milletiyle didişen bir rejimin adı asla Cumhuriyet olamaz’ diyerek demokrasiyle taçlandıran bir anlayışa karşı bir deli gömleği giydirme hareketidir. Bir eşkiya hareketidir. Başbakanımız Adnan Menderes ve onun kader arkadaşları, kabir arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan ve bu büyük hizmet kervanına emeği geçenleri hepsini, rahmet ve minnet duygularımızla anıyoruz. 
Bugün mezarları başında andığımız başta şehit başbakanımız Adnan Menderes ve onun arkadaşları Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve burada ismini sayamayacağımız hizmet kervanına emeği geçen, kanlarıyla canlarıyla bir adanmışlık duygusu içerisinde bugün hepsini rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Milletlerin zaman zaman hafızasını tazelemesi gereken günler vardır. İşte biz de bugün sadece resmi tören icra etmiyoruz. Dün yaşananlarla beraber, bugünün muhasebesini iyi yaparak, geleceğe dair salim bir iradeyle beraber, aklı selim bir düşüncenin hakim olması için geleceğimizi arıyoruz.
Dünü olmayanların, yarını olmayacağını da biliyoruz. Dününü idrak etmiş olmayanların pusulasını kaybedebileceğini de biliyoruz.
Hangi düşünceden olursa olsun bu iradeyi dün yargılayanların bugün, kendilerine referans verme ihtiyacı hissettiklerini görüyoruz. Birtakım anlayışların dışında Demokrat Parti’nin yaptıklarını ve abide şahsiyetlerinin hizmetlerini, kimsenin yadsıyamadığını görüyoruz.
Hakikatin güneş gibi olduğunu, gözlerinizi kapatsak da içine sızacağını iyi biliyoruz. Türk Milleti bu zulmü icra edenlerin isimlerini unuttu. Bu zulme maruz kalanları başta başvekilimiz olmak üzere gönüllere nakşetmiştir.
Dün Menderes’in sorumluluğu neyse, Özal’ın, Demirel’in neyse bugün de aynı anlayış içinde milletimizin huzurundayız. Türkiye’de millete kendi inançlarını, kendi değerlerini dayatanlara karşı, milletin inanç ve değerlerini veri kabul eden bir anlayışın sahibiyiz.
“Büyük demokratlar gücümüzü birleştirelim”
Demokrasiyi halka rağmen halkçılık olarak algılayan öte tarafta halk goygoyculuğu olarak anlayanlara karşı sadece lafzıyla değil, ruhuyla demokrat olanların sahibi ve sesi olarak hep beraber sözümüzün değerini yükseltmek durumdayız.
Bugün işlerine geldi mi Menderes diyenlerin, işlerine geldi mi Özal diyenlerin, işlerine gelmedi mi, ‘bizden önce ne yapıldı ki’ diye soranlara karşı büyük demokratlar olarak gücümüzü birleştirmeliyiz. 
Sesimizi yükselttiğimizde üstlerine vurulan boyaların kazındığı gibi bu büyük demokratların hizmetleri de düşünceleri de milletimizin önünde berraklaşacaktır.
Demokrat partinin hizmetlerini ve bu çizgi içinden gelerek milletin iradesini taçlandıranlara teşekkür borcumuz vardır. Onların bize bıraktığı mirası daha da ileriye taşıma noktasında mesuliyetimizi yerine getirmek durumundayız.
Türkiye, darbe dönemlerini geride bıraktı.
Bütün yön levhaları milleti gösteren bir hareketin sahibi olarak bugün de bütün levhalarımız milleti göstermektedir. ‘Haksız bir davanın sultanı olacağımıza, haklı bir davanın zerresi oluruz’ anlayışı içinde bu çizginin devamı olarak, bu bayrağın sahipleri olarak mücadelemizin sahibiyiz. O nedenle namussuzlarla kazanacağımıza, namuslularla mücadele etmeyi şiar olarak benimsemiş bir hareket olarak yine yolumuza devam etmek durumundayız.
İp’e giderken milletinden başka hiçbir kaygı taşımayan, Allah’a teslimiyet içerisinde gönül rahatlığı içerisinde o yolda yürüyenlerle aynı anlayış içerisinde biz de bu yolu devam ettirmek durumundayız.
Demokrat parti anlayışı olarak, hangi kesimden olursa olsun, bu iddiaya sahip çıkma noktasında irade gösterenlere, bu büyük demokrat partinin bugünkü temsilcileri olarak müteşekkir olduğumuzu ifade ediyoruz.
Allah’ın, tarihin seyrini değiştirmiş bu büyük millete, dün olduğu gibi bugün de daha büyük başarılar bahşedeceğine inanıyorum. Zafer günleri olduğu kadar, hüzün günlerinde de bu ortak hafızanın idraki içindeyiz. 
Türkiye’nin bir daha bu tür eşkıya hareketleriyle karşılaşmaması adına, demokrasimizin üzerindeki darbe düşüncesinin gölgelerini silmek adına, bugün yapılan mücadelelerin, verilen emeklerin boşa gitmemesi adına bu misyonu, asla kimseye yağmalatmayacağız”
Özel defteri imzaladı.. Lokma ikram edildi..
Genel Başkan Gültekin Uysal daha sonra Menderes Vakfına geçerek özel defteri imzaladı.. Anma günü nedeniyle Şehit devlet adamları için katılanlara Demokrat Parti İl Başkanlığı tarafından lokma ikram edildi.. 

11 Eylül 2013 Çarşamba

UNUTMADIK!... UNUTMAYACAK VE UNUTTURMAYACAĞIZ!..

