TAEKWON DOCU İSMET ÖZBAKKAL
İsmet ÖZBAKKAL
1979-1980 Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) Gençlik Kolları Başkanı. 1993-1994 Doğru Yol Partisi (DYP) Gençlik Kolları Başkanı. Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi. 1995-1996 İlçe Başkanı. 1997-1998 Demokrat Türkiye Partisi (DTP) İL Başkanı. 2012-2018 Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı. Siyaset Bilimci. Yazar. Yakın Dövüş Ustası. Parti ve Dernek Kurucusu. Müteahhit ve Gayrimenkul Sektörü Yatırım Danışmanı. Kaizen Uzmanı.
12 Temmuz 2026 Pazar
TAEKWON DOCU İSMET ÖZBAKKAL
17 Ocak 2026 Cumartesi
EMEKLİ İNSANLARIMIZ NASIL YAŞAR
BENİM GÜZEL YURDUMUN İNSANLARI
Çalışır didinir bir şekil de emekli olur.
Şehir de yaşamak farklı. Köyde yaşamak farklıdır.
ŞEHİR hayatı bambaşka kurallar içerisin de. KENDİ
HAYATINI YAŞAMAK ZORUNDA.
Akrabalık ilişkileri bitik,
Arkadaş ilişkileri bitik durum da.
En zoru ONUR lu yaşamak…
Sadece emekli maaşı alanı düşünelim.
EVİ var mı?
Arabası var mı?
EŞİ VAR. Oldu iki kişi.
En düşük emekli maaşı 20 bin oldu.
Ben bu parayı bölüştüremedim.
ALLAH yardımcısı olsun.
Giyinme, seyahat, günlük dışarda yeme içme, gezme yok.
Kısaca emekli nefes alamıyor.
SEYYANEN YAPILAN ZAM EMEKLİYE NEFES ALDIRACAKTIR.
SIKINTI VERMEYEN BİR YAŞLI DOSTSUZ KALMAZ…
BİR YAŞLIYA BAKARKEN, YAŞANIP BİTMİŞ BİR HAYATA DEĞİL,
KENDİ GELECEĞİNE BAKTIĞINI UNUTMA.
29 Aralık 2025 Pazartesi
TOPLUM NEDEN GERGİN
![]() |
TOPLUM NEDEN GERGİN |
2025 yılının sonuna geldik. Yaşadığımız iç ve dış olaylara çok duyarlı olan insanlarımız,. Panik içerisinde hareket ederek mutsuz bir görüntü veriyorlar. Terörü bitirme projesi,. DIŞ POLİTİKA KOMŞUMUZ SURİYE DE YAŞANAN OLAYLARA duyarsız kalmak mümkün değil. MEDYA da seyrettiğimiz toplumsal olaylar Trafikte kavga etmek. Aile kavgaları. UYUŞTURUCU VE BAHİS OLAYLARI Toplumu germiştir. GENÇLERİMİZ AHLAKI NEREDEN ÖĞRENECEKLER… Toplum içinde gezerken toplu taşıma araçlarında. ,AVM’ler de gördüğümüz gençlerin çoğunluğu Asi ve toplum ahlakından uzak olduğu gözükmektedir. MÜLTECİLERİN DURUMU Toplumun en kalabalık yerlerin de gezmektedirler. En merkezi semtlerin de oturmakta olup kendi adetleri, kendi kıyafetleriyle yaşamaktadırlar. Oysa burası TÜRKİYE modern ülke. Kurallara ve ahlaki insani değerleri olan, geçmişi olan milleti yaşadığı güzel vatanımızdır. ÖRF VE ADETLERİMİZ KAYBOLMAK ÜZERE Aile terbiyesi nerede Nerede okul terbiyesi Dini eğitim nerede Nerede meslek ahlakı NE OLDU BU MİLLETE Kuşak değişimiyle ahlakta mı değişti, Bizi göçmenler mi etkiledi, YOKSA TV DİZİLERİMİ ETKİLEDİ AHLAK VE ÖRF ADETLERİ HİÇE SAYAN DİZİLER. Mafya yapımları, bol medresli diziler,. BİZLER BABADAN BÖYLE GÖRMEDİK Büyükler gelince ayağa kalkardık, Saygı sevgi en öndeydi, YALAN YOKTU İTAAT VARDI ANNE BABAYAYLA AYRI YAŞANMAZ ÖLÜNCEYE KADAR HELALLEŞİLİR BAKILIRDI.
18 Nisan 2023 Salı
14 MAYIS 2023 SEÇİMLERİ
29 Ağustos 2021 Pazar
İSMET ÖZBAKKAL; 30 Ağustos Zafer Bayramı,KUTLU OLSUN.
18 Aralık 2020 Cuma
İSMET ÖZBAKKAL; SİYASETÇİ OLMAK
16 Ağustos 2020 Pazar
İSMET ÖZBAKKAL;DOĞU AKDENİZ MESELESİ
TÜRKİYE SAHADA,. GÜÇLÜ TÜRKİYE,ORDUSUYLA DÜNYA YI TİTRETİYOR. Doğu Akdeniz Sorununun Nedenleri ve Türkiye’nin Politikası
Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakatın Yunanistan’ı ve ona destek veren ülkeleri çok rahatsız ettiği görülüyor, ancak adaların deniz yetki alanlarının sınırlı olacağına dair çok sayıdaki uluslararası yargı kararı Ankara ile Trablus arasında atılan bu adımı destekliyor.
