2 Temmuz 2019 Salı

İSMET ÖZBAKKAL;ADNAN MENDERES VE DEMOKRASİ

ÜLKEMİZDE DEMOKRASİNİN MİMARLARINDAN BİRİ OLAN ADNAN MENDERES VE ARKADAŞLARINI,MİNNET ŞÜKRAN VE RAHMETLE ANIYORUM.

MİLLETİMİZ ONU ÇOK SEVDİ.MİLLETİMİZİN İSTEKLERİNİ YERİNE GETİRDİ.
1946 DA DEMOKRAT PARTİYİ KURDU. DP İKTİDARININ TEK BAŞKANI OLDU.
 946 seçimlerinde, Demokrat Parti'den Kütahya milletvekili seçildi. Celal Bayar'dan sonra, partide ikinci adam durumuna geldi. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde, DP, oyların 53,5'ini alarak iktidar oldu. On senelik DP iktidarının, tek başbakanı (22 Mayıs 1950 - 27 Mayıs 1960) oldu ve o döneme damgasını vurdu. İktidarı zamanında, 5 hükümet kurdu. Bu on senelik zaman içinde, Türkiye'nin iç ve dış siyasetinde büyük gelişmeler oldu. Sanayileşme ve şehirleşme hamlesi başladı. Köye makine girdi. Ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık yeniden başladı. Türkiye kalkınma kavramıyla tanıştı.

Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'de siyaset yapan Menderes, 27 Mayıs askeri darbesinin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde asılarak idam edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etti.

Türkiye siyasetinde demokrasinin mimarı olan Merhum Başbakan Adnan Menderes'in adını gururla taşıyan Üniversitemiz, demokrasi ve kardeşliğin tesisi için her türlü bilimsel ve akademik çalışma yapmaya hazırdır. Demokrasi tarihimize damgasını vuran Menderes ve arkadaşları ülkemize ve milletimize yaptığı hizmetler dolayısıyla asla unutulmayacaktır.

GÜNÜMÜZDE DEMOKRASİ YARA ALMIŞ DURUMDA.SİYASİLER KENDİ MENFAATLERİ İÇİN ÇALIŞIYOR.
VATANIMIZ MİLLETİMİZ İÇİN HİZMET ETMEK İSTEYEN SİYASİLER ÇOK AZALDI.
YORGUN PARTİLİ VE PARTİLER REVİZYON BEKLİYOR.
MİLLETİMİZE YEP YENİ UFUKLAR AÇACAK İNSANLAR ÖN SAFLARA ÇIKMALI,ÇIKARMALIDIR.

HERKES BİLMELİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ GÜÇLÜ VE BÜTÜN BİR MİLLETTİR. DÜNYA DA Kİ ÖNEMLİ YERİNİ ALACAKTIR.

ÜLKEMİZ BULUNDUĞU COĞRAFYA İTİBARİYLE SAVAŞLA KARŞI KARŞIYA OLMASI BİZLERİ YILDIRMAYACAK. ARTIK NİTELİKLİ YETİŞKİN İNSANLAR YETİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ.