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANLIĞI BASIN BÜLTENİ
BAŞKAN İSMET ÖZBAKKAL’IN 16-17 EYLÜL; ADNAN MENDERES, HASAN POLATKAN VE FATİN RÜŞTÜ ZORLU’NUN İDAMLARI İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 
16 Eylül 1961 tarihinde, haksız, hukuksuz ve kanunsuz olarak, hunharca ve alçakça idam edilen Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı; Namuslu, dürüst ve demokrat Devlet adamları Maliye Bakanı Hasan POLATKAN, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü ZORLU ve bir gün sonra 17 Eylül 1961 tarihinde Şehit edilen “son Başvekil” Adnan MENDERES olmak üzere:, Atatürk, Cumhuriyet, Demokrasi, Adalet, Hukuk ve Millet düşmanı kriptolar tarafından Şehit edilmelerinin 52. yıl dönümünde manevi huzurlarında tazimle eğiliyor ve her üç Şehit’in Aziz Ruhlarına minnet ve şükranla dua ediyoruz…
İnşallah, O üç mübarek ve muazzez Şehit hürmetine Ülkemiz, Devletimiz ve Aziz Milletimiz; En kısa sürede yeniden, “içinde bulunduğu makûs talihi yener de” tekrar adalet, eşitlik, hakkaniyet, hukuk, demokrasi ve huzur iklimine kavuşur.
Bizler, Demokrat Parti olarak bu yolda, bu uğurda: 53 yıl sonra tekrar “Hak yolunda ve millet hizmetindeyiz. Devlet idaresinde millet iradesini hâkim kılmak” adalet, hakkaniyet ve hukukun hayata geçmesi için “siyasette fazilet” mücadelesi veriyoruz.
Bu vesileyle: Demokrasi Şehitleri hakkında bazı hatırlatmalarda bulunmak isterim.
Şöyle ki: Başvekil Adnan MENDERES, 1899’da Aydın da doğdu. Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmenin acılarını yaşadı. Babaannesinin sevgisiyle büyüdü. İzmir Amerikan Kolejinde okudu. Daha sonra Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi. Askerliğini yedek Subay olarak yaptı. Terhis edildikten sonra Çakırbeyli’deki çiftliğine çekildi. Milli Mücadele yıllarında gösterdiği kahramanlık ve üstün hizmetlerin karşılığı olarak, “İstiklâl Madalyası” ile ödüllendirildi.
Politika ile ilk teması, Aydın İl Başkanı olarak “Serbest Fırka” ile başlar. 
            07.Ocak.1946’da Celâl Bayar, Refik Koraltan ve Prof. Dr. Fuat Köprülü ile birlikte Demokrat Partiyi   kurdu. 
            14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. Atatürk’ün en büyük arzu, hayal ve ideali olan Demokrasiyi Cumhuriyet ile buluşturdu. Bu nedenle “Beyaz İhtilâl” olarak nitelenen 14 Mayıs, “Demokrasi Bayramı” ilân edildi. Bu arada Atatürk’ün Başvekili Celâl Bayar, TC’nin 3. ve ilk sivil Cumhurbaşkanlığına seçildi. Adnan Menderes Başbakanlığa getirildi. İlk işi, memlekette barış ve huzuru sağlamak amacıyla bir Genel Af çıkartmak oldu. Ayrıca, “Devr-i sabık yaratmayacağız” kararı ile iyi niyetini gösterdi. Dış siyasette NATO’ya girmenin çetin yollarını aştı.
            14.Mayıs.1950’ de başlayıp, 27.Mayıs.1960 günü yapılan darbeye kadar geçen on yıllık süre içinde; Yıllardır ihmal edilmiş, geri kalmış, içerde ve dışarıda itibar kaybetmiş olan Türkiye’ yi baştanbaşa yeniden imar ve inşa etti. İşsizlik ve yoksulluğu yendi. Maddi, manevi ilmi ve kültürel değerleri yeniden kazandırdı. Tarihten silinmeye ve yok olamaya yüz tutmuş Atatürk ilke ve inkılâplarını yeniden hayata geçirdi. Dünya siyaset tarihinde eşi emsali görülmemiş büyük bir kalkınma, gelişme ve çağdaşlaşma hareketlerini gerçekleştirdi.
            Merhum Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine kavuştu. Devlet adeta baştanbaşa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bugün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir.
Ancak, bu olağanüstü kalkınma, gelişme, çağdaşlaşma ve demokratikleşme hareketini vatan ve millet düşmanları ile devleti ve milleti soymaya alışmış kitleler içlerine sindiremedi.
On yıllık iktidarı boyunca, sonuncusu dâhil tam 4 darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Fakat O, vatanını, devletini insanını ve askerini yürekten seven, ordusuna güvenen, demokrasi, hak, adalet ve hukuka dayanan bir insandı. Bu sevgi, saygı, güven ve “güvendiği orduya” karşı duyduğu samimi itimat nedeniyle ve “kan dökülmesin, masum insanlar telef olmasın, devletin ve demokrasinin düzeni bozulmasın” inancıyla bir avuç çapulcuya karşı çıkmadı. Sabır ve tevekkül yolunu seçti. Elbet yanlış, yalan ve iftiraların ortaya çıkacağını, iktidarının aklanacağını ve aziz ve necip Türk milletinin gerçekleri göreceğini sanıyor ve bu yanlıştan muhakkak dönüleceğine inanıyordu. Bu inanç ve itimatla; Hükümete samimi ve sadık olarak bağlı Türk Silâhlı Kuvvetlerini harekete geçirmedi. Milletin selâmeti için teslimiyeti seçti.
Fakat bir avuç isyancı (38 kişi) tarafından gerçekleştirilen ve Menderes’in “vatan ve millet aşkı” nedeniyle mukavemet görmeyen darbe ne hikmetse muvaffak olunca, tutuklanarak Yassıada’ ya götürüldü. Türk hukuk tarihinin utancı olan yüksek adalet divanı nam uyduruk mahkemelerde sözde yargılanarak idama mahkûm edildi. Burada kendisine eziyet, zulüm ve işkenceler yapıldı. Hayali sükut ve hüsrana uğramıştı. 
O, kendisini milleti ve memleketine adayan büyük bir Lider, devlet adamı ve samimi bir vatanseverdi.17 Eylül 1961 günü öğle saatlerinde idam sehpasında bile son sözleri “vatan sağ olsun” olmuş, “Allaaah!...” diyerek ruhunu (emaneti sahibine) teslim etmiştir.
Vatan sağ olsun. Nur ve huzur içinde yatsınlar.
Vatan ve Millet O’nlara minnettar ve müteşekkirdir.
Şehit arkadaşları, Fatih Rüştü ZORLU ve Hasan POLATKAN’a da Allahtan rahmet diliyoruz; Ülkemizin içinde kıvrandığı bu sıkıntılı, zor ve kritik günlerinde onlara ihtiyacımız olduğu apaçık ortaya çıkmış ve Demokrat partinin “Millet; Cumhuriyet; Adalet; Hakkaniyet; Eşitlik; Dürüst devlet ve Demokrasi için; TEK ÜMİT olduğu bütün veçheleriyle anlaşılmıştır.
İsmet ÖZBAKKAL
DEMOKRAT PARTİ
KAYSERİ İL BAŞKANI

