12 Temmuz 2026 Pazar

TAEKWON DOCU İSMET ÖZBAKKAL

TAEKWON DOCU İSMET ÖZBAKKAL
İsmet ÖZBAKKAL 09.01.1976 yılında Kayseri Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğünde  tekvandoya başladı.
Kayseri şampiyonlukları ve Türkiye Baş Antranörü oldu.
Belge numarası: 1891
Genel Müdürlük No: 18079
1976-1977 , 1980-1981 yılları arasında bulunan lisansları mevcuttur.
Müdürlüğün lisans onayı 11 ocak 1977 dir.
Amatör Sporcu Lisansı mevcuttur.
JUDO TAEK-WON-DO (müsabakalar için gereklidir)
Lisans No: JU-38 dir.
Uzun süre dövüş sporu yapmak; olağanüstü fiziksel kondisyon, gelişmiş refleksler ve kardiyovasküler sağlık kazandırır. Fiziksel faydalarının yanı sıra stres seviyesini düşürerek zihinsel odaklanmayı artırır, duygusal kontrol sağlar ve yıllar içinde yüksek bir özgüven ile sarsılmaz bir disiplin inşa eder.
    SAVUNMA SPORLARI KİŞİLİĞİ GELİŞTİRİR. TÜRKİYE' DE BU SPORU İLK YAPANLARDANIM. DÜNYA DÖVÜŞ SANATLARINI İNCELEDİM. İÇİNDE YAĞLI GÜREŞİMİZ OLAN ATA SPORUMUZ GEÇMEKTEDİR. 
    TEKVANDO SPORUNUN KÜLTÜR FİZİK HAREKETLERİ BÜTÜN VÜCUDA HÜKMETMEKTEDİR. 5 DUYU ORGANLARIMIZIN HEPSİNE İYİ GELMEKTEDİR.
İYİ BİR TEKVANDOCU ALÇAK GÖNÜLLÜ VE EFENDİ OLUR. OLAYLARI KAVGA ETMEDEN SOĞUK KANLILIKLA ÇÖZER.
    HALEN 63 YAŞINDA BULUNMAKTAYIM. SPORDAN KOPMADIM. TEK KOL ŞINAV ÇEKMEKTEYİM. SPORUN SAYESİNDE HALA DİNÇ VE SAĞLIKLIYIM.




17 Ocak 2026 Cumartesi

EMEKLİ İNSANLARIMIZ NASIL YAŞAR

BENİM GÜZEL YURDUMUN İNSANLARI            

Çalışır didinir bir şekil de emekli olur.

Şehir de yaşamak farklı. Köyde yaşamak farklıdır.

ŞEHİR hayatı bambaşka kurallar içerisin de. KENDİ HAYATINI YAŞAMAK ZORUNDA.

Komşuluk ilişkileri bitik,

Akrabalık ilişkileri bitik,

Arkadaş ilişkileri bitik durum da.                                                    

En zoru ONUR lu yaşamak…

Sadece emekli maaşı alanı düşünelim.

EVİ var mı?

Arabası var mı?  EŞİ VAR. Oldu iki kişi.

Isınma, elektrik, su, doğalgaz, gıda gideri var.

En düşük emekli maaşı 20 bin oldu.                                                

Ben bu parayı bölüştüremedim.

ALLAH yardımcısı olsun.

Giyinme, seyahat, günlük dışarda yeme içme, gezme yok.

Kısaca emekli nefes alamıyor.

SEYYANEN YAPILAN ZAM EMEKLİYE NEFES ALDIRACAKTIR.

SIKINTI VERMEYEN BİR YAŞLI DOSTSUZ KALMAZ…

BİR YAŞLIYA BAKARKEN, YAŞANIP BİTMİŞ BİR HAYATA DEĞİL,

KENDİ GELECEĞİNE BAKTIĞINI UNUTMA.