6 Haziran 2019 Perşembe

İSMET ÖZBAKKAL;KAPUZBAŞI ŞELALELERİ YAHYALI KAYSERİ

KAYSERİ YAHYALI DA BULUNAN, KAPUZBAŞI ŞELALELERİ,DÜNYA HARİKASI.!
2017 VE 2019 DA İKİ DEFA GEZDİM GÖRDÜM. SEYRİNE DOYUM OLMUYOR.
HERKESE TAVSİYE EDERİM. MUTLAKA GİDİN GÖRÜN. ALLAH NE HARİKA DOĞA MUCİZESİ YARATMIŞ.
Dünyanın en yüksek ikinci şelalesi durumunda olan Kapuzbaşı şelalesi, görenleri adeta büyülemektedir. İrtifa akışı itibarı ile Uganda’da bulunan Victoria çağlayanı (100mt.) hariç, ABD’de bulunan Niagara’dan 55m., Finlandiya’da bulunan İmarat’dan 25m., Erzurum’daki Tortum’dan 50 m., Antalya’daki Düdenden 25 m. Ve Manavgat’tan 5 m. Daha büyük olan Kapuz Başı şelalesinin aktığı yerin rakımı ise 700 m.dir. Aladağ’ın zirvesinde bulunan kar ve buzullardan beslenmekte ve, ziyaretçilerini yazın sıcaklığında buz gibi çağlayan sularının serinliği ile karşılamaktadır. Zamantı ırmağının iki yanında ve ırmağın üzerini kapatan tabii bir köprünün baş kısmında yer alan 20 mt. yükseklikte Yeşilköy şelalesi vardır. Yine Kapuz Başı Köyü yakınında tepenin doğu ve güneyindeki derin vadi yamaçlarından irili ufaklı büyük bir gürültü ile akan ve görenleri hayrete düşüren vadinin yamacından, Voklüz ayna şeklinde çıkan sular büyük şelale halinde Suarısı deresine dökülerek oradan da Zamantı ırmağına karışmaktadır. Yörede beş tanesi büyük, iki tanesi küçük olmak üzere yükseklikleri 30 ile, 70 mt.’yi bulan ve her biri dereyi besleyecek güçte olan 7 şelale vardır. Ayrıca ilçeye 7km. Uzaklıkta Derebağ Şelalesi de görenleri büyüleyecek derecede bir görkeme sahip oluşuyla, görmek isteyenleri etkileyecek bir doğa harikasıdır. Bölge Kayseri merkezinden 165 km uzaklıkta olup, Yahyalı-Kapuz Başı arasındaki 62 km’lik yolun stabilize olan bölümünde genişleme ve yeni güzergah çalışması bitirilmiştir. Asfaltlama çalışmaları başlamıştır. Büyük bölümü orman içinden geçen yolun manzarası keyif verici. Yorgunluğu alıp götürüyor. Kapuzbaşı Şelaleleri, Aladağ Milli Parkı sınırları içerisindedir. Şelale, Aladağlar trekking parkurunun en güzel durak noktalarından biri. Adana-Kayseri arasındaki Aladağlar geçişini 5 günde tamamlayan gruplar, 4. gün Kapuzbaşı Şelaleleri’nin yanı başında çadır kurup konaklıyorlar. Bölgeye, yaz aylarında gidilmesi tavsiye edilmektedir.







17 Mayıs 2019 Cuma

İSMET ÖZBAKKAL;MİLLETİMİZ SİYASETİ SEVİYOR

ÇARŞI PAZAR DOLAŞIRKEN,EŞ DOST GÖRDÜĞÜMÜZDE. İLK SORDUĞU İSTANBUL SEÇİMLERİ NE OLUR? BAŞKAN DİYOR. HATTA ÇOK İLGİNÇ TESPİTLERDE VE SAPTAMALARDA BULUNUYORLAR. BEN DE ONLARA İŞLER NASIL,ÇOLUK ÇOCUK NASIL DESEM DE,
YİNE POLİTİKAYA ÜLKE GÜNDEMİNE DÖNÜYORLAR.!
GÖRÜLÜYOR Kİ İNSANLARIMIZ SİYASETİ SEVİYOR... ÜLKE GÜNDEMİYLE İÇ İÇE.
ÜZÜCÜ OLAN ÇARE VE TESPİT KONUSUNDA FİKİR FAKİRLİĞİ VAR..
YÖNETİLMEYİ SEVİYOR. TEPKİSİZ VE SABİT FİKİRLİ.
İnşallah ülkemizin insanları sıkıntı yaşamaz. Birlik ve beraberlik içerisin de huzurla yaşar.
Ülkemiz dahada kalkınır.Her tarafımızı azılı düşmanlar sarmış.


Ya Rabbi senin rızan için ellerimizi açtık, sana yalvarıyoruz, yarabbi bizi huzurundan boş çevirme, bizi kendinden başkasına muhtaç etme, bizi kendinden başkasına yalvartma yarabbi.

Şu cennet vatanımızın her karış toprağı senin uğrunda canlarını veren, şehit kardeşlerimizin kanlarıyla sulanmış, biz bu vatana sahip çıkmak için tarih boyu canlarımızı vermişiz, bugün vatanımız tehlikeye girdiğinde 7’den 70’e kadınıyla erkeğiyle canlarımızı feda etmek üzere ebrehenin ordusunun karşısında ebabil kuşlarının attığı taşlar misali hiçbir güç kuvvet yetiremez,  silahların tankların önüne başlarını koyan ve ta istiklal savaşından bu zamana kadar vatanımız kurtarmaya çalışan tüm şehit kardeşlerimizin ruhlarını şad eyle..