28 Ağustos 2013 Çarşamba

ZAFER HAFTASI VE 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANLIĞI BASIN BÜLTENİ: “ZAFER HAFTASI VE 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI” 
İçinde bulunduğumuz ve Milletçe kutlamakta olduğumuz, “Zafer Haftası ve Zafer Bayramı”; Bağımsız yaşamak isteyen tüm milletlere öncü olan, irşâd eden ve yol gösteren, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, Türk Milleti’nin yazdığı kahramanlık destanının terennüm edildiği ve coşkuyla kutlandığı bir haftadır.
Milli birlik ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünün tartışıldığı bugünlerde; ülkemiz üzerindeki menfur emelleri bilinen dış güçler ve bedhah işbirlikçileri, bu milletin sarsılmaz birlik inancı, birbirlerine olan saygısı, sahiplik duygusu, sadakat ve sağduyusu sayesinde hiçbir zaman başarılı olamayacaktır.
Tarihi bilmeyen devlet adamları, pusulasını kaybetmiş gemilere benzer. İşte bugün Türkiye’de tarihi bilmeyenlerin bizi nerelere sürüklediğini görüyoruz. Sahip olduğu imkânların önceliğini bilmeyenler, Cumhuriyeti kuran kadroların, bu bataklığın içinden süzülerek geldiğini unutanların, bu bölgede hiç olmadığı kadar yalnızlaştığını görüyoruz. Sadece bu iktidar kaybetmiyor, bu ülke kaybediyor, bu ülkenin gençleri kaybediyor.. Bu coğrafyada birileri, 1. Dünya Harbi sonrası bir siyasal kadastro geçirircesine, bu bölgedeki insanların kanından beslenerek haritalar çizdiler.
Tarihin seyrini değiştirmeye azmetmiş bu büyük millet, geçmişte olduğu gibi bugün de, inşallah yarın da, bu çizgiyi tekrar masumların gözyaşını silecek, zalimlere karşı duracak büyük Türkiye’yi hep beraber ayağa kaldıracaktır.
Bu coğrafya içerisinde bir ve beraber olma iradesini ortaya koymuş insanlarımız arasında maalesef, önce zihinlerde başlayan bölünme, neredeyse somuta dönüşmüştür. Artık ideolojik bir bölünmenin ötesine geçerek, gerçek anlamda bölünme ile karşı karşıyadır.
Bugün tartışmamamız gereken ne kadar meselemiz varsa hepsini tartışır hale geldik. Kabuk bağlamış yaraları deşerek yol almak isteyenler yine karşılığını alacaktır. Geçmişte olduğu gibi varlığımızı münakaşaya açmak isteyen bedbahtlar bugün de var.
Bebek katili hain bölücü başını, Eş İçişleri Bakanı noktasına taşıyanlar, PYD örneğinde gördüğümüz gibi, neredeyse dış politikamızın da bölücü başı ile paylaşır hale geldiğini görüyoruz. Bugün de Türkiye'nin, kendi insanlarımızın hak ve özgürlüklerini hiçbir şekilde asla ve asla bölücü başı ile müzakere etmek gibi bir hakkı yoktur. Muhatap alacağımız bu ülkenin vatandaşlarıdır.
İşte bunun karşısında, kem gözlerin gözünü diktiği bu coğrafyada Türkiye, bütün varlığı ile birliğini ve beraberliğini tescillemek durumundadır. Türkiye'nin, ülkenin birliğini ve beraberliğini satacak hiçbir adımın yanında bulunabilme imkanı yoktur.,
“Bu millet zaferler kazanmaya devam edecektir.”
Geçmişte hangi konumuzu Avrupa ile müzakere etmişsek, o kolumuzun koptuğunu iyi biliyoruz. O nedenle Türkiye kendi varlığını, kendi ulusal birliğini tahkim etmek durumundadır.
Bu millet zaferler kazanmaya devam edecektir. Yüce Türk Milleti ümidini kaybetmemelidir. Milletimizin içinde gözyaşlarını dindirecek kadroları dün vardı, bugün de vardır, yarın da olacaktır.
Hiçbir kimsenin gücü mazimizle, şanlı tarihimizle Atatürk’le ve Kurtuluş Savaşı’yla bağımızı koparmaya yetmez ve yetmeyecektir. Gençlerimize hür ve bağımsız bir millet olmanın gururu ve şuurunu unutturmak isteyen zihniyetin azgınlaştığı günümüzde, herkesin uyanık olması gerekmektedir.
Buradan; yanlış hesap yapanlara, temel değerlerimizle oynayanlara, din ve vicdan tüccarlığı yapanlara, sahte demokratlara, gençliğe kin ve nefret aşılayanlara sesleniyorum: Gücünüz, bu inançlı gençliğin elinden ortak mazimizi, birlik ve beraberliğimizi alamayacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, zafer haftasını kutluyor, başta milli mücadelemizin lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi saygı ve şükranla anıyor; Milletimizin Zafer Bayramı ve Zafer Haftasını en içten duygularımızla kutluyoruz.
İSMET ÖZBAKKAL
DEMOKRAT PARTİ, KAYSERİ İL BAŞKANI