29 Aralık 2025 Pazartesi

TOPLUM NEDEN GERGİN


TOPLUM NEDEN GERGİN 


2025 yılının sonuna geldik. Yaşadığımız iç ve dış olaylara çok duyarlı olan insanlarımız,. Panik içerisinde hareket ederek mutsuz bir görüntü veriyorlar. Terörü bitirme projesi,. DIŞ POLİTİKA KOMŞUMUZ SURİYE DE YAŞANAN OLAYLARA duyarsız kalmak mümkün değil. MEDYA da seyrettiğimiz toplumsal olaylar Trafikte kavga etmek. Aile kavgaları. UYUŞTURUCU VE BAHİS OLAYLARI Toplumu germiştir. GENÇLERİMİZ AHLAKI NEREDEN ÖĞRENECEKLER… Toplum içinde gezerken toplu taşıma araçlarında. ,AVM’ler de gördüğümüz gençlerin çoğunluğu Asi ve toplum ahlakından uzak olduğu gözükmektedir. MÜLTECİLERİN DURUMU Toplumun en kalabalık yerlerin de gezmektedirler. En merkezi semtlerin de oturmakta olup kendi adetleri, kendi kıyafetleriyle yaşamaktadırlar. Oysa burası TÜRKİYE modern ülke. Kurallara ve ahlaki insani değerleri olan, geçmişi olan milleti yaşadığı güzel vatanımızdır. ÖRF VE ADETLERİMİZ KAYBOLMAK ÜZERE Aile terbiyesi nerede Nerede okul terbiyesi Dini eğitim nerede Nerede meslek ahlakı NE OLDU BU MİLLETE Kuşak değişimiyle ahlakta mı değişti, Bizi göçmenler mi etkiledi, YOKSA TV DİZİLERİMİ ETKİLEDİ AHLAK VE ÖRF ADETLERİ HİÇE SAYAN DİZİLER. Mafya yapımları, bol medresli diziler,. BİZLER BABADAN BÖYLE GÖRMEDİK Büyükler gelince ayağa kalkardık, Saygı sevgi en öndeydi, YALAN YOKTU İTAAT VARDI ANNE BABAYAYLA AYRI YAŞANMAZ ÖLÜNCEYE KADAR HELALLEŞİLİR BAKILIRDI.

18 Nisan 2023 Salı

14 MAYIS 2023 SEÇİMLERİ

14 Mayıs 2023 secimleri ülkemize hayırlar getirsin. Çumhurbaşkanlığı seçimi 4 aday olup, başkanlık sistemi ile TBMM ne seçilecek 600 milletvekili ülkemizin kaderini belirleyecek. Görüldüğü üzere gürültülü,patırtılı partilerin misyonunu hiçe şayarak,hatta menfaatleri uğruna parti logolarıyla misyonunu temsil etmeden az bir milletvekilliği ile seçim birlikteliği yapmıştır. Bu da %51 sisteminin yanlış olduğunu bize göstermektedir. MİLLİ MANEVİ VATAN BİRLİĞİMİZİ TEHTİD EDİCİ AÇIKLAMALARLA ÜLKEMİZİN TEMEL TAŞLARI SARSILMIŞTIR.ÜLKEMİZ BİR BÜTÜNDÜR. Ülkemiz var olduğu gündün beri bekasını var etmek için şehitler vermiştir. Herkesin aklını başına alarak birlik beraberlik içerisinde hareket etmesi gerekmektedir. Dış güclerin maşası olmadan vatan için millet için çalışacak adaylara oyumuzu vermeliyiz.

29 Ağustos 2021 Pazar

İSMET ÖZBAKKAL; 30 Ağustos Zafer Bayramı,KUTLU OLSUN.

ULU ÖNDER ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARINI ŞÜKRANLA ANIYORUZ ... Zafer Bayramı, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Atatürk'ün başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz'u anmak için Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde[2] her yıl 30 Ağustos günü kutlanan resmî ve ulusal bir bayram. Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon'da Başkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye'de 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu'dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 20 Temmuz 1922'deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Atatürk, taarruz kararını Haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü. Büyük Taarruz Ağustos'un 26'sını 27'sine bağlayan gece Afyon'da başlamış, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı.