YaRab bizim vatanımızı düşman çizmeleriyle çiğnetme, bizi vatansız bırakma, bizi bayraksız bırakma, bizim hürriyet ve istikalalimize musallt olanlara fırsat verme ya rabbi. Bizi hürriyet ve istikalimiziden mahrum bırakma ya rabbi. Minarelerimizde okunan ezanı Muhammedileri dindirme, ayyıldızlı bayrağımızı gönderlerden indirme ya rabbi, indirme ya rabbi, düşmanlarımıza fırsat verme ya rabbi. Özellikle yeryüzünde ebu cehiller, ebu lehepler, ebreheler olduğu gibi firavunlar, nemrutlar olduğu gibi onlar tarihin hiçbir devrinde eksik olmadılar, bugünkü firavunların, bugünkü ebu cehillerin ebu leheplerin şerrinden muhafaza eyle .

Ya Rabbi. Şurada toplanan kardeşlerimiz sana ellerini açtılar  sana olan imanları sana olan güvenleri, sana olan tevekküleri ile sana yalvarıyorlarlar . ya rebbel alemin bunlar bedirde,bunlar Uhutta, bunlar çanakkale de, bunlar kurtulus savaşında, vatanlarını milletlerini dinlerini inançlarını korumak için savaşan kardeşlerimiz  gibi ya rabbi bu uğurda can veren şehitlerimizi okunan kuranlar hurmetine Yasinler hurmetine, aşırlar hurmetine ruhlarını şad eyle makamlarını cennet eyle, bedir şehitleri ile haşr eyle. Uhut şehitleri ile beraber haşr eyle.

Ya Rabbel alemin bizleri ve şu kardeşlerimizi de bedirden uhuttan sağ olarak dönen kardeşlerimizle haşr eyle. Burada toplandığımız gibi yarın mahşer gününde peygamberimizin sancağı altında toplanmayı  haşru cem eyle. Peygamberimizi vatan sevgisi imandandır buyuruyor  vatan uğruna şehit olan tüm şehitlerimize merhamet eyle. Bizi rahmetinden mahrum bırakma bizi her türlü tehlikelerden kötülerden kötü insanların şerrinden iblis kılıklı hainlerden, ebu cehil kılıklıların şerrinden, özellikle hürriyet ve istikalimize tasallut eden bizi köleleştirmek bizi diz çöktürmek bize emir verildiğinde emirlerini yerine yetirtmek  isteyenlere ya rabbi fırsat verme, bize güç ve kuvvet nasip eyle bizi kendinden başka hiç kimseye muhtaç etme ya rabbi.

Ya Rabbel alemin şu güzen cennet vatanımızda ayaklarımızı bastğımız her yerde şehitlerimizin kanları ve kemikleri  var.Onların kanlarını ve kemiklerini sızlatacak yanlış işler yapmaktan bizleri muhafaza eyle. O şehit kardeşlerimizin uğrunda şehit oldukları davalarına sahip çıkacak ihlaslı imanlı vatanını ve milletini seven nesiller yetiştirmeyi nasip eyle ya rabbi.. bizi kendinden başkasına muhtaç etme. Dualarımızı ve okunan kuranları kabetüllah, ravzai mutahharada yapılan dualar zümresine dahil eyle. 

Bu necip bu asil millete şu cennet vatanımıza hizmet etmek isteyenlere güç ve kuvvet nasip eyle. Onların ömürlerini hayırlı bereketler  ihsan eyle.. Sayıni ve sayımızi meşkur eyle, amellerini ve amellerimizi makbul eyle..Onları beddua edenlerin beddularından  koru ya rabbi. Onların beddualarını kendi başlarına makus eyle ya rabbi.. ya rabbi cehennem ateşlerini onların başlarına makus eyle. Makus eyle ya rabbi. Makus eyle ya rabbi. Onları kahhar ismi şerifin hurmetine kahru perişan eyle ya rabbi. Yaralalanan kardeşlerimize acil şifalar ihsan eyle ya rabbi.

Devletimizi miletimizi payidar eyle,
vatanımızı milletimizi ve tüm İslam vatanlarını muhafaza eyle. bütün şehitlerimize rahmet eihsan eyle. Kabirlerini pür nur eyle makamlarını ali eyle cennetinele cemalinle müşerref eyle a rabbi.