16 Ağustos 2013 Cuma

'TAKSİTLE YAŞAYIP, BORÇLA ÖLÜYORUZ"

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal: 

HaberTarihi : İHA, 15.08.2013 13:37

Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, artan ithalat ve cari işlemler açığı ile birlikte, kredi hacminin giderek arttığını, kredi stokunun GSMH'ya oranının rekor seviyeler çıktığını belirterek''Taksitle yaşayıp, borçla ölüyoruz'' dedi. 
DP İl Başkanı Özbakkal, yaptığı açıklamada, halkın giderek daha fazla borçlandığını belirterek, ''Konut kredileri şişiyor, protesto edilen çek sayısı artıyor, kredi kartı borcu dramatik bir şekilde artıyor, borç yeni borç ile, kredi kartı diğer kredi kartı çevriliyor. Ülkemizde kredi kartları maalesef bir gelir unsuru olarak algılanmakta ve bankaların sorumsuzca yaptığı kart ve kredi reklamları da bu algıyı teşvik etmektedir'' ifadelerini kullandı.
Açıklamasında,''Ülkemizde kredi kartları ve tüketici kredileri aracılığı ile sahte bir cennet yaratılmış ve tüketiciler çılgınca tüketmeye teşvik edilmişlerdir'' diyen Özbakkal, ''Sistem, sürekli olarak tüketicileri çılgınca tüketmesi için kamçılamaktadır. Bu tablonun sürmesi halinde patlayan kredi kartı ve tüketici kredisi balonu, hem bankaların, hem de ekonominin başına bela olacaktır. Hükümetin uyguladığı ekonomik politikalar nedeniyle satın alma gücü gittikçe gerileyen vatandaşlar (sürekli gerileyen reel gelirleri nedeniyle) artık borçtan korkmak sınırını aşmışlardır. Çünkü önlerinde tek bir yok bırakılmıştır, taksitle yaşayıp borçla ölmek'' dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, tasfiye olacak tüketici kredileri ve kredi kartları sayısı ile, borçlarını ödeyemeyen kişi sayısının her geçen gün arttığını vurgulayan Özbakkal, şunları kaydetti:
''Tüketiciler kart harcamalarını gelirleriyle karşılayamadıkları için de borçları sürekli artmaktadır. Kredi kart sayısındaki artışa paralel olarak bu kartlarla yapılan alışveriş ve nakit çekimlerin hacminde yaşanan hızlı büyüme de son yıllarda ivme kazandı. 2007 yılında Kredi Kartı borcunu ödememiş ve takibe uğramış tüketici sayısı 113.287 iken geçen 5 yıllık süre içerisinde bu sayı yüzde 1290 oranında artarak 1 milyon 461 bin kişiye ulaşmıştır.
2013 yılının ilk yarısında ise kredi kartıyla yapılan alışveriş ve nakit çekimlerin tutarı geçen yıla göre yüzde 19.1 artışla 203.9 milyar TL oldu. Kredi kartlarındaki borç bakiyesi Haziran 2013 sonu itibariyle 86.9 milyar liraya ulaştı. Söz konusu borç yükü 2000’li yıllarda adeta katlanarak büyüdü. 2002 sonunda sadece 4,3 milyar lira olan bireysel kredi kartı sahiplerinin borç yükü, bu yıl Haziran sonu itibariyle 78.2 milyar liraya yükseldi.
2012 yılı sonunda protestolu senet sayısı 1.074.730 adete, karşılıksız çek sayısı 904.750'ye ulaşmıştır. Protestolu senet ve karşılıksız çek sayısı 2013 yılında da artmaya devam etmektedir.''
***
Kaynakhttp://www.haber3.com/demokrat-parti-kayseri-il-baskani-ismet-ozbakkal-taksitle-yasayip-borcla-haberi-2139348h.htm#ixzz2c7I0eIZT

