29 Temmuz 2015 Çarşamba

Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, "Polisimize ve askerimize yapılan saldırıları kınıyoruz" dedi.

Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, "Polisimize ve askerimize yapılan saldırıları kınıyoruz" dedi.
Özbakkal, "Kim kandan besleniyorsa Allah kahretsin. İçimiz sızlıyor. Polisimize,askerimize ve vatandaşlarımıza yapılan kahpece saldırıları Demokrat parti olarak kınıyoruz. Yaşanan olaylar terörün kirli yüzünü bir kez daha ortaya koymuştur. Yapılan terörist saldırılar aslında milletimizin huzuruna, birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine yapılmıştır. Milletimize sesleniyoruz. Oyuna gelmeyelim. Her karış toprağında şehit kanı olan bu topraklarımızı, bölmeye parçalamaya kimsenin gücü yetmeyecek. 77 milyon vatandaşımıza birlik beraberlik çağrısı yapıyoruz. Güvenlik güçlerimize yardımcı olalım" dedi.
Özbakkal ayrıca, "Milletimizi derin üzüntüye boğan olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ve şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve ülkemize başsağlığı diliyoruz.
Medeniyet tarihi boyunca kan ve gözyaşının hakim olduğu Orta Doğu coğrafyasında şiddetin son bulmasının yolu, kanın her yerde, her ırk, her din ve mezhepte kırmızı, ölümün her evde acı olduğunun kabul edilmesinden geçmektedir" ifadelerini kullandı. - KAYSERİ

12 Temmuz 2015 Pazar

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, yayınladığı mesajında "Tüm İslâm aleminin mübarek kadir gecesini kutlarım" ifadesinde bulundu.

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, yayınladığı mesajında "Tüm İslam aleminin mübarek kadir gecesini kutlarım" ifadesinde bulundu.
Mesajında, "Ramazan, 7'den 70'e, tabandan tavana bütün Müslümanların tam bir ibadet şuuru, samimi ihlas, inanç ve bilinç içerisinde Oruç tutmaları; Zekat, fitre ve mümkünse muhtaçlara sadaka verip Alem-i İslam'ı sevindirmeleri icap eden kutsal bir ay'dır" ifadesinde bulunan Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, mesajını şu şekilde sürdürdü:
"Aç olmayan; Açıkta kalmayan; İş aramayan; Hastane kapılarında kuyruk beklemeyen; Mahkeme kapılarında ıstırap çekmeyen vatandaşlarımızın Bayramlarını kutlamak isterdim!
LYS imtihanını geçmeyi ümit eden, köyde tarlada mahsul bekleyen, tatil beldelerinde turist bekleyen, mahsulünü satmayı bekleyen, evlenmeyi bekleyen, tayin bekleyen, emeklilik bekleyen, mutlu olmayı bekleyen, ülkelerinden kaçarak gelen, göçmen olup, ekmek bekleyen, Asgari ücretliyi, emekliyi, dulu, yetimi ve binlerce şehit ailelerinin bayramını kutlamak isterdim.
Allah'ım, Ramazan bayramını hayırlara vesile kıl; Vatanımızı, Milletimizi, Yalan ve talanla geçinen, kul hakkı ve haram yemekten bıkmayan, usanmayan muhterislerden kurtar ya Rabbi.Siyasete adalet; Siyasi partilere parti içi demokrasi; Hükümetlere hikmetle, yüksek fazilet, saydamlık ve dürüstlükle hükmetmeyi nasip ve ihsan eyle.. Kötüleri, hırsızları, rüşvet ve iltimasla iştigal eden mahlükları; Anarşi, terör ve tedhiş erbabı ile canilere yardım-yataklık yapan sapkınları ıslah ve muhlis eyle; Islah ve muhlis etmeyip, tövbekar olmayanları Kahhar İsminle kahreyle, mahfeyle, helak eyle; Aziz Milletimiz ve Necip İslam alemini bu sefil, cani, ruhsuz ve sapıklardan kurtar ya Rabbi!.." - KAYSERİ

9 Temmuz 2015 Perşembe

30 Haziran 2015 Salı

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL’IN “SİYASET VE AHLÂK” KONULU BASIN BÜLTENİ