10 Mayıs 2019 Cuma

İSMET ÖZBAKKAL; ALTIN DAMLALAR ALIN TERİ

GÜNÜMÜZDE ALTIN DAMLA OLAN ALIN TERİ,  ÖNEMİNİ KAYBETMİŞ GİBİ GÖZÜKÜYOR.!!
ALIN TERİ;EMEĞİN DAMLASI,HELAL LOKMA,EMEĞİN SÜZÜLÜŞÜ  KAZANÇ DEMEKTİR.
GÜN GEÇMİYOR DOLANDIRICILAR,SAHTEKARLAR,HIRSIZLAR YAKALANMASIN. YAKALANMAYANLAR DA KUL HAKKI YİYENLERDE CABASI.
ALIN TERİYLE KAZANÇ,BEREKETTİR.
HERKESİ HELAL KAZANMAYA  DAVET EDİYORUM...
İslam ahlakının en önemli ilkelerinden biridir helal kazanç. İnsanın ana rahmine düşüşü ile başlar serüveni. Babasının ve annesinin helal lokma ile beslenen bir bedene sahip olması etkilidir çocuğun ana rahmindeki hali üzerinde. Oradaki gelişme sürecinde de annesi yediğini, içtiğini, giydiğini vs. helal çizgisine dikkat ederek yerine getirmeli. Dünyaya geldikten sonra, büyürken, gelişirken, yetişirken, öğrenirken velhasıl Müslüman kimliği ve kişiliği oluşurken annesi-babası her açıdan davranışlarına dikkat etmeli ve helal lokma, helal kazanç çizgisinden asla taviz vermemeli. Sadece bedensel gelişme ile yetinilmemeli, aklen, fikren, kalben de çocuk helal-haram çizgisine titizlikle riayet edecek bir eğitime tâbî tutularak haramların tehditleri karşısında kendi ayakları üzerinde durabilecek kıvama getirip hayata öyle teslim edilmeli.
Ahlâkî davranışlarımızın oluşmasında Kur'ânî ilkelerin ve sünnetin birinci derecede etkisi vardır. Dolayısıyla helal lokma, helal kazanç konusunda hem kendi çizgimizi muhafaza etmek ve hem de bu çizgiye sadâkat bağlarıyla bağlı tertemiz bir nesil yetiştirmek için bu ilkeleri sık sık hatırlamalı ve hatırlatmalıyız. “Ey peygamberler! Helal ve temiz şeylerden yiyin ve iyi işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı bilirim” (Mü'minûn, 51) ayeti ile tüm insanlar yenilmesi içilmesi dince haram kılınmamış tertemiz şeylerden yemeye davet ediliyor. “Aranızda mallarınızı haksız sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin” (Bakara, 188) ayetinin, başkasına ait bir malı zimmetine geçiren bir adam hakkında nazil olduğu ifade ediliyor. Adam bu mal konusunda aleyhinde delil olmadığı için, haksız ve günahkar olduğunu, yediği malın haram olduğunu bile bile borcunu inkar ediyor ve bu iddia ile mahkemeye başvuruyor. Peygamber efendimiz bu tür yollarla haksız kazanç elde etmek isteyenler için şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Hiç şüphesiz ben de bir insanım. Zaman zaman bana da davacı başvurur. İçinizden biri, bir başkasına göre davasını daha etkileyici bir dil ile savunabilir ve ben de onun lehine hüküm verebilirim. Bu şekilde kimin lehine hüküm verir de başkasının hakkını zimmetine geçirirsem bilsin ki, bu haksız mal, bir ateş parçasıdır. Buna göre ister onu taşısın, isterse bıraksın” (Müslim, Müsâkât 137).