5 Ağustos 2013 Pazartesi

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL’IN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL’IN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI
Aziz ve Mübarek Ramazan bayramını milletçe idrake hazırlandığımız bu günlerde, başta Türk Dünyası olmak üzere, bütün İslam Âlemini sarsan BOP belâsı, dış güdümlü anarşi, terör, tedhiş ve kardeş kavgası Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini gölgelemiş ve milliyetperver halkımızın huzurunu bozmuştur. 
Bir tarafta da, insanlık düşmanı, işgalci Çin esareti altında inleyen Doğu Türkistan, esir Uygur Türklerinin maruz kaldığı şiddet tırmanmakta; İnsan hakları, adalet ve evrensel hukuka rağmen alçakça uygulanan zulüm ve işkence, tüm İslâm Âlemi, Türk ve Müslüman dünyasını acıtmakta, zulme seyirci kalan İKÖ, NATO ve BM’e karşı nefret artmaktadır.
Şu hale nazaran, Büyük Türk Milleti ve Onurlu İslâm Ümmeti haksızlık, sömürü ve baskıya daha fazla tahammül göstermemeli, zalimlere baş kaldırmalı, esarete boyun eğmek, vahşi kapitalist ve emperyalist vampirlere müsamaha etmekten vazgeçmeli ve Ramazan Bayramını büyük bir uyanış ve dirilişe vesile kılmalıdır.
Ülkemizde giderek artan, bunalım ve buhrana dönüşen demokrasi sorunu; Vesayet, icazet, dış himaye, güdümlü sulta ve dikta odaklı politik ACI’larla, haksızlık, yolsuzluk, cehalet ve değersizlikle kirlenen siyaset kulvarı ile hakkaniyet, eşitlik, adalet ve hukuk gibi, insani değerlerin “keellem yekûn yok sayılması”, milletçe çok büyük bir felâketle burun buruna geldiğimizin vahim bir göstergesidir.   
Aziz ve kadim Türk Milleti; iyice tehlikeye düşen Milli Birlik, bütünlük, özgürlük ve güvenliğimizi korumak, siyasete vaziyet ederek; Namuslu, Dürüst ve Demokrat vatandaşlar vasıtasıyla: Devlet idaresinde, millet iradesini tekrar hâkim ve hükümran kılmak zorundadır.
Çare: Adalet Ahlâkı, Hukukun Üstünlüğü, Namuslu, Dürüst, Bilimsel ve Saydam bir Demokrasidir.
Bunun için ve bu mübarek Bayram hürmetine: Sevgili halkımızı eşitlik, adalet, hak ve hukuka; Milli Devlet, Milli Dil, Anayasa, Lâiklik, Din-İman, Toprak ve Bayrağımıza, hasılı Vatana ve Millete Sahip çıkmaya; Bölücü, bozguncu ve işbirlikçi hainlere, tam bir “ittihat ve tevhit” (birlik ve beraberlik) şuuru içinde “Yeter!.. Söz Milletindir…” demeye davet ediyoruz.
Çünkü: Başta aziz vatanımız "TÜRKİYE CUMHURİYETİ" olmak üzere; Türk Milleti ve İslam ümmetinin kutsal bayraklarının dalgalandığı, EZAN okunan her yerde; karşılıklı sevgi, saygı, barış, güvenlik, adalet, hukuk, huzur ve hoşgörünün temini herkesin hakkı ve sorumlu hükümetlerin mutlak görevidir.
Bilvesile: Türk, İnsanlık ve İslâm âleminin Mübarek Ramazan Bayramlarını samimi dua ve en içten dileklerimizle kutluyor; Aziz Milletimiz, İslam Âlemi ve tüm insanlığa iyilik, "herkese şamil adalet", etkin hukuk ve hayırlara vesile olmasını; Aileleri ile birlikte "zenginlik, barış, özgürlük, güvenlik ve mutluluk içinde" müreffeh bir hayat sürmelerini,
Cenab-ı Hak’tan temenni, dua ve niyaz ediyoruz…
DP KAYSERİ İL YÖNETİ KURULU ADINA
BAŞKAN: İsmet ÖZBAKKAL
BAYRAMLAŞMA:
Bayramın İkinci Günü
Yer: Demokrat Parti İl Binası
Adres: Seyit Burhanettin Bulvarı Mülâyim Ap. No: 31/3  Melikkazi/KAYSERİ
Tarih: 09 Ağustos 2012 - Cuma, Saat: 11.00
NOT: Tüm Kayseri halkı, sevgili ve değerli hemşehrilerimiz ile “46 Ruhu, kadim dava ve misyonumuzun” sadık mensup ve samimi sevdalıları davetlidir.

4 Ağustos 2013 Pazar

GENEL BAŞKAN AFYON'DA KONUŞTU...