18 Aralık 2020 Cuma

İSMET ÖZBAKKAL; SİYASETÇİ OLMAK

SİYASETÇİ OLMAK İÇİN TERCÜBE GEREK. Gün geçmiyor ki parti kurulmasın. Yeni kurulan partiler, elaman bulmakta zorlanıyor. Kimi buldu gel ilçe başkanı ol,gel il başkanı ol diyorlar. Daha önce ustalaşmamış bir kişiye parti teslim etmek,hiç pilotluğu olmayan kişiye uçağı teslim etmeye benziyor. Belki bir dümeye basmayla uçak düşecek.Belkide zarar alacaktır. Çıraklığını yapmadığın bir işin ustası olamazsın.Heleki siyasette toplumsal yaşamı,Türkiye ve Dünya da oluşan politikaları çok iyi bilip,ağzından çıkan kelimeleri bir ok gibi kullanmalıdır. NASIL;ACEMİ DOKTOR CANDAN EDERSE.YARIM SİYASETÇİDE VATANDAN EDER. Siyaseti yapacak kişinin vizyonu ve misyonu olmalı. Siyaset tercübe sanatıdır. Deneme yanılma ile yapılan günümüz siyasetinde zarar vermektedir. GEÇMİŞ SİYASİ TARİHİMİZİ ÇOK İYİ BİLMELİDİR. Hangi konuşmalar,sloganlar,olaylar ne gibi sonuçlar doğurmuştur. Önerim şudur usta bir siyasetçi yanında çalışmak. Beni il gençlik kolları başkanlığı.İlçe ve il başkanlığı deneyimim yanında yönetim kurulu üyelikleri genel merkez bazında oldu. Ülkemizin insanını çok iyi tanımalı.Yöresel ve sosyal durumuna göre konuşmalı. SAYIN SÜLEYMAN DEMİRELİN YENİ ATANAN İL BAŞKANINA ŞÖYLE BİR ÖNERİSİ OLMUŞTUR: 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, siyasi hayatı boyunca mesajlarını çoğu zaman fıkra anlatarak verirdi. Eski sadrazam, yeni sadrazama görev devrederken kapalı 3 zarf bırakmış: “Başın sıkışırsa birinci zarfı, biraz daha sıkışırsa ikici zarfı, çok sıkışırsa da üçüncü zarfı açarsın!” demiş. Yeni gelen bir süre uğraşmış, didinmiş, işleri düzene koyamamış. Her şey daha kötüye gidince aklına eski sadrazamın kendisine bıraktığı zarflar gelmiş. Birincisini açmış. Mektupta “Senden öncekileri kötüle!” diye yazılı. Başlamış kötülemeye… Gidene, demediğini bırakmamış ama fayda etmemiş… Bu kez ikinci zarfı açmış: “Etrafını kötüle!” O da bunu yapmış ve çevresi için demediğini bırakmamış ama yine işler berbat! Bu sefer “Son çare” diyerek üçüncü zarfı açmış. Zarftan çıkan küçük pusulada şunlar yazılı: “Sen de üç zarf hazırla!” DİYECEĞİM ŞU Kİ YENİ KURULAN VE TOPLAMA OLAN PARTİLERİN SONU HÜSRAN OLACAKTIR. İLK GANİMETTE BİR BİRİNE DÜŞECEKLERDİR. İŞİ EHLİNE VERMELİ VE ÖNCE İNSAN OLAN İNS ANLAR SİYASET YAPMALIDIRLAR.

16 Ağustos 2020 Pazar

İSMET ÖZBAKKAL;DOĞU AKDENİZ MESELESİ


 

TÜRKİYE SAHADA,.            GÜÇLÜ TÜRKİYE,ORDUSUYLA DÜNYA YI TİTRETİYOR. Doğu Akdeniz Sorununun Nedenleri ve Türkiye’nin Politikası

Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakatın Yunanistan’ı ve ona destek veren ülkeleri çok rahatsız ettiği görülüyor, ancak adaların deniz yetki alanlarının sınırlı olacağına dair çok sayıdaki uluslararası yargı kararı Ankara ile Trablus arasında atılan bu adımı destekliyor.

Türkiye’nin satın aldığı sondaj gemilerini petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri için göndermesi ve Libya ile imzalanan mutabakatla birlikte Doğu Akdeniz meselesi yoğun bir şekilde gündeme gelmeye başladı.

Ama Ankara’nın attığı bu adımlar öncesinde de Doğu Akdeniz birçok sorunun yaşandığı önemli bir bölgeydi.

Kıbrıs Sorunu bunların başında geliyor.

Yine İsrail ile Filistin arasında yaşanan anlaşmazlık ile Suriye İç Savaşı ve Lübnan Sorunu da Doğu Akdeniz’in sorunları.

Aynı şekilde Libya İç Savaşı da Doğu Akdeniz sorunları dediğimizde akla gelen meselelerden biri.

Türkiye ile Yunanistan arasında Ege’de karasuları, kıta sahanlığı, adaların silahsızlandırılması, hava sahası gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklar da Doğu Akdeniz sorunları.