Peygamberimiz (sav) haksız kazanç elde ederek mallarına haram karıştıran kimseleri, içyüzünü bildikleri davaları ile baş başa bırakıyor. Zira hakimin kararı ne herhangi bir haramı helâl ve ne de herhangi bir helâli haram haline getirebilir. O sadece göz önündeki delillere göre bağlayıcılık ifade eder. Günahı, sorumluluğu o konuda hile yapan, yanıltmaya başvuran tarafın omuzlarındadır (Bkz., Fîzılâli'l-Kur'an, Bakara 188'in tefsiri).
Kur'an'da dikkat çekilen en büyük haram kazançlardan birisi de yetim malı yemektir: “Muhakkak ki yetimlerin mallarını zulümle (haksızlıkla) yiyenler karınlarına sadece ateş yerler. Ve onlar yakında alevli ateşe atılacaklardır (Nisa, 10); ayeti bu hususu çarpıcı ve yeterince açık bir şekilde vurgulamaktadır. Yetim malının bir ateş olarak insanı hem bu dünyada ve hem de öteki dünyada yakacağı, hiç kimsenin buna tenezzül ederek helal malını harama dönüştürmemesi gerektiği hususu oldukça uyarıcı bir üslupla ifade edilmektedir.
Pek çok rivayette helal kazanca dikkat çekilmekte, çoluk çocuğunun geçimini helalinden temine çalışanın, Allah yolunda mücahede eden gibi ve namusu dairesinde helalinden dünyalık peşinde olanın şehidler derecesinde olduğu belirtilmektedir. Ayrıca kırk gün helal yiyenin kalbini Allah'ın nurlandırdığı ve hikmet pınarlarını kalbinden lisanına akıttığı bildirilmektedir. Parasında bir kuruş haram olduğu halde on kuruş ile bir elbise alan kimsenin üzerinde o elbiseden bir parça bulunduğu müddetçe namazının kabul olmayacağı, helal kazanç uğrunda yorgun olarak akşamlayan kimsenin günahları bağışlanmış olduğu halde yatacağı ve Allah Teala kendisinden razı olduğu halde sabahlayacağı, şüpheli şeylerden kaçınarak vefat eden kimseye Allah Teala'nın bütün Müslümanların sevabı kadar mükafat vereceği rivayetleri helal kazancın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır (İhyau Ulumu'd-dîn, II, 235-237).
“Her işin başı eğitimdir” sözünü çok sık kullanırız. O zaman okullarımızda sadece dini muhtevalı derslerde değil, her vesileyle öğretmenlerimiz helal kazanç konusunu öğrencisinin gündeminde hep canlı tutmalıdır. Eğer sınavlarda kopya çekmenin haram kazanç olduğuna onları ikna eder ve öğrenciler de bu haram kazanca asla tevessül ve tenezzül etmeme noktasında bir kişiliğe sahip olurlarsa, haramlardan uzak, tertemiz bir neslin yetişmekte olduğu müjdesini verebiliriz. Tabi burada öğretmenlerimiz de şuna özellikle dikkat etmeli: Eğer sorumlu oldukları herhangi bir dersin hakkını vermez ya da boş geçirirse haram kazanç elde etmiş olurlar, öğrencileri için sergileyecekleri en önemli davranış bir dakikalarını dahi boşa geçirmemeleri ve girdikleri dersin hakkını dolu dolu vermeleri hususudur.

28 Nisan 2019 Pazar

İSMET ÖZBAKKAL;İNSANCA YAŞAMALIYIZ!!!

YAŞADIĞIMIZ ORTAMLAR VE SOSYAL MEDYADA İZLEDİĞİMİZ OLAYLAR İĞRENÇ.
NE OLUYOR VATANDAŞLARA???
TECAVÜZLER,DOLANDIRICILAR,ÇETELER,UĞUŞTURUCU SATICILARI,İÇİCİLERİ,FUHUŞ YAPANLAR,KUMAR OYNAYANLAR,TEFECİLİK YAPANLAR NEDEN ÇOĞALDI...
AHLAK EROZYONU MU YAŞIYORUZ.
HERKES KENDİNE ÇOLUĞUNA ÇOCUĞUNA SAHİP OLSUN LÜTFEN.
YARADAN VAR.ALLAH VAR.CENNET CEHENNEM VAR. KİMSE ÖLÜMSÜZ DEĞİL...
KUL HAKKI YEMEYİN,ADAM GİBİ YAŞAYALIM.

AHLAK ve FITRATIN BOZULMASI
Yaratılıştan günahsız ve mükemmel bir varlık olarak yaratılan insan, ana rahminde başlayıp ölümüne kadar kendini eğitme kabiliyetine sahiptir. Çocukluk yıllarının bir bölümünde pasif kalırken, ileriki yıllarda kendini tamamen kontrol altına alabilme yeteneğine sahiptir. Bu yönüyle onun gelişmesine; başta anne babası, öğretmenleri, arkadaşları, toplum, basın-yayın ve teknolojik gelişmelerle tüm dünya insanının doğrudan ya da dolaylı olarak etkisi olmaktadır.
Yüce Allah (c.c.)’ın masum olarak dünyaya gönderdiği her çocuk, harika bir donanıma sahiptir. Gördüğü iyilikleri ya da kötülükleri hafızasına kaydeder. Karakterini oluşturacak bu gözlemleri ailesiyle başlar, gelişim sürecindeki imkânlarına göre gelişir, olgunlaşır, bilgi ve becerisini belirler. Belleğine yükleyeceği her kötü, faydasız, olumsuz ve yanlış bilgi, adeta bilgisayarı çökerten bir virüs veya vücudu saran bir mikrop gibi duygu ve düşüncelerini olumsuz yönde etkileyecek, yıkıcı duygulara kapılmasına vesile olacaktır. İnsanın bu özelliğini bilen Yaratıcı, erdemli bir toplum oluşturmanın yöntemlerini çeşitli vesilelerle haber vermiştir. Hz. Âdem (a.s) la başlayan ve fıtratı bozulan her kavim uyarılmış, cennet gibi imar edilen nice beldeleri, kötü niyetli kişiler, harabeye çevirmiştir. (Bakara, 205)
Yüce Mevla Hz. Muhammed (sav.)’i; düşünce, söz, eylem ve güzel ahlakıyla insanlara örnek göstermiş ve son kez (Ahzab, 40)uyarmıştır. Peygamberlik öncesinde insanların kalbinde taht kurarak “Güvenilir Muhammed” unvanını alan Allah Elçisi, Rabbinin öğütlerini insanlara en güzel şekilde bildirmiş, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hud, 112) hitabıyla, ahlakını tahrip edebilecek virüslere karşı uyarılmış, “Sen yüce ahlak üzeresin” (Kalem, 4) ayetiyle bu güzel yaşantısı insanların beğenisine sunulmuştur. İnsanda yaratılıştan var olan utanma duygusunu yok edecek her türlü olumsuzluklar dinimizce yasaklanmıştır. Yalan söylemek, söz taşımak, haksız yere insanları suçlayıp onurlarını kırmak, hataları araştırıp toplumu kötülüğe yönlendirme gibi faydasız eylemler, bunların bir bölümünü oluşturur. Toplumu meşgul eden bu tür olumsuzluklar, güzel gelişmelerin önüne konan birer engel gibidir. İnsanların ümidini kırar. Hayallerini yıkar. Pozitif enerjiyi, negatife çevirerek emeli olmayan asalak bir toplum oluşturur. İnsanın düşüncelerinde meydana gelen bozukluklar eylemlerine yansır ve tüm bireylerin yaşantısı kaosa dönüştürür. Dostluk ilişkilerini yıkar. Başkasını eleştirmekten kendini sorgulamaya zaman bulamaz. Kötülüğün her türlüsünü kendine mubah sayar. “Yaşamak için öldüreceksin” felsefesiyle başkalarına yaşama hakkı tanımaz. Egosunu tatmin edebilmek için “yaşasın kötülük” anlayışıyla ahlaksızlığın öncülüğünü yapmaya çalışır.
“Kötülüğe kötülükle karşılık verilmez” (Mecelle) kaidesi gereği olumsuzlukları düşünce ve hayatımızdan tamamen atmalıyız. “Bağışlayıcı ol. İyiliği öner. Cahillerle tartışmaya girme” (Araf, 199), “Kötülüğü iyilikle ortadan kaldırın” (Rad, 22), “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” (Zumer, 9), “Yapmayacağız işleri insanlara önermeyin” (Saf, 2) v.b. gibi birçok ayet ve hadisle dinimiz bize doğruyu göstermektedir. İçi boş tartışmalar, vaktimizin boşa gitmesine sebep olur. Karanlığa sövmektense, bir mum yakarak her birey yaşadığı çağı aydınlatmalı, geleceğimiz olan yavrularımıza da yaşanabilir bir dünya bırakmalıyız. Kapısının önünü süpüren insanların bu işi yapmasıyla dünyanın bir anda çöplerden temizleneceği gibi, fıtratı bozan kötü duygu ve düşünceleri terk edip, hayatımızdan çıkararak tüm kötülüklerden bir anda kurtulmamız mümkündür. Bunu başarmak da, sanırım başkasını değil, kişinin kendini sorgulamasıyla mümkündür. Gözündeki merteği fark edip temizleyen her birey, muhatabının gözündeki çöplerle ilgilenmeyi utanç vesilesi sayacaktır.
Selam ve dua ile…

23 Nisan 2019 Salı

İSMET ÖZBAKKAL,TARİHTE İLK SENET,MÜHÜR KAYSERİ DE BULUNDU.