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Afyon il teşkilatı’nın iftar yemeğinde konuştu
4 Ağustos 2013 Pazar
“Bölücübaşı, eş dışişleri bakanı noktasına geldi..”
“Tarihi bilmeyen devlet adamları, pusulasını kaybetmiş gemilere benzer”
(DP Basın Merkezi – 2013) “ Bir temennimi var ederek sözlerime başlayayım. Mübarek bir akşamdayız. 3 ayların sonunda Ramazan Ayı’dayız. Ramazan Ayı’nın nihayetindeki Kadir Gecesi’nin arifesindeyiz. Duamız odur ki; ‘tarihin seyrini değiştirmeye azmetmiş bu büyük millet, geçmişte olduğu gibi bugün de inşallah yarın da Allah, irademizle beraber bu çizgiyi tekrar masumların gözyaşını silecek, zalimlere karşı duracak büyük Türkiye’yi hep beraber ayağa kaldırır..’ Konuşmama bu dua ile başlamak istedim. 
Besmelede bereketi arayan Anadolu insanıyız, 
Şükürde afiyeti arayan Anadolu insanıyız, 
Ez’an sesiyle yürekleri dolan Anadolu insanıyız. 
Yemen türküsüyle gözleri dolan Anadolu insanıyız. 
İşte bu heyecanla, bu inançla, bu kararlılıkla yine milletin önünde hayrı anahtar şerri kilit olmak için var gücümüzle bu büyük davayı sizlerin verdiği güçle dünde taşıdık, bugünde taşıdık, inşallah yarın da taşıyacağız.
“ Bu büyük Cumhuriyeti 2002’de kuruldu zannediyorlar”
Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli misafirler, 
Türkiye pek çok aşamaları aşarak bugünlere geldi. Kıt kanaat imkanlara sahip olduğu dönemlerde pek çok sıçrama hamleleriyle bugünlere geldi. Adeta deyim yerinde ise 2002’den öncesini yok sayarak, bu büyük cumhuriyeti 2002’de kuruldu zannedenleri Türkiye’de bugün o yok saydığı Türkiye’nin kurulu kapasitesine hizmet etmek adına büyük adımlar attık. Aldığımız mesafeyle Türkiye’nin yetinebilmesi mümkün değildir. Bugün bu coğrafyada sadece 76 milyon kendi insanına değil bir imparatorluğun bakiyesi olarak ardında bıraktığı manevi coğrafyasına, hicranlı topraklara ilgi ve etki alanı dahilinde bulunan bütün bu coğrafyaya, ülke içinde olduğu kadar oralarda aklı selimin temsilcisi olarak iradesini yürütmelidir. 
Bugün bizim meselemiz imkan yetersizliği değildir, insan yetersizliği de değildir. Yeter ki, emin ellerde olsun. Bir kez yapabilenleri bu kadim geçmişten hareketle, kadim bir millet olma gerçeği içerisinde biliyoruz ki, bir kere yapabilenler bir kez daha yapabilir. İşte bunun için varız, işte bunun için varız. 
“Bugün, geçmişte olduğu gibi varlığımızı münakaşaya açmak isteyen  bedbahtlar olabilir.”
Değerli dava arkadaşlarım, 
Belki insanların hayatında 20-30 yıl, çok uzun bir zaman dilimine tekabül eder. Ama devletlerin hayatında bir an mesafeyle değerlendirebileceğimiz bir zaman dilimidir. 
Bugün Türkiye, dünyanın  adeta bir alt üst oluş yaşadığı bu an içerisinde fırtınalı bir coğrafyada, sancılı bir coğrafyada varlığını sürdürmektedir. Bugün, geçmişte olduğu gibi varlığımızı münakaşaya açmak isteyen  bedbahtlar olabilir. Dün vardı, bugün de var. Ama bizler üzerimize düşen sorumlulukla beraber bu milleti bu cenderenin içerisinden çıkartarak bugünlere kadar getirdik. Bugün de meselemiz dünya ile rekabet edebilen bir Türkiye’dir. İşte bizim davamız Türk insanı ile Türk insanı arasına örülen duvarları yıkmak için yaşama aşkından vazgeçip yaşatma aşkına gönül vermiş bir çizgi içerisinde bu mesuliyeti yerine getirerek bugünlere kadar geldik. 
1950’de mesuliyetimiz ne ise bugün de aynıdır. 
1960-1964’te mesuliyetimiz ne ise bugün de aynıdır. 
1980 sonrası Özal’la beraber, Demirel’le beraber mesuliyetimiz ne ise bugün de aynıdır.
Türkiye’yi yeniden bir yapmak, beraber yapmak bizim mesuliyetimizdir, sizin mesuliyetinizdir. Bu beklentiyi anlamadan kolay siyaseti tercih ederek, Türkiye’de her meseleyi siyahla beyaz arasına sıkıştırarak Türkiye’nin geleceğini arayabilme imkanı yoktur. Bugünler, iktidarda olanların lehine işleyebilir ama biz biliyoruz ki, asla ve kata bu milletin lehine işlememektedir. Bugün tartışmamamız gereken ne kadar meselemiz varsa hepsini tartışır hale geldik. Bir o kadar da tartışmamamız mesele varsa hepsini tartışır hale geldik. Biz diyoruz ki, siyasetin rekabet alanı geçmişten ziyade bu ülkenin geleceğidir, gençlerin geleceğidir, kadınların, müteşebbüslerin, çiftçilerin, alın terinin karşılığını almak isteyen bu milletin asli unsurlarının meseleleridir. Bu uğurda yürüdüğümüz bu noktada her daim bu kolay siyasetin karşısında sorumlu bir çizginin temsiliyetini yaparak gerçek Türkiye’yi arama gayreti içerisindeyiz. İnşallah önümüzdeki süreçte Türkiye’ye bütün milli güç unsurlarıyla beraber sağlam olursa bu tür meseleler aşılacaktır. 
Bir yanda bu gelecek varken, kabuk bağlamış yaraları deşerek yol almak isteyenler yine karşılığını alacaktır. Yakında bizler de sizler de cevabını hep beraber vereceğiz. İnşallah önümüzdeki günlerde sadece meselemiz bugün çözüm bekleyen, topyekün bu ülkeyi bir seferberlik anlayışı içerisinde ortak ideallere yürütmek bizim borcumuzdur, bunu da böyle bilesiniz. 
“ Türkiye, bu bölgede hiç olmadığı kadar yalnızlaştı”
Toplumsal heyecanı uyandıracak bir iklimi hep beraber var etmek zorundayız. Bunu var ederken Türkiye her meselesini demokratik kanallara aktararak çözmek durumundadır. Birilerinin geçmişte tek parti zihniyeti içerisinde demokrasiyi güç gördüğü ortam içerisinde bugün iktidar partisi tam demokrasiyi güç görmektedir. Demokrasiyi sadece ve sadece askeri vesayet altına alarak bugün Türkiye’ye eksikli bir demokrasiyi dayatanlara karşı dün olduğu gibi bugün de kamil anlamda bir demokrasiyi herkese iradesinin yaptırdığı ve sizin en önemli iradenin tecelligahı olan TBMM’de bu milletin öncelikli meselelerinin konuşulduğu bir modele geçmek zorundayız. 
Aksi takdirde Türkiye doğru sorulara cevap aramaz ise var olan meselelerin büyüdüğünü, kronikleşen meselelerinin ise sayısının artığını görecektir.  İşte bu anlayış içerisinde bu bölgede geçmişini bilmeyenler, kendine geçmiş arayanlar, gömlek değiştirdik diye geçmişi yok sayanların Türkiye’yi bugün düşürdüğü hal ortadadır.