Bütün bu sorunlar Doğu Akdeniz tabanında yer alan enerji kaynaklarının paylaşımıyla olduğu kadar, Kıbrıs, Suriye ve Lübnan gibi ülkeler üzerinde kimin nüfuz sahibi olacağıyla ve Libya gibi zengin doğal kaynaklara sahip ülkelerde kimin söz sahibi olacağıyla yakından ilgilidir.

Doğu Akdeniz rekabetinin taraflarına baktığımızda ise, doğal olarak sadece bölge ülkelerini görmüyoruz. Kıyıdaş bölge ülkelerinin yanında ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Suudi Arabistan, BAE ve İran gibi ülkelerin yoğun bir şekilde Doğu Akdeniz ile ilgilendiği görülüyor.

Herkes enerji kaynaklarından pay almaya çalışıyor ve gerek sahip olduğu enerji kaynakları gerekse deniz ulaşımı açısından stratejik önemi büyük olan bu bölgede kendisine nüfuz alanları oluşturmaya çalışıyor.

Bu kadar sayıda bölgesel ve bölge dışı aktörün içinde yer aldığı Doğu Akdeniz rekabetinin nasıl yürütüldüğüne baktığımızda ise, uluslararası hukuktan ziyade güç politikasının öne çıktığı tespitini yapmamız gerekir. Uluslararası hukukun genellikle güç politikasını kamufle etmek için öne sürüldüğüne şahit oluyoruz.

Fransa, ABD, Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Rusya Libya’da isyancı General Haftar’a BM silah ambargosuna rağmen her türlü desteği verirken uluslararası hukuku değil kendi çıkarları doğrultusunda güç politikasını öne çıkarıyor.

Buna karşılık Trablus’taki BM tarafından tanınan meşru hükûmete destek veren Türkiye, Katar ve İtalya da kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor kuşkusuz, ama bunu uluslararası hukuku ihlal etmeden yapıyorlar.

Rusya’nın Suriye’deki hava saldırıları, İsrail’in Gazze ablukası ve saldırıları, İran’ın Lübnan’daki faaliyetleri, ABD’nin PKK/YPG’ye desteği, Batılı ülkeler ile Suudi Arabistan ve BAE’nin Mısır’daki darbeye destekleri de ancak uluslararası hukuk yerine güç politikası ile açıklanabilecek tavırlar.

Türkiye, Doğu Akdeniz’de çıkarlarını savunmak için nasıl bir yol izliyor?

Türkiye’nin, bu kadar sayıda bölgesel ve bölge dışı ülkenin aktif bir şekilde yer aldığı Doğu Akdeniz’de kendi haklarını korumak için izlediği politikanın üç unsuru var.

İlk olarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Mısır’ın Türkiye’nin haklarını ihlal eden adımlarını kabul etmediğini BM’ye bildirmesinde olduğu gibi, bölgede tek taraflı oldubittilere müsaade etmeyeceğini gösteriyor. Uluslararası hukuk açısından Türkiye’nin bölgedeki haklarının kaybedilmemesi için bu bildirimler çok önemli.

İkinci olarak, Türkiye kendi kıta sahanlığı içerisinde gördüğü bölgelerde sismik araştırma ve sondaj gemileriyle petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri gerçekleştiriyor. Bu da hak iddia edilen bölgede gerek arama gemileriyle gerekse onlara eşlik eden askerî gemilerle fiilî varlık gösterilmesi açısından çok önemli. Bu noktada, son dönemde Türkiye’nin Yavuz ve Fatih isimli sondaj gemilerine sahip olmasının ne kadar gerekli ve isabetli bir adım olduğunun altını çizmek gerekir.

Üçüncü olarak, Libya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmalarında olduğu gibi, Türkiye anlaşmalarla kendi kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını belirleyip başka ülkelerin bu bölgelerdeki ekonomik kaynakları çıkarmaya yönelik faaliyet yapmasını engellemeyi amaçlıyor. Deniz yetki alanlarının sınırları konusunda bölge ülkelerinin maksimalist hareket ettiği düşünüldüğünde, bu anlaşmalarla Türkiye’nin kendi yetki alanlarının sınırlarını garanti altına alması da önemlidir.

Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakatın Yunanistan’ı ve ona destek veren ülkeleri çok rahatsız ettiği görülüyor, ancak adaların deniz yetki alanlarının sınırlı olacağına dair çok sayıdaki uluslararası yargı kararı Ankara ile Trablus arasında atılan bu adımı destekliyor.