DEMOKRAT PARTİ KAYSERİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL’IN “SİYASET VE AHLÂK” KONULU BASIN BÜLTENİ
Bugün ülkemizde “siyaset/politika” kelimesi; Ne yazık ki yolsuzluk, hırsızlık, soygunculuk, yalancılık, ikiyüzlülük, güvenilmezlik ve inanılmazlık bağlamında “POLİTİK ACI” olarak algılanmakta ve kullanılmaktadır.
Ayrıca, halk arasında yalan, yanlış, eksik ve doğruluğundan şüphe duyulan meseleleri ele alan konuşmalarda 'siyaset/politika yapma' şeklinde insanlar uyarılmakta, ikaz edilmekte ve bu vesileyle “güncel politika” sifli bir meslek biçiminde tanımlanmaktadır.
Siyaset/politika kelimesinin karşısında 'Devlet işlerini adalet, hakkaniyet, tam dürüstlük, mertlik ve faziletle; “kamu yararına” düzenleme ve yönetme sanatıdır' ibaresini buluruz. Bunun açık anlamı şudur;
Halk’a hizmet ve fazilet anlamında, “namuslu ve dürüst” siyaseti herkes yapamaz.
Her önüne gelen, “yüksek erdemlere, ilim ve irfana sahip olmadıkça” hobi olsun diye istediği veya sevdiği için siyaset yapamaz.  
Siyaset yapabilmek için ancak bir sanatkâr seviyesine erişmek, yani yaptığı işi en üst düzeyde bilmek, içselleştirmek, özgür bilim ve hür iradeye sahip olmak, hiçbir menfaat beklemeden; Vatanı, milleti, özgürlüğü, bağımsızlığı sevmek, can pahasına korumak ve tam bir inançla “en doğru/dürüst biçimde” vatan hizmetini gerçekleştirmek zorunluluğu vardır.
Bilgisiz, kültürsüz, yeteneksiz, devlet ve millet geleneğini anlamamış, umur-u devlet’den bihaber, milli hasletlerimiz ve milli gücümüzü yeterince tanıma bilincine erişememiş cahil cühelâdan siyasetçi olmaz. Bir takım onursuz ve şuursuz uşakların, her seçim döneminde yenilenen seçim kanunlarına dayanarak yüce meclisimize girmeleri ile bugünkü kötü olarak değerlendirilen 'siyasi ahlâksızlık ve rezil imaj' hep birlikte bunlarca oluşturulmuştur.
İç ve dış politikamızı yürüten “siyasi güç unsuru”;
Ülkemizin milli gücünü teşkil eden “Ekonomik Güç, Askeri Güç, Demografik Güç, Coğrafi Güç, Bilimsel ve Teknolojik Güç ve Psiko-Sosyal Güç” unsurlarını kullanır.
Buna göre siyasi güç; diğer Milli Güç Unsurlarının lokomotifidir.
Onları seçilen milli hedefler doğrultunda yönetir ve yönlendirir.
Bütün bu sayılan güç unsurlarının birbirleri ile koordinasyonunu ve uyum içinde birlikte çalışmalarını sağlar. Bu unsurların bir bütün halinde milli hedeflerimiz doğrultusunda geliştirilmesi için gerekli tedbirleri alır.
Bu kadar ağır bir yükü üstlenecek olan siyasetçilerimizin bugün içine düştükleri durumun adını sokaktaki sade vatandaşımız koymuştur.
Vatandaşlarımız görünüşe göre haklıdır.
Çünkü görünen köy kılavuz istememektedir. Yıllardır, 'seçilmek için' yani 'kendisini yönetmek için' karşısına gelen kişiler hep aynıdır. Aynı isimleri yine aynı yöntemlerin uygulandığı bir ortamda karşısında görmektedir.
Kimi seçecektir?
Nasıl seçecektir?

Bu güzel şehitler yurdu toprakların yönetimini kimlere verecektir?
Yerel bazda bazen dedikoduların içinde kalıyorum, iftira açıkça atılıyor.
Özellikle seçilmişe çamur at izi kalsın şahsımı çok rahatsız ediyor.
Bizler, Demokrat Parti olarak; Önümüzdeki  seçimlerde oy alabilmenin yolunun mesnetsiz iddia ve iftira olmadığını herkese ve her kesime göstermeli; Siyaseti “fazilet mücadelesi” olarak yaptığımızı ispatlamalı ve özellikle:  
Tarihi ve kadim projelerimizi sevgili halkımıza anlatarak, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve teknik açıdan “Demokrat Parti Farkını” ortaya koyarak ve “namuslu, dürüst, saydam, ilkeli, onurlu, sorumlu İLMİ ve MİLLİ demokrasinin” halk’a hizmet yolunda sağladığı “SİYASETİ İHYA, ASLINA RÜCU ve milleti tasalluttan kurtarma” vazifesinin verdiği yüksek siyaset inancından yaralanmalı;
“Tüzel kişiliği, mensup ve teşkilât yetkilileri hakkında defalarca dava açılan; binlerce siyasi istismar, suiistimal, ahlâksızlık, yolsuzluk, haksızlık, adaletsizlikle malul” bir baskı grubuna; İktidar ve “duyarsız, onursuz ve sorumsuz muhalefeti dâhil” gereken ders mutlaka verilmeli;, Aziz ve Necib Türk Milleti, lâyık olduğu: “Temiz Devlet, Milliyetçi, Mukaddesatçı, Saydam, Demokrat, Dürüst ve Temiz Hükümete” acilen kavuşturulmalıdır. 
Hayırlı ve Huzurlu; güzel bir seçim dönemi geçirmek dileğiyle;
“İYİ, İLKELİ, ONURLU, SORUMLU, 'NAMUSLU, DÜRÜST VE DEMOKRAT' OLAN KAZANSIN”...
diyorum..