  Sahip olduğu imkanların önceliğini bilmeyenler, bu coğrafyada cumhuriyete güven kadrolarının bu bataklığın içinden süzülerek geldiğini unutanların bu bölgede hiç olmadığı kadar yalnızlaştığını görüyoruz. Sadece bu iktidar kaybetmiyor, bu ülke kaybediyor, bu ülkenin gençleri kaybediyor, bunu iyi bilmek lazım. 
“Bölücübaşı, eş dışişleri bakanı noktasına geldi..”
Uyguladığımız politikayla bugün sadece Suriye’yi bölmekle kalmıyoruz, beraberinde uzun yıllar on binlerce şehit verdiğimiz, bu ülkede bir bölücü hareketin karşısında, sıfır noktasına taşıdığımız bölücü hareketin bir başka yere geçmesi için imkan da tanıdığımızı görüyoruz. 
Türkiye’nin artık bölücübaşını eş dışişleri bakanı noktasına taşıyanların, neredeyse dış politikadaki egemenliğimizi de bölücü başıyla paylaşır hale geldiğini görüyoruz. İşte bunun karşısında kem gözlerin gözünü diktiği bu coğrafyada Türkiye, bütün varlığıyla birliğini beraberliğini tescillemek durumundadır. Bugün de kendi insanlarımızın hak ve özgürlüklerini asla ve kata bölücübaşı ile müzakere etmemek gibi Türkiye’nin bir hakkı vardır. Muhatap alacağımız bu ülkenin vatandaşlarıdır. 
“ Tarihi bilmeyen devlet adamları,
pusulasını kaybetmiş gemilere benzer”
İyi niyetlerle bu yolda yürüyebilmeyi devlet adamları bilmektedir. Tanzimatın meşhur paşalarından Ahmet Paşa’nın bir sözü var.. ‘Tarihi bilmeyen devlet adamlarını pusulasını kaybetmiş gemilere’ benzetir. İşte bugün Türkiye’de tarihi bilmeyenlerin bizi nerelere sürüklediğini görüyoruz. O nedenle Türkiye’nin varolan boşluğunu gözden geçirerek kendi varlığını, kendi ulusal birliğini tahkim etmek durumundadır. Bunu yaparken riskleri artırarak hiçbir adımın yanında Türkiye’nin bulunabilme imkanı yoktur.  
İşte bu meselelerin çözümünü demokraside görüyoruz. 
Bu ülkenin milli birliğinin çözümünü demokraside görüyoruz. 
Ulusal birliğimizin teminatını demokraside görüyoruz. 
Milli birliğimizin teminatını demokraside görüyoruz. 
O nedenle demokrasiyi çözüm üretme kapasitesini daha da yukarılara çıkararak Türkiye devam etmek durumundadır.  
“Adaleti,mülkün değil, iktidarın temeli haline getirdiler..”
Bugün sıkıştığı bu ortamdan çıktığı takdirde ardında pek çok meseleyi sıfırlayarak yol almak durumundadır. Bizde bu nedenle diyoruz ki, dar kalıplara hapsedilmiş bir Türkiye’yi bu dar kalıplardan çıkaracak uzvu anayasa meselesidir. 
Milletin gösterdiği irade doğrultusunda anayasa yapacaklarına kendilerine has bir  model uygulamak adına bir başkanlık sistemini Türkiye’nin önüne dayattılar. Bir sistem dahilinde çözmemiz gereken bu meseleyi maalesef şikayetçi oldukları, her kurulun başına bir yandaşı getirerek bu meseleyi çözdüklerini zannettiler. Sistemin efendisi olduklarında bu meseleyi çözdüklerini zannettiler. Sistemin efendisi olduklarında Türkiye’de hukuksuzluğun, adaletsizliğin sona erdiğini varsaymaktadırlar. Bugün adaletsizliği görüyoruz. Ancak ve ancak bu adalet iktidar için teminattır. İktidarın temeli haline getirdikleri bu adaleti inşallah mülkün temeli haline getirmek de bu büyük demokratların, sizlerin, özgürlükçü demokratların olacaktır. 
Değerli dava arkadaşlarım,
Pek çok meselemiz olduğunu biliyorum, zamanın ilerlediğini biliyorum. Burada göstereceğiniz kararlılık, bir arada alacağımız tavır, burada koyacağımız irade, kendimizi bütün varlığımızla milletin önüne koymak durumundayız. Bu büyük misyon bugün sizlerle beraber önümüze gelen seçimleri sadece bir yerel yönetimi seçmenin ötesine taşıyarak, Türkiye’nin pek çok meselelerine ışık tutacak bir seçim olduğunu bilmenizi isterim. Bu anlayış içerisinde her yerde söylüyorum işimiz kolay değildir ama biliyorum ki demokratların işi dün de kolay olmamıştır, bugün de kolay olmayacaktır. 
“ Türkiye’nin yine sıkıştı..”
Türkiye, önümüzdeki süreçte dar bir alana giriyor. Ekonomiden başlayarak, siyasetten başlayarak. İşte burada milletin öncelikleriyle siyaset yapan bir hareket olarak, kendimize fırsat yaratmaktansa bu millete fırsat yaratmayı önceliğimiz olarak benimsedik. 
Türkiye’de son 10 yıl içerisinde 2 bine yakın kanun çıkmışken esnafımızın meselesi, çiftçimizin meselesi meclis kürsülerinde seslendirilmemiştir. 29 kez kamu ihale yasasını değiştirenler, bu esnafın halini görmemiştir. İşte o nedenle diyoruz ki, bugün Türkiye’yi hür ve eşit vatandaşlık temelinde alın terinin karşılığını alabileceği, mali politikalarımızdan başlayarak herkesin nimet-külfet dengesini dengeleyeceği bir mekanizmayı Türkiye’nin önüne getirmek durumundayız. 
Türkiye’nin kaynakları heba olmaktadır. İşte bizim meselemiz bu ülkeyi çatlamış toprakları, çatlamış elleriyle işleyen insanlarımızı suyla buluşturduğumuz gibi yine milletin istediğini istemek durumundayız. Onun için buradan vereceğiniz nefeslerin, bizlere soluk olacağını, Afyon’dan vereceğiniz seslerin, benim için büyük bir nefes olacağını sizlerin huzurunda belirtmek isterim. 
“Türkiye’nin her yerinde aklı selime teslim olmuş bir Demokrat Partiyi  tekrar var edeceğimizden eminim.”
Değerli dava arkadaşlarım, 
kıymetli misafirler, 
değerli basın mensupları,
Bu coğrafyada birileri, 1. dünya harbi sonrası bir siyasal kadastro geçirircesine, bu bölgedeki insanların kanından beslenerek çizdiği bu haritaların, artık yeni bir düzlemde, demokrasiyi öteleyerek bir huzur düzenini ortaya çıkarmak durumundayız. Kendi mesuliyetimizi yerine getirerek bu meseleyi çözebiliriz. 
İşte bu muhteşem geçmişimizden enerji alarak, inanç alarak, tecrübe alarak hep beraber o muhteşem geleceği inşa edeceğimizden emin olmanızı istiyorum. Türkiye’nin her yerinde aklı selime teslim olmuş bir Demokrat Partiyi tekrar var edeceğimizden eminim. İnşallah bu yolda dualarınızla, alın terinizle, emeklerimizle dün olduğu gibi il başkanlarımdan başlayarak bizlere destek olan, bugün burada varlığıyla bizlere güç veren bütün hemşehrilerimize bütün misafirlerimize müteşekkiriz. 
Tekrar Ramazanınız mübarek olsun diyor, daha nice güzel günlerde sizlerle beraber oluruz.. Hepinizi saygıyla, sevgiyle, selamlıyorum, Allah’a emanet olun.” 