Türkiye’nin satın aldığı sondaj gemilerini petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri için göndermesi ve Libya ile imzalanan mutabakatla birlikte Doğu Akdeniz meselesi yoğun bir şekilde gündeme gelmeye başladı.
Ama Ankara’nın attığı bu adımlar öncesinde de Doğu Akdeniz birçok sorunun yaşandığı önemli bir bölgeydi.
Kıbrıs Sorunu bunların başında geliyor.
Yine İsrail ile Filistin arasında yaşanan anlaşmazlık ile Suriye İç Savaşı ve Lübnan Sorunu da Doğu Akdeniz’in sorunları.
Aynı şekilde Libya İç Savaşı da Doğu Akdeniz sorunları dediğimizde akla gelen meselelerden biri.
Türkiye ile Yunanistan arasında Ege’de karasuları, kıta sahanlığı, adaların silahsızlandırılması, hava sahası gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklar da Doğu Akdeniz sorunları.
Bütün bu sorunlar Doğu Akdeniz tabanında yer alan enerji kaynaklarının paylaşımıyla olduğu kadar, Kıbrıs, Suriye ve Lübnan gibi ülkeler üzerinde kimin nüfuz sahibi olacağıyla ve Libya gibi zengin doğal kaynaklara sahip ülkelerde kimin söz sahibi olacağıyla yakından ilgilidir.
Doğu Akdeniz rekabetinin taraflarına baktığımızda ise, doğal olarak sadece bölge ülkelerini görmüyoruz. Kıyıdaş bölge ülkelerinin yanında ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Suudi Arabistan, BAE ve İran gibi ülkelerin yoğun bir şekilde Doğu Akdeniz ile ilgilendiği görülüyor.
Herkes enerji kaynaklarından pay almaya çalışıyor ve gerek sahip olduğu enerji kaynakları gerekse deniz ulaşımı açısından stratejik önemi büyük olan bu bölgede kendisine nüfuz alanları oluşturmaya çalışıyor.
Bu kadar sayıda bölgesel ve bölge dışı aktörün içinde yer aldığı Doğu Akdeniz rekabetinin nasıl yürütüldüğüne baktığımızda ise, uluslararası hukuktan ziyade güç politikasının öne çıktığı tespitini yapmamız gerekir. Uluslararası hukukun genellikle güç politikasını kamufle etmek için öne sürüldüğüne şahit oluyoruz.
Fransa, ABD, Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Rusya Libya’da isyancı General Haftar’a BM silah ambargosuna rağmen her türlü desteği verirken uluslararası hukuku değil kendi çıkarları doğrultusunda güç politikasını öne çıkarıyor.
Buna karşılık Trablus’taki BM tarafından tanınan meşru hükûmete destek veren Türkiye, Katar ve İtalya da kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor kuşkusuz, ama bunu uluslararası hukuku ihlal etmeden yapıyorlar.
Rusya’nın Suriye’deki hava saldırıları, İsrail’in Gazze ablukası ve saldırıları, İran’ın Lübnan’daki faaliyetleri, ABD’nin PKK/YPG’ye desteği, Batılı ülkeler ile Suudi Arabistan ve BAE’nin Mısır’daki darbeye destekleri de ancak uluslararası hukuk yerine güç politikası ile açıklanabilecek tavırlar.
Türkiye, Doğu Akdeniz’de çıkarlarını savunmak için nasıl bir yol izliyor?
Türkiye’nin, bu kadar sayıda bölgesel ve bölge dışı ülkenin aktif bir şekilde yer aldığı Doğu Akdeniz’de kendi haklarını korumak için izlediği politikanın üç unsuru var.
İlk olarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Mısır’ın Türkiye’nin haklarını ihlal eden adımlarını kabul etmediğini BM’ye bildirmesinde olduğu gibi, bölgede tek taraflı oldubittilere müsaade etmeyeceğini gösteriyor. Uluslararası hukuk açısından Türkiye’nin bölgedeki haklarının kaybedilmemesi için bu bildirimler çok önemli.
İkinci olarak, Türkiye kendi kıta sahanlığı içerisinde gördüğü bölgelerde sismik araştırma ve sondaj gemileriyle petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri gerçekleştiriyor. Bu da hak iddia edilen bölgede gerek arama gemileriyle gerekse onlara eşlik eden askerî gemilerle fiilî varlık gösterilmesi açısından çok önemli. Bu noktada, son dönemde Türkiye’nin Yavuz ve Fatih isimli sondaj gemilerine sahip olmasının ne kadar gerekli ve isabetli bir adım olduğunun altını çizmek gerekir.
Üçüncü olarak, Libya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmalarında olduğu gibi, Türkiye anlaşmalarla kendi kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını belirleyip başka ülkelerin bu bölgelerdeki ekonomik kaynakları çıkarmaya yönelik faaliyet yapmasını engellemeyi amaçlıyor. Deniz yetki alanlarının sınırları konusunda bölge ülkelerinin maksimalist hareket ettiği düşünüldüğünde, bu anlaşmalarla Türkiye’nin kendi yetki alanlarının sınırlarını garanti altına alması da önemlidir.
Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakatın Yunanistan’ı ve ona destek veren ülkeleri çok rahatsız ettiği görülüyor, ancak adaların deniz yetki alanlarının sınırlı olacağına dair çok sayıdaki uluslararası yargı kararı Ankara ile Trablus arasında atılan bu adımı destekliyor.
.jpeg)


.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)