Kültepe - Kayseri

Kayseri tarihini 6000 yıl önceye dayandıran belgelerin gün ışığına çıkarıldığı Kültepe, Kayseri merkeze 24 km uzaklıktadır. Hititlerin Anadolu’da kurduğu ilk kentin kalıntısı olan höyük ve onu saran Karum’dan oluşan Kültepe Ören Yeri’nde yönetim binalarının, dini yapıların, ev, dükkân ve atölyelerin kalıntıları görülmektedir.
Kültepe Tabletleri
Asurların kurduğu büyük ticaret kolonileri karumların merkezi Kültepe’deki Karum’du ve diğer karumları yönetiyordu. Kültepe, Anadolu’daki ilk yazılı tabletleri barındırması ve dünyanın ilk organize ticaret merkezi olmasıyla ön plana çıkmaktadır. Asur çivi yazısı ile yazılan bu tabletlerde, dönemin siyasi ve hukuki ilişkilerini gösteren mektuplar, senetler, mühürler ve anlaşma metinleri vardır. Söz konusu tabletler 2015 yılında Unesco Dünya Belleği listesine alınmıştır.
Ticaret yolu üstünde stratejik öneme sahip Kültepe bu özelliğini yüzlerce yıl sürdürmüştür. Kültepe, dünya müzelerine ve eski eser pazarlarına dağılan ve Kapadokya tabletleri olarak tanımlanan çivi yazılı belgelerin ilk ortaya çıktığı 1871 yılından beri bilinmektedir. 1925’te Kültepe’nin önemli bölümlerinden biri olan karum keşfedilmiştir. 1948 yılından beri Türk Tarih Kurumu ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına bölgede kazılar yapılmaktadır. Kültepe’de Asur, Genç Hitit, Helen, Roma, Pers ve Tabal dönemlerine ait eserler ve bulgular gün yüzüne çıkarılmıştır. Çıkarılan bu eserler Kayseri Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Kaynak: Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

28 Mart 2019 Perşembe

MUSTAFA NEVRUZ SINACI HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞMUŞTUR

28.MART.2019 GÜNÜ MUSTAFA NEVRUZ SINACI VEFAT ETMİŞTİR.
Demokrasi aşığı sayın Sınacı ya Allah tan rahmet diliyoruz.Yattığın yer cennet mekan olsun.
1954 Niğde doğumlu. İlk, Orta ve Liseyi Konya’nın Ereğli ilçesinde bitirdi. Tahsilini Ankara’ da tamamladı. Hukukçu, Siyaset Bilimci, İktisatçı - İlâhiyatçı, Araştırmacı–Yazar. Sırasıyla; Demokratik Parti Gençlik Teşkilâtı Genel Başkanı, Tüketicileri Koruma Birliği Genel Başkanı, TÜRK-KONUT Kurucusu ve Birlik Başkanı, EKKON Genel Başkanı, ANAP’ta (3.Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın ricası ile) Başkan Yardımcısı; Demokrat Parti’de ‘3821 SK gereği açılış dönemi’ Genel Koordinatör Yardımcısı, 7 ve 9. dönem Genel Başkan Yardımcısı, Genel Sekreter, İdari Mali İşler Başkanı, Genel Başkan Vekili ve nihayet İnsan ve Kültür Ocağı Genel Başkanı olarak çalıştı. Adalet, Sabah, Akşam, Zafer, Son Havadis, Bugün, Her Gün, Ortadoğu, Tasvir, Zaman, Meydan, Haber, Anayurt Gazeteleri ile Bilim Teknik dâhil pek çok Dergide yazarlık yaptı. 2002'de emekli oldu. Halen Amerika merkezli “TURKISH FORUM” (Dünya Türk Kongresi) Danışma Kurulu Üyesi, ANAYURT Gazetesi ile TURKISH NEWS (ABD) Köşe Yazarı, Bilinç Akademisi Başkanı, BİLİNÇ ÜNİVERSİTESİ Rektör Yardımcısı ve Demokratlar Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan yazar; Evli ve üç çocuk babasıdır.
VATAN MİLLET İÇİN YAPTIĞIN HİZMETLER UNUTULMAYACAK. DEĞERLİ DOSTUM DUALARIMIZ SENİNLE. ALLAH RAHMET EYLESİN,NURLAR İÇİNDE YAT.