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Kadir Gece'niz Kutlu, Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun...


KADİR GECENİZ HAYIRLI VE KUTLU;
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
“Aziz ve Kadim Milletimiz, Türk Dünyası ve tüm İslam Âlemi; Bir yanda bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ne kavuşmanın sevincini yaşarken; Diğer tarafta, başta Çin esareti altında inleyen Doğu Türkistan, esir Uygur Türklerinin maruz kaldığı şiddet, eziyet, zulüm ve işkence olmak üzere, tüm İslâm Âlemi, Türk ve Müslüman dünyasında acı, zulüm ve ıstırap dolu günler yaşanmaktadır..
Bu mübarek, muazzez ve müstesna gecede, başta aziz, kadim ve güzel vatanımız "TÜRKİYE CUMHURİYETİ" olmak üzere; Türk Milleti ve İslam ümmetinin kutsal bayrağının dalgalandığı, EZAN okunan her yerde; karşılıklı sevgi, saygı, barış, güvenlik, adalet, hukuk ve hoşgörünün, huzurun temini için dualar, niyazlar edip, madden ve manen çabalar sarf etmeliyiz.
Bu duygularla;
Türk, İnsanlık ve İslâm âleminin Mübarek Kadir Gecelerini tebrik ediyor; Ramazan Bayramlarını samimi dua ve dileklerimizle kutluyor; Aziz Milletimiz, İslam Âlemi ve tüm insanlığa iyilik, "herkese şamil adalet", etkin hukuk ve hayırlara vesile olmasını, Aileleri ile birlikte "zenginlik, özgürlük, güvenlik ve mutluluk içinde" müreffeh yaşamalarını Cenab-ı Hak’tan temenni ve niyaz ediyoruz.”
DP KAYSERİ İL BAŞKANLIĞI
BAŞKAN İSMET ÖZBAKKAL VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
**
BAYRAMLAŞMA:
Bayramın İkinci Günü
Yer    : İl Binası
Adres: Seyit Burhanettin Bulvarı Mülâyim Ap. No: 31/3 - Melikkazi/KAYSERİ
Tarih : 09 Ağustos 2012
Saat  : 